head

2183026 810x458 75f08
Salı, 21 Nisan 2026
rek_lam_11_386cd_1aab8.jpg

Dünya

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ülkesine yönelik olası saldırılara karşı silahlı kuvvetlerin tam teyakkuz halinde olduğunu belirterek, “Cesur silahlı kuvvetlerimiz, topraklarımıza, hava sahamıza ve denizlerimize yönelik herhangi bir saldırıya anında ve güçlü bir şekilde karşılık vermek için elleri tetikte beklemektedir” dedi.

 

 

 

ABD Başkanı Trump, "Büyük Armada İran'a doğru yola çıktı, umarım onu kullanmak zorunda kalmayız" ifadelerini kullandı...

New York Times (NYT) gazetesine konuşan ve ