head

2183026 810x458 75f08
Pazartesi, 31 Ağustos 2026

 

 

Dünya

Almanya'nın doğusundaki Leipzig kentinin şehir merkezinde Grimmaische Caddesi üzerinde bir araç, yaya yolundaki kalabalığın arasına daldı.

Olayda ilk belirlemelere göre en az 2 kişi hayatını kaybederken, 2'si ağır çok sayıda kişi de yaralandı.

Olay sonrası bölgeye çok sayıda polis ve ambulans sevk edildi.

Leipzig polisi tarafından yapılan açıklamada, olayın öğle saatlerinde meydana geldiği aktarılarak, aracın yaya yoluna girerek hiç durmadan devam ettiği ifade edildi.

Polis, olayın bir kaza mı yoksa saldırı mı olduğu konusunda bilgi paylaşmadı.

Alman basınında yer alan haberlerde, aracın saatte 70 kilometre hızla gittiği ve sürücünün bir kadın olduğu ifade edilerek, sürücünün gözaltına alındığı aktarıldı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAK: Ajanslar

Eski Doğal Kaynaklar Bakan Yardımcısı Denis Butsaev’in görevden alındığı gün Rusya’dan ayrıldığı iddia edildi...

Rusya’da Vladimir Putin yönetimindeki kabinede yer alan üst düzey bir ismin ülkeyi terk ettiği iddiası gündeme geldi. Eski Doğal Kaynaklar Bakan Yardımcısı Denis Butsaev’in, Rus güvenlik servislerinden kaçarak Amerika Birleşik Devletleri’ne gittiği öne sürüldü.

49 yaşındaki Butsaev’in 22 Nisan’da görevden alındığı ve aynı gün ülkeden ayrıldığı belirtildi. İlk olarak Belarus’a geçtiği, ardından Gürcistan üzerinden ABD’ye uçtuğu ifade ediliyor. Siyasi sığınma talebinde bulunup bulunmadığı ise netlik kazanmış değil.

Putin'den kaçtı, ABD'ye sığındı - Resim : 1

YOLSUZLUK SORUŞTURMASI VE KAÇIŞ İDDİASI...

Butsaev’in, Kremlin’de üst düzey isimleri kapsayan geniş çaplı bir yolsuzluk soruşturması sırasında ülkeden ayrıldığı da iddialar arasında yer alıyor. Bu gelişme, Putin yönetiminde görev yapan üst düzey bir ismin ilk kez ülkeyi terk ettiği yönünde yorumlandı.

ZORUNLU ASKERLİK VE BASKILAR ARTIYOR...

Rusya’da Rusya-Ukrayna Savaşı devam ederken, ülkeden ayrılmaya çalışanların sayısının arttığı belirtiliyor. Üniversite öğrencilerinin dersliklerden ve yurtlardan alınarak askere götürüldüğü, sebze depoları, camiler ve sokaklarda düzenlenen baskınlarla askerlik çağındaki erkeklerin toplandığı ifade ediliyor.

Zorunlu askerlik uygulaması Rusya’da uzun süredir hassas bir konu olarak öne çıkarken, birçok kişinin celp kağıdı almamak için çeşitli yollar denediği biliniyor. Putin yönetimi, celp çağrısı yapılan erkeklerin ülkeyi terk etmesini yasakladı ve yoklama işlemlerine katılmayanlara yönelik para cezalarını artırdı.

MUHALİF AKTİVİSTLERDEN KAÇIŞA DESTEK...

Öte yandan, Londra merkezli bazı aktivistler, Rus vatandaşlarının ülkeden ayrılmasına yardımcı oluyor. Bu isimlerden biri olan Ksenia Maximova, özellikle savaş karşıtı duruşuyla dikkat çekiyor.

Rusya’nın Ural Dağları bölgesinde doğan ve daha önce model olarak çalışan Maximova, şu anda İngiltere’de faaliyet gösteriyor. Hem İngiliz hem Rus vatandaşlığı bulunan Maximova, Rusya’daki savaş politikalarına karşı çıkan yeni bir muhalif hareket için destek topladığını belirtiyor.

Maximova, ülkeden ayrılmaya çalışan kişilerin durumunun giderek zorlaştığını vurgulayarak, “Mümkün olduğunca fazla insanı ülkeden çıkarmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı. Dört yıl önce son kez Rusya’ya gittiğini belirten aktivist, mevcut faaliyetleri nedeniyle ülkeye dönmesi halinde tutuklanmaktan endişe ettiğini dile getirdi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAK: Ajanslar

İsrail ordusunun Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne yönelik sürdürdüğü saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 72 bin 608’e ulaştı.

Gazze'deki Sağlık Bakanlığı, yürürlükteki ateşkese rağmen can kayıplarının artmaya devam ettiğini duyurdu.

Orta Doğu'da ateşkes anlaşmasına rağmen sahada devam eden askeri hareketlilik, sivil can kayıplarını artırmayı sürdürüyor. Gazze’deki Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan son resmi raporda, bölgede Ekim 2023’ten bu yana yaşanan insani dramın boyutları güncel verilerle paylaşıldı.

SON 48 SAATTE 7 ÖLÜ, 26 YARALI...

Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, son 48 saat içinde Gazze'deki hastanelere, 3'ü enkaz altından çıkarılan toplam 7 kişinin cenazesinin ve 26 yaralının getirildiği bildirildi.

ATEŞKES DÖNEMİNDE CAN KAYBI SÜRDÜ...

Sağlık Bakanlığı’nın yayımladığı raporda, 10 Ekim 2025'te yürürlüğe giren ateşkes sürecinin de sivil ölümlerini tamamen durduramadığına dikkat çekildi.

Ateşkesin ilanından bu yana geçen sürede İsrail saldırıları nedeniyle 828 kişi hayatını kaybetti, 2 bin 342 kişi ise yaralandı.

Aynı dönemde, daha önceki bombardımanlarda yıkılan binaların enkazından 767 kişinin daha cansız bedenine ulaşıldığı kaydedildi.

TOPLAM KAYIP 72 BİN SINIRINI GEÇTİ...

Ekim 2023’ten bu yana devam eden saldırıların toplam bilançosu ise insani krizin ulaştığı vahim noktayı gözler önüne serdi. Bakanlığın resmi verilerine göre:

Toplam can kaybı 72 bin 608’e yükseldi.

Tedavi altına alınan veya sakat kalanların sayısı 172 bin 445’e ulaştı.

Filistinli yetkililer, hastane ve acil servis kayıtlarına yansıyan bu sayıların yanı sıra, yıkılan binlerce binanın enkazı altında hâlâ ulaşılamayan çok sayıda cenaze bulunduğunu ve gerçek can kaybının belirtilen rakamların çok daha üzerinde olduğunu vurguluyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAK: Ajanslar

 

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ekonomide beklentilerin altında kalan veriler nedeniyle hükümet ve ekonomi yönetimine sert çıktı. İlk iki ayda daralan ekonomi, artan enflasyon ve bütçe açığıyla birlikte yeni bir kriz riskini gündeme taşıdı...

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ekonomi yönetimiyle gerçekleştirdiği toplantıda ülke ekonomisindeki olumsuz tabloya dikkat çekerek yetkililerden detaylı açıklama talep etti.

Televizyondan yayınlanan toplantıda konuşan Putin, Ocak ve Şubat aylarında gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) toplamda yüzde 1,8 oranında daraldığını açıkladı. Sanayi üretimi, imalat ve inşaat sektörlerinde de negatif veriler görüldüğünü belirtti.

Putin, “Makroekonomik göstergelerin neden beklentilerin altında kaldığına dair bugün detaylı açıklamalar bekliyorum. Bu durum yalnızca analistlerin değil, hükümet ve Merkez Bankası’nın öngörülerinin de altında” ifadelerini kullandı.

EKONOMİ YÖNETİMİ TOPLANTIDA HAZIR BULUNDU...

Toplantıya Başbakan Mihail Mişustin, Kremlin yetkilileri, başbakan yardımcıları, Rusya Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina ve üst düzey finans temsilcileri katıldı.

Putin’in sert tonu, Kremlin içinde ekonomik gidişata ilişkin artan rahatsızlığın açık bir göstergesi olarak değerlendirildi.

SAVAŞ EKONOMİYİ ZORLUYOR...

Rusya ekonomisi, Ukrayna savaşı nedeniyle uzun süredir baskı altında bulunuyor. Yaptırımların enerji gelirlerini sınırlaması, enflasyonun yüksek seyretmesi ve iş gücü piyasasındaki sıkışıklık ekonomiyi olumsuz etkiliyor.

2023 ve 2024 yıllarında yüksek askeri harcamalar sayesinde büyüme sağlanmıştı. Ancak zayıflayan petrol gelirleri ve artan bütçe açıkları nedeniyle Moskova yönetimi savunma harcamalarını sınırlamak zorunda kaldı.

Geçen yıl büyüme yüzde 1 seviyesinde kalırken, bu yıl için daha önce yüzde 1,3 büyüme öngörülüyordu.

BÜTÇE AÇIĞI VE PETROL GELİRLERİ GERİLEDİ...

Rusya’nın bütçe dengesi de bozulmaya devam ediyor. Yılın ilk çeyreğinde bütçe açığı 58,6 milyar dolara ulaşırken, Mart ayında petrol vergi gelirlerinin geçen yılın aynı dönemine göre yarı yarıya düştüğü bildirildi.

Petrol fiyatlarının yükselmesine rağmen, Ukrayna’nın Rusya’nın ihracat altyapısına yönelik insansız hava aracı saldırılarının gelir artışını sınırladığı ifade ediliyor.

İŞ GÜCÜ KRİZİ DERİNLEŞİYOR...

Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, ülkede işsizlik oranının yüzde 2 ile tarihi düşük seviyede olduğunu, ancak bunun aynı zamanda ciddi bir iş gücü sıkıntısına işaret ettiğini belirtti.

Nabiullina, “Modern tarihte ilk kez ekonomimiz ciddi iş gücü eksikliğiyle karşı karşıya. Bu durum hem hükümet hem de iş dünyası için yeni bir gerçeklik” dedi.

İş gücü yetersizliği, ücret baskısını artırırken enflasyonu da yukarı yönlü etkiliyor.

FİNANSAL KRİZ UYARILARI ARTIYOR...

Yüksek enflasyon ve faiz oranları, hem şirketler hem de hane halkı üzerinde baskı oluşturuyor. Kredi geri ödemelerinde yaşanan zorluklar, finansal sistemde kırılganlık riskini artırıyor.

Rus yetkililer yılın başında, yaz aylarına doğru bir finansal kriz yaşanabileceği yönünde uyarılarda bulunmuştu. Artan maliyetler ve düşen tüketim nedeniyle bazı çalışanların maaşlarının geciktiği, bazılarının ise ücretsiz izne çıkarıldığı belirtiliyor.

Bu durum, bireylerin kredi borçlarını ödemekte zorlanmasına ve bankacılık sektöründe risklerin artmasına neden oluyor.

“BANKACILIK KRİZİ MÜMKÜN”...

Rusya’da faaliyet gösteren bazı kurumlar ve yetkililer, bankacılık krizinin ihtimal dahilinde olduğunu ifade ediyor. Devlet destekli düşünce kuruluşları da kredi geri ödemelerinde yaşanabilecek sorunların büyümesi halinde sistemik bir kriz yaşanabileceğine dikkat çekiyor.

Ayrıca sanayi ve iş dünyası temsilcileri, birçok şirketin “temerrüt öncesi” bir duruma geldiği uyarısında bulunuyor.

Tüm bu gelişmeler, Rusya ekonomisinde belirsizliklerin arttığını gösteriyor. Yüksek faiz, zayıf talep, düşen gelirler ve iş gücü sorunları birleşince ekonomide kırılganlık daha da derinleşiyor.

Putin’in ekonomi yönetimine yönelik sert çıkışı, Kremlin’in mevcut tabloyu ciddiyetle ele aldığını ortaya koyarken, önümüzdeki dönemde alınacak kararların ekonominin seyrini belirleyeceği ifade ediliyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAK: Ajanslar

ABD ve İran arasında ilan edilen iki haftalık ateşkes anlaşmasına rağmen Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiği felç olmaya devam ediyor.

The Washington Post'un analizine göre; İran, altı haftalık çatışma süresince döşediği deniz mayınlarıyla stratejik dar boğazı adeta geçilmez bir kaleye dönüştürdü. Boğazdan geçiş için "haraç" istendiğini belirten ABD Başkanı Trump'ın İran limanlarına abluka kararı almasıyla kriz daha da derinleşti. Körfez'de 700'den fazla gemi mahsur kalmış durumda...

ABD ile İran arasında varılan ve ticari gemilerin geçişini kolaylaştırmayı öngören iki haftalık ateşkesin üzerinden bir hafta geçmesine rağmen, dünyanın en önemli enerji koridoru olan Hürmüz Boğazı'nda gerilim düşmek yerine daha da tırmanıyor. The Washington Post'ta (WP) yayımlanan kapsamlı analize göre, Washington yönetimi İran'ı ekonomik olarak köşeye sıkıştırmaya çalışsa da, Tahran elindeki en güçlü kozu, yani "coğrafyayı" ustalıkla kullanıyor.

Kpler verilerine göre, savaş öncesi Hürmüz Boğazı'ndan günde ortalama 130 gemi geçerken, ateşkesin ilanından bu yana bu sayı günde sadece 7 gemiye düştü. Kopenhag merkezli denizcilik danışmanlık şirketi Vespucci Maritime'dan Lars Jensen durumu, "Fiili olarak ateşkes boğazdaki durumu zerre kadar değiştirmedi" sözleriyle özetliyor. Rakamlar, boğazdaki fiili kapanmanın resmi bir yasaktan ziyade "yüksek riskten" kaynaklandığını gösteriyor.

İRAN'IN COĞRAFİ AVANTAJLARI...

Savaş öncesinde küresel petrol akışının yüzde 20'sini (günde 20 milyon varil) ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin yüzde 20'sini taşıyan Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'nin tek çıkış noktası konumunda. WP analizine göre İran, bu stratejik dar boğazı altı haftalık çatışma süresince döşediği deniz mayınlarıyla adeta geçilmez bir kaleye dönüştürdü.

Boğazın coğrafi yapısı gereği devasa ticaret gemileri sadece iki mil genişliğindeki dar şeritlerden geçmek zorunda kalıyor. Bu durum, onları İran'ın sarp kıyı şeridine saklanmış küçük saldırı botlarına ve adalara yerleştirilmiş gemisavar füzelerine karşı tamamen açık hedef haline getiriyor. Villanova Üniversitesi'nden Frank Galgano, "Mayınlar gerçek bir tehlike olduğu kadar psikolojik bir silaha da dönüştü" değerlendirmesini yapıyor.

"HARAÇ" KRİZİ VE YAPTIRIM ÇIKMAZI...

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), ana geçiş yollarındaki mayın riski nedeniyle gemilerin rotalarını kendi kıyılarına yakın olan Larak Adası çevresine saptırmalarını şart koşuyor. Bu sapma, İran ordusuna gemileri denetleme ve geçiş için "geçiş ücreti/gişe" adı altında para talep etme fırsatı veriyor.

ABD Başkanı Donald Trump bu talepleri doğrudan "haraç kesmek" olarak nitelendirerek, pazar günü ABD'nin İran limanlarına giren veya çıkan gemileri engelleyeceğini duyurdu. Bu durum uluslararası denizcilik şirketlerini büyük bir açmaza sürükledi. DMO'ya güvenli geçiş için para ödeyen şirketler, ABD ve AB yaptırımlarını delme suçuyla karşı karşıya kalma riski taşıyor.

700 GEMİ KÖRFEZ'DE MAHSUR KALDI...

Hürmüz'ün statüsündeki bu karmaşa ve yükselen riskler, denizcilik sektörünü "bekle-gör" politikasına itti. Windward verilerine göre pazartesi günü itibarıyla Basra Körfezi'nde 700'den fazla gemi mahsur durumda. Denizcilik devi Hapag-Lloyd, güvenlik garantisi verilene ve geçiş ücretleriyle ilgili durum netleşene kadar gemilerini boğazdan geçirmeyeceğini açıkladı.

Uzmanlar, İran'ın boğazı bir koz olarak kullanmaya devam etmek istediğini ancak kısıtlamaları çok fazla zorlamanın ateşkesi tamamen çökertme riski taşıdığını belirterek, Tahran'ın çok ince bir çizgide yürüdüğü konusunda uyarıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAK: Ajanslar