head

2183026 810x458 75f08
Perşembe, 14 Mayıs 2026
rek_lam_11_386cd_1aab8.jpg

Dünya

Batı yaptırımlarının etkisiyle Rusya’nın ana ham petrolü Urals, uluslararası piyasalarda Brent petrolüne kıyasla yaklaşık üç yılın en derin fiyat farkıyla işlem görüyor. İskonto, Moskova’nın petrol gelirlerini ve bütçe beklentilerini baskı altına alıyor...

Rusya’nın amiral gemisi ham petrolü Urals, Batı yaptırımlarının ticareti zorlaştırmasıyla uluslararası piyasalarda ciddi bir değer kaybı yaşadı. Argus Media verilerine göre, ülkenin batı limanlarından ihraç edilen Urals petrolünün Brent petrolüne göre ortalama iskontosu cuma günü 30,62 dolara ulaştı. Bu seviye, Nisan 2023’ten bu yana görülen en geniş fiyat farkı olarak kayıtlara geçti.

Urals petrolü ihracat noktasında varil başına 40 doların biraz üzerinde işlem görüyor.

636970020 932525312719377 5432105866032366555 n c2fa3

LİMAN FİYATLARI BÜTÇE BEKLENTİLERİNİN ALTINDA...

Argus verilerine göre, Baltık Denizi’ndeki Primorsk Limanı’ndan çıkan Urals petrolü cuma günü 42,09 dolar, Karadeniz’deki Novorossiysk Limanı’ndan ihraç edilen petrol ise 40,44 dolar seviyesinde işlem gördü.

Bu fiyatlar, Rus hükümetinin bütçe planlamasında öngördüğü seviyelerin oldukça altında bulunuyor. Moskova, 2026 yılı için Urals petrolünün ortalama 59 dolar/varil düzeyinde seyretmesini bekliyordu.

DÜŞÜK FİYAT, KREMLİN GELİRLERİNİ BASKILIYOR...

Uzmanlar, iskontolu satışların Rusya’nın petrol gelirlerini azaltarak enerji şirketlerinin devlete ödediği vergi tutarlarını da düşürdüğüne dikkat çekiyor. Bu durum, Kremlin’in bütçe gelirleri üzerinde ilave baskı yaratıyor.

Batılı ülkelerin özellikle geçen yılın sonlarında uygulamaya koyduğu yaptırımların, Urals petrolünün küresel pazardaki konumunu zayıflattığı değerlendiriliyor.

HİNDİSTAN’A GİDEN PETROLDE FARK DARALIYOR...

Urals petrolü Hindistan’a ulaştığında Brent petrolüne kıyasla iskontonun 12 doların üzerine gerilediği belirtiliyor. Bu seviye de Nisan 2023’ten bu yana görülen en geniş farklardan biri olsa da, ihracat noktası ile teslim fiyatı arasındaki yüksek farkın ne kadarının Rusya’ya gelir olarak döndüğü netlik kazanmıyor.

ABD VE AB’DEN EK BASKI...

ABD, geçen yıl Hindistan’ın Urals petrolü alımları nedeniyle ülkeye uyguladığı gümrük tarifesini yüzde 50’ye yükseltmiş, ayrıca Rusya’nın en büyük petrol üreticileri Rosneft ve Lukoil’i yaptırım listesine almıştı. Daha sonra ABD Başkanı Donald Trump, Hindistan mallarına yönelik ek yüzde 25’lik tarifeyi kaldırmıştı.

Öte yandan İngiltere ve Avrupa Birliği, 1 Şubat itibarıyla Rus petrolüne uygulanan fiyat tavanını daha da aşağı çekti. Buna göre Avrupalı şirketler, yalnızca varil fiyatı 44,10 doların altında olan Rus petrolü için nakliye ve sigorta gibi hizmetler sunabiliyor.

TARİFELER VE HUKUKİ BELİRSİZLİKLER...

ABD’de bir mahkemenin, Trump’ın Uluslararası Acil Ekonomik Yetkiler Yasası kapsamında uyguladığı gümrük vergilerini hukuka aykırı bulması, küresel ticarette belirsizliği artırdı. Trump’ın açıkladığı yeni küresel tarifelerin Rus petrolünün Asya pazarlarındaki seyrini nasıl etkileyeceği ise belirsizliğini koruyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAK: NEFES.COM

ABD-İran gerilimi sürerken, ABD Donanması’na ait USS Gerald R. Ford uçak gemisi, Bugün 23 Şubat 2026’da Yunanistan’ın Girit Adası’nda bulunan Souda Körfezi’ne demirledi. Gemi, Doğu Akdeniz’de artan askeri hareketlilik ve bölgesel güvenlik gelişmeleri kapsamında bölgeye intikal etti...

İran’a yönelik askeri saldırı seçeneği gündemdeyken ABD ordusunun, Orta Doğu’ya askeri sevkiyatı sürdürüyor.

639241084 716777941399612 647337526364238945 n 8cb9f
Karayip’lerde, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun kaçırıldığı ABD operasyonuna katılmasının ardından Atlantik üzerinden Orta Doğu’ya hareket eden USS Gerald R. Ford adlı gemi Akdeniz'e geldi.

Girit Adası’nda bulunan Souda Körfezi’nde demirleyen gemiyi Reuters haber ajansı görüntüledi.

634476549 1994124084504898 8724084008998677703 n c0ebe

Ford Uçak Gemisi Taarruz Grubu hâlihazırda Orta Doğu’da konuşlu bulunan Lincoln Taarruz Grubu’nun yanı sıra diğer donanma gemileri, taktik savaş uçakları, keşif ve gözetleme uçakları, yakıt ikmal uçakları ve hava savunma unsurlarına katılması bekleniyor.

Tel Aviv ve çevresini korumak üzere İsrail açıklarına yerleştirilmesi beklenen USS Gerald R. Ford Ford ve Lincoln taarruz grubu gemilerinin bir arada 10 binden fazla personelle görev yapma kapasitesi bulunuyor.

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
KAYNAK: Ajanslar 

Rusya'nın Sibirya bölgesindeki Baykal Gölü'nün donan bölümünden geçen aracın buz kırılması sonucu suya düşmesiyle 7 Çinli turist ve şoför hayatını kaybetti...

Rusya'nın Sibirya bölgesinde "dünyanın en derin gölü" olarak bilinen Baykal Gölü'nde yerel saatle 07.30'da biri şoför, sekizi Çinli turist olmak üzere dokuz kişinin bulunduğu araç, buzun kırılması sonucu suya düştü.

Olay yerine Rusya Acil Durumlar Bakanlığı, Baykal Arama ve Kurtarma ekibi sevk edildi.

Vali Igor Kobzev yaptığı açıklamada bir turistin kurtulduğunu, yedi turist ile şoförün hayatını kaybettiklerini ifade etti.

Kobzev, aracın buzun kırılması sonucu suya düştüğü Olkhon adasına giden buz geçidinin erişime kapalı olduğunu, olayın nedenlerinin araştırıldığını belirtti.

Kobzev, durumun İrkutsk'taki Çin Konsolosluğuna bildirildiğini aktardı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAK: Ajanslar

ABD ordusu, Ortadoğu'ya 2003 yılındaki Irak işgalinden bu yana görülen en büyük askeri yığınağı yaparak tarihe geçti. Başkan Trump İran'a nükleer programı konusunda anlaşmaya varması için en fazla 10 ila 15 gün süre tanıdığını açıkladı...

ABD Başkanı Donald Trump, perşembe günü Air Force One uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada, İran ile ya bir anlaşmaya varılacağını ya da sonucun Tahran yönetimi için talihsiz olacağını belirtti. Müzakerelerin devam etmesi için 10 ila 15 günlük bir sürenin yeterli ve "maksimum" sınır olduğunu ifade eden Trump, olası bir askeri müdahalenin sinyallerini verdi.

Bloomberg'de yer alan habere göre, ABD'nin Ortadoğu'ya yönlendirdiği iki uçak gemisi, savaş uçakları ve havada yakıt ikmal tankerlerini içeren bu geniş çaplı sevkiyat, ülkenin 2003'teki Irak işgalinden bu yana gerçekleştirdiği en büyük askeri yığınak olarak kayıtlara geçti.

Bu hamle, Trump'ın ocak ayı başlarında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu iktidardan uzaklaştırmadan önce emrettiği askeri hareketliliği de gölgede bıraktı.

TÜM UNSURLAR MART AYINDA SAHADA YERİNİ ALACAK

Wall Street Journal'ın haberine göre, ABD'nin bölgeye kara birlikleri konuşlandırması beklenmezken, söz konusu askeri yığınak Trump'ın İsrail ile işbirliği içinde günlerce sürecek kapsamlı bir harekat başlatma ihtimalini güçlendiriyor.

Görüşmelerde, geçtiğimiz haziran ayında İran'ın nükleer programına yönelik düzenlenen gece yarısı saldırılarından çok daha geniş çaplı bir harekat öne çıksa da, Trump'ın Tahran'ı müzakere masasına çekmek için sınırlı bir önleyici saldırı seçeneğini de değerlendirdiği belirtiliyor.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, İran'ın önümüzdeki birkaç hafta içinde müzakerelere yanıt vermesinin beklendiğini, ancak bu süreden önce askeri eylem olasılığının da dışlanmadığını kaydetti. Çarşamba günü Durum Odası'nda yapılan toplantıda ise bölgeye yönlendirilen tüm Amerikan askeri unsurlarının mart ayı ortasına kadar yerlerini alacağı bildirildi.

iran-info.jpg

"İRAN'A MÜZAKEREDE ESNEK OL MESAJI"...

Uçuş takip sitesi FlightRadar24 verileri; ABD askeri kargo uçakları, havada yakıt ikmal tankerleri, gözetleme uçakları ve insansız hava araçlarının Katar, Ürdün, Girit ve İspanya'daki üslere yönelik uçuşlarında ciddi bir artış olduğunu gösteriyor.

Bölgeye sevk edilen unsurlar arasında KC-46 ve KC-135 yakıt ikmal uçakları, asker ve ağır ekipman taşıyan C-130J kargo uçakları, E-3 Sentry (AWACS) radar uçakları ve RQ-4 Global Hawk gözetleme dronları bulunuyor.

Deniz gücü açısından ise bölgede Tomahawk füzeleri taşıyabilen Arleigh Burke sınıfı muhriplerin eşlik ettiği USS Abraham Lincoln uçak gemisi ile 13 milyar dolarlık maliyetiyle ABD'nin en pahalı savaş gemisi olan USS Gerald R. Ford uçak gemisi yer alıyor.

Washington Yakın Doğu Araştırmaları Enstitüsü Askeri Araştırmalar Direktörü Michael Eisenstadt, bu iki uçak gemisinin daha sürdürülebilir operasyonlar için geniş seçenekler sunduğunu ve İran'a müzakerelerde daha esnek olması gerektiği mesajını verdiğini vurguladı.

ABD ile İran arasında artan jeopolitik gerilim, küresel piyasalarda da etkisini anında gösterdi. Hisse senedi piyasalarında düşüş yaşanırken, küresel gösterge olan Brent tipi ham petrolün varil fiyatı perşembe günü 71 doların üzerine tırmandı. Uzmanlar, olası bir çatışmanın ABD'yi Orta Doğu'da 1991'den bu yana kendi tercihiyle girdiği üçüncü büyük savaşa sürükleyebileceği konusunda uyarıyor. 

REJİM DEĞİŞİKLİĞİ İHTİMALİ VE İRAN'IN DİRENCİ...

Haziran 2025'te gerçekleştirilen ABD saldırıları İran'ın nükleer programıyla bağlantılı üç tesise odaklanmışken, yeni planların İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) tesislerini ve dini lider Ayetullah Ali Hamaney dahil olmak üzere üst düzey yönetimi hedef alabilecek bir rejim değişikliği çabasına dönüşebileceği tartışılıyor. Ancak ABD merkezli Ulusal İranlı Amerikalılar Konseyi Başkanı Jamal Abdi, İsrail'in haziran ayındaki saldırılarda DMO'nun üst düzey liderlerini hedef aldığını, buna rağmen İran'ın 24 saat içinde toparlanıp karşılık verebildiğini hatırlattı. Abdi, Tahran yönetiminin bu tür olası senaryolara karşı planlamalar yaptığını ve üst düzey suikast girişimlerine karşı artık çok daha dirençli olabileceğini kaydetti.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAK: Ajanslar

 

 

 

 

İngiltere Kralı'nın kardeşi Andrew Mountbatten-Windsor, ticaret elçisi olarak görev yaptığı dönemde kamu görevini kötüye kullandığı şüphesiyle Epstein soruşturması kapsamında Thames Valley Polisi tarafından gözaltına alındı...

İngiltere Kralı'nın kardeşi Andrew Mountbatten-Windsor, ticaret elçisi olarak görev yaptığı dönemde kamu görevini kötüye kullandığı şüphesiyle Epstein soruşturması kapsamında Thames Valley Polisi tarafından gözaltına alındı.

Bugün 66 yaşına giren eski Prens Andrew Mountbatten-Windsor, sabah saatlerinde Norfolk'taki Sandringham Malikhanesi'ne düzenlenen emniyet operasyonuyla gözaltına alındı.

ABD’de reşit olmayan kızları fuhuşa sürükleme suçlamasıyla yargılanırken cezaevinde ölen Jeffrey Epstein dosyasında adı geçen Prens Andrew hakkında yetkililer, şüphelinin “kamu görevini kötüye kullanma” iddiaları kapsamında gözetim altında tutulduğunu; Berkshire ve Norfolk’taki bazı adreslerde ise eş zamanlı arama yapıldığını bildirdi.

Başbakan Sir Keir Starmer ise bu sabah Andrew’ün Epstein skandalı hakkında Birleşik Krallık ve ABD’deki yetkililerle konuşması gerektiğini söyledi.

BBC'ye konuşan Starmer, “Herhangi bir bilgisi olan herkes ifade vermelidir. Bu ister Andrew ister başka biri olsun, ilgili bilgiye sahip herkes, hangi kurum yetkiliyse ona başvurmalıdır. Bu özel durumda Epstein’dan söz ediyoruz ancak başka pek çok dava da var.” dedi.

POLİSTEN AKTİF SORUŞTURMA VE YARGI UYARISI

Operasyonun kamuoyuna yansımasının ardından Thames Valley Polisi resmi bir açıklama yayımladı. Kurum, ulusal yönergeler gereği şüphelinin ismini doğrudan zikretmeden, "altmışlı yaşlarında Norfolk'lu bir erkeğin" gözaltında olduğunu teyit etti. Emniyet Müdür Yardımcısı Oliver Wright, titizlikle yürütülen bir ön değerlendirme sürecinin ardından resmi soruşturmanın resmen başlatıldığını ifade etti. Davanın kamuoyundaki yüksek hassasiyetinin bilincinde olduklarını belirten Wright, soruşturmanın bütünlüğünü ve tarafsızlığını korumak adına medyanın yargı sürecini etkileyebilecek yayınlardan kaçınması (contempt of court) gerektiği yönünde hukuki bir uyarıda bulundu.

KRALİYET AİLESİ İÇİN EMSALSİZ BİR HUKUKİ ADIM

Sabah saatlerinde Sandringham'daki konutun etrafında sivil polis araçlarının görülmesiyle ilk emareleri ortaya çıkan bu gözaltı kararı, İngiliz monarşisi açısından emsalsiz bir adım olarak nitelendiriliyor. Windsor'daki resmi ikametgahından ayrıldıktan sonra Norfolk'a yerleşen ve halihazırda kraliyet unvanları elinden alınmış olan Kral'ın kardeşinin ilk kez hukuki bir yaptırımla gözaltına alınması, Epstein soruşturmasında kritik bir eşiğin aşıldığına işaret ediyor. Yetkililerin, devam eden aramalar ve hukuki prosedürler hakkında uygun görülen zamanda kamuoyunu yeniden bilgilendirmesi bekleniyor.

NE OLMUŞTU?

Prens Andrew, geçtiğimiz yıl 17 Ekim’de, Jeffrey Epstein ile olan bağlantıları nedeniyle York Dükü unvanından feragat ettiğini açıklamıştı.

Andrew yaptığı açıklamada, "Benimle ilgili devam eden suçlamaların, Majesteleri ve Kraliyet Ailesi tarafından ortaya konulan çalışmaları gölgelediği sonucuna vardık. Her zaman olduğu üzere, ailem ve ülkeme karşı görevlerimi öncelikli tutma kararlılığındayım. Beş yıl önce kamuoyu önünden çekilme kararımın arkasındayım. Majestelerinin onayıyla şimdi bir adım daha ileri gitmem gerektiğini düşünüyoruz. Bu nedenle artık bana verilmiş unvan ve nişanları kullanmayacağım. Daha önce de söylediğim gibi, hakkımdaki suçlamaları şiddetle reddediyorum" demişti.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAK: Ajanslar