head

2183026 810x458 75f08
Cumartesi, 18 Nisan 2026
rek_lam_11_386cd_1aab8.jpg

Dünya

ABD ve İran arasında ilan edilen iki haftalık ateşkes anlaşmasına rağmen Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiği felç olmaya devam ediyor.

The Washington Post'un analizine göre; İran, altı haftalık çatışma süresince döşediği deniz mayınlarıyla stratejik dar boğazı adeta geçilmez bir kaleye dönüştürdü. Boğazdan geçiş için "haraç" istendiğini belirten ABD Başkanı Trump'ın İran limanlarına abluka kararı almasıyla kriz daha da derinleşti. Körfez'de 700'den fazla gemi mahsur kalmış durumda...

ABD ile İran arasında varılan ve ticari gemilerin geçişini kolaylaştırmayı öngören iki haftalık ateşkesin üzerinden bir hafta geçmesine rağmen, dünyanın en önemli enerji koridoru olan Hürmüz Boğazı'nda gerilim düşmek yerine daha da tırmanıyor. The Washington Post'ta (WP) yayımlanan kapsamlı analize göre, Washington yönetimi İran'ı ekonomik olarak köşeye sıkıştırmaya çalışsa da, Tahran elindeki en güçlü kozu, yani "coğrafyayı" ustalıkla kullanıyor.

Kpler verilerine göre, savaş öncesi Hürmüz Boğazı'ndan günde ortalama 130 gemi geçerken, ateşkesin ilanından bu yana bu sayı günde sadece 7 gemiye düştü. Kopenhag merkezli denizcilik danışmanlık şirketi Vespucci Maritime'dan Lars Jensen durumu, "Fiili olarak ateşkes boğazdaki durumu zerre kadar değiştirmedi" sözleriyle özetliyor. Rakamlar, boğazdaki fiili kapanmanın resmi bir yasaktan ziyade "yüksek riskten" kaynaklandığını gösteriyor.

İRAN'IN COĞRAFİ AVANTAJLARI...

Savaş öncesinde küresel petrol akışının yüzde 20'sini (günde 20 milyon varil) ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin yüzde 20'sini taşıyan Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'nin tek çıkış noktası konumunda. WP analizine göre İran, bu stratejik dar boğazı altı haftalık çatışma süresince döşediği deniz mayınlarıyla adeta geçilmez bir kaleye dönüştürdü.

Boğazın coğrafi yapısı gereği devasa ticaret gemileri sadece iki mil genişliğindeki dar şeritlerden geçmek zorunda kalıyor. Bu durum, onları İran'ın sarp kıyı şeridine saklanmış küçük saldırı botlarına ve adalara yerleştirilmiş gemisavar füzelerine karşı tamamen açık hedef haline getiriyor. Villanova Üniversitesi'nden Frank Galgano, "Mayınlar gerçek bir tehlike olduğu kadar psikolojik bir silaha da dönüştü" değerlendirmesini yapıyor.

"HARAÇ" KRİZİ VE YAPTIRIM ÇIKMAZI...

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), ana geçiş yollarındaki mayın riski nedeniyle gemilerin rotalarını kendi kıyılarına yakın olan Larak Adası çevresine saptırmalarını şart koşuyor. Bu sapma, İran ordusuna gemileri denetleme ve geçiş için "geçiş ücreti/gişe" adı altında para talep etme fırsatı veriyor.

ABD Başkanı Donald Trump bu talepleri doğrudan "haraç kesmek" olarak nitelendirerek, pazar günü ABD'nin İran limanlarına giren veya çıkan gemileri engelleyeceğini duyurdu. Bu durum uluslararası denizcilik şirketlerini büyük bir açmaza sürükledi. DMO'ya güvenli geçiş için para ödeyen şirketler, ABD ve AB yaptırımlarını delme suçuyla karşı karşıya kalma riski taşıyor.

700 GEMİ KÖRFEZ'DE MAHSUR KALDI...

Hürmüz'ün statüsündeki bu karmaşa ve yükselen riskler, denizcilik sektörünü "bekle-gör" politikasına itti. Windward verilerine göre pazartesi günü itibarıyla Basra Körfezi'nde 700'den fazla gemi mahsur durumda. Denizcilik devi Hapag-Lloyd, güvenlik garantisi verilene ve geçiş ücretleriyle ilgili durum netleşene kadar gemilerini boğazdan geçirmeyeceğini açıkladı.

Uzmanlar, İran'ın boğazı bir koz olarak kullanmaya devam etmek istediğini ancak kısıtlamaları çok fazla zorlamanın ateşkesi tamamen çökertme riski taşıdığını belirterek, Tahran'ın çok ince bir çizgide yürüdüğü konusunda uyarıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAK: Ajanslar

 

Pakistan'da ABD ile İran arasındaki kalıcı ateşkes görüşmelerinden bir sonuç çıkmazken Trump'ın Hürmüz Boğazı'nı abluka altına alma planı NATO müttefikleri arasında karşılık görmedi...
 
ABD ve İsrail'in Şubat ayında İran'a saldırısı ve İran'ın da misillemesiyle birlikte Orta Doğu'da çıkan savaşın 40'ıncı gününde geçici ateşkes kararı alınmasından sonra umutlar bir kez daha suya düştü.
 
Önceki gün Pakistan'ın başkenti İslamabad'da masaya oturan ABD ve İran heyetlerinin kalıcı ateşkes için el sıkışmadan masadan ayrılmalarının üzerine ABD Başkanı Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı'nı abluka altına alma planı gerilimi yükseltti.
 
ABD'nin NATO müttefikleri Trump'ın Hürmüz Boğazı'nı abluka altına alma planına dahil olmayacaklarını açıkladı. Uzmanlar bu durumun giderek kırılganlaşan ittifak içindeki gerilimi daha da artıracağını tahmin ediyor.
 
Trump, İran'la altı haftalık çatışmayı sona erdirmek için hafta sonu yapılan görüşmelerin anlaşmaya varılamamasının ardından, ABD ordusunun diğer ülkelerle birlikte su yolundaki tüm deniz trafiğini bloke etmek için çalışacağını söylemiş ve ABD ordusu da bugün TSİ 17:00'de başlayacak olan ablukanın yalnızca İran limanlarına giden veya gelen gemileri kapsayacağını duyurmuştu.
 
Trump, Pazar günü Truth Social'da yaptığı bir paylaşımda, "Abluka kısa süre içinde başlayacak. Diğer ülkeler de bu ablukaya dahil olacak" derken İngiltere ve Fransa da dahil olmak üzere NATO müttefikleri, ablukaya katılarak çatışmaya dahil olmayacaklarını, bunun yerine dünyanın petrolünün beşte birinin geçtiği su yolunu açmanın hayati önem taşıdığını açıkladı.
 
STARMER: KARARIM ÇOK AÇIK...
 
İngiltere Başbakanı Keir Starmer BBC'ye verdiği demeçte, "Ablukaya destek vermiyoruz" dedi.
 
Starmer, "Kararım çok açık bir şekilde şu ki, ne kadar baskı olursa olsun, ve önemli bir baskı oldu, savaşa sürüklenmeyeceğiz" dedi.
 
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, geçen hafta Reuters'e konuşan diplomatlara göre, Trump'ın Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sağlanmasına yardımcı olmak için yakın gelecekte somut taahhütler istediğini Avrupa hükümetlerine iletti.
 
Rutte, 9 Nisan'da yaptığı açıklamada, 32 üye ülkenin bir misyon oluşturulması konusunda anlaşması halinde NATO'nun boğazda rol oynayabileceğini söyledi.
 
Birçok Avrupa ülkesi, boğazda yardım etmeye istekli olduklarını ancak bunun ancak düşmanlıklara kalıcı bir son verilmesi ve İran ile gemilerine saldırılmayacağına dair bir anlaşmaya varılması şartıyla mümkün olacağını belirtti.
 
FİDAN'DAN DİPLOMASİ VURGUSU
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da bugün X'te yaptığı açıklamada, Fransa'nın boğazda seyrüseferin yeniden sağlanması için çok uluslu bir misyon oluşturmak üzere İngiltere ve diğer ülkelerle bir konferans düzenleyeceğini söyledi.
 
Macron, "Savaşan taraflardan ayrı, tamamen savunma amaçlı bu misyon, durum izin verir vermez konuşlandırılacak" dedi.
 
Üst düzey bir Avrupalı ​​yetkiliye göre, İngiltere, çatışmalar sona erdikten sonra boğazdan geçen gemiler için sigorta primlerini düşürmenin yollarını arıyor.
 
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın diplomasi yoluyla yeniden açılması gerektiğini belirterek, boğazı denetleyecek uluslararası bir güç oluşturmanın karmaşık olacağını söyledi ve NATO'nun Temmuz ayında Ankara'da yapılacak zirvede Trump ile ilişkilerini yeniden gözden geçirmesi çağrısında bulundu.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
KAYNAK: Ajanslar

İran İslam Cumhuriyeti Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada 2 şart sundu. Kalibaf, şartlar gerçekleşmeden görüşmelere geçilmesinin mümkün olmadığını söyledi...

ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a saldırılarıyla başlayan ve savaşta 8 Nisan'da sağlanan geçici ateşkesin ardından, İran'ın ateşkeş koşullarının henüz yerine getirilmediğini bildiren İran İslam Cumhuriyeti Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf söz konusu koşulların sağlanmadığı takdirde görüşmelere geçilmeyeceğini bildirdi.

ŞARTLAR BELLİ OLDU...

Kalibaf yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

  • "Taraflar arasında karşılıklı olarak üzerinde mutabakata varılan iki husus henüz uygulanmamıştır: Lübnan’da ateşkesin sağlanması ve İran’ın dondurulmuş (bloke edilmiş) varlıklarının, müzakerelere başlanmadan önce serbest bırakılması. Bu iki meselenin, müzakereler başlamadan önce yerine getirilmesi gerekmektedir."

 

 

Alanya Güneşi Haber Merkezi

KAYNAK: Ajanslar

İran medyasının aktardığına göre, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının ardından Hürmüz Boğazı'ndan petrol tankerlerinin geçişi durduruldu...

İranlı yetkili, ABD ile varılan ateşkes anlaşmasının Lübnan dahil tüm cepheleri kapsadığını belirterek, İsrail'in Lübnan'da ihlallerinin devam etmesi halinde Tahran'ın Washington ile yapılan ateşkesten çekileceğini bildirdi.

İsrail'in 10 maddelik anlaşmayı hiçe sayarak Lübnan'ı ağır bir şekilde bombalamasının ardından Orta Doğu'da ipler koptu. İran, İsrail'in saldırılarını sürdürmesi halinde ABD ile yapılan 14 günlük ateşkesten resmen çekileceğini duyurdu. Bu sert uyarının hemen ardından İran medyası, küresel petrol ticaretinin şahdamarı olan Hürmüz Boğazı'ndaki petrol tankeri trafiğinin durdurulduğunu açıkladı.

TANKER TRAFİĞİ DURDU...

İsrail’in Lübnan’a düzenlediği saldırıların ardından Hürmüz Boğazı’ndaki petrol tankeri trafiğinin durduğu öne sürüldü. Bölgedeki gerilimin artması, küresel enerji arzı açısından kritik öneme sahip boğazdaki hareketliliği doğrudan etkiledi.

İRAN’DAN ATEŞKES UYARISI: “ÇEKİLİRİZ”...

Öte yandan İranlı yetkililer, ABD ile varılan ve İsrail’i de kapsayan ateşkes anlaşmasına ilişkin sert mesajlar verdi.

Yetkili, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının ateşkesi ihlal ettiğini savunarak şu ifadeleri kullandı:

“Siyonist rejim (İsrail) buna rağmen sabahtan bu yana ateşkesi açıkça ihlal ederek Lübnan'a karşı acımasız saldırılar düzenledi. İsrail, Lübnan'a yönelik saldırılarına devam ederek ateşkesi ihlal etmeyi sürdürürse İran, anlaşmadan çekilecektir.”

Bu tarihi gelişme, ABD Başkanı Donald Trump'ın iki haftalık ateşkesi kabul ederken öne sürdüğü yegâne şart olan "Hürmüz Boğazı'nın TAM, DERHAL ve GÜVENLİ BİR ŞEKİLDE AÇILMASI" ilkesinin, İsrail'in saldırıları yüzünden daha ilk günden çöpe gittiği anlamına geliyor.

10 maddelik barış planının en önemli maddesi olan "Lübnan'a saldırıların durması" şartını İsrail'in ihlal etmesi, İran'ın da elindeki en büyük koz olan Hürmüz Boğazı'nı yeniden kapatmasına neden oldu. Bölge, kısa süreli barış umudunun ardından tekrar topyekûn bir bölgesel savaşın ve küresel enerji krizinin eşiğine sürüklendi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAK: Ajanslar

Beyaz Saray'da basın toplantısı gerçekleştiren Başkan Trump, İran savaşında çok iyi gittiklerini belirterek İran'a dönük yeni bir saldırının düzenlenebileceğine ilişkin yeşil ışık yaktı.

İran'ın bir gecede ABD tarafından yok edilebileceğini iddia eden Trump, "Bu belki de yarın olur" ifadelerini kullandı...

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da daha önce yapacağını duyurduğu basın toplantısını gerçekleştirdi.

İran'a yönelik İsrail iş birliği ile başlattıkları savaşla ilgili de önemli açıklamalarda bulundu. İran'da kurtarılan ABD'li askerlerin kurtarılmalarıyla ilgili açıklamalarda bulunan Trump, "Tüm ülke bir gecede belki de yarın yok edilebilir" dedi.

Öte yandan Trump, İran'da düşürülen ABD uçağında bulunan iki pilotun kurtarılmasına yönelik yürütülen operasyon hakkında da detaylı bilgiler paylaştı.

"21 UÇAKLA İRAN’A GİRDİK"...

Operasyonun askeri detaylarını ilk kez paylaşan Trump, tek bir askeri kurtarmak için devasa bir hava gücünün seferber edildiğini söyledi.

Trump, "ABD ordusu hiçbir zaman askerlerini arkada bırakmaz. Bu operasyonda 21 uçağımız İran hava sahasına girdi. Operasyon tam 7 saat sürdü ve güçlerimiz ağır ateş altında kaldı" dedi.

"PİLOTUMUZ KAN KAYBEDERKEN DAĞA TIRMANDI"...

Kurtarılan pilotun kahramanlığını vurgulayan Trump, operasyonun perde arkasını şu sözlerle anlattı:

"Pilotumuz çok cesurdu. Yaralıydı ve kan kaybediyordu ama yakalanmamak için dağa tırmandı. İran güçlerini şaşırtarak farklı bölgelere sevk ettik, onları yanılttık. Sonuçta tek bir kayıp bile vermeden İran topraklarını terk ettik. Bu harika bir operasyondu."

"MADURO TİMİ" İRAN’DA İŞ BAŞINDA...

Trump, operasyonu gerçekleştiren özel kuvvetler birliğinin, daha önce Venezuela’da Nicolas Maduro’ya yönelik operasyonları yürüten seçkin ekip olduğunu açıkladı.

"İran gibi bir ülkede bunu ancak biz yapabilirdik ve yaptık," diyen Trump, dünyada benzeri olmayan bir askeri ekipmana sahip olduklarını hatırlattı.

İRAN İÇİN KRİTİK 24 SAAT: YARIN GECE YOK OLABİLİRLER...

Açıklamalarının en dikkat çekici kısmı ise İran’ın geleceğine yönelik tehditleri oldu. Trump, İran'ın önünde sadece iki seçenek olduğunu belirterek şunları söyledi: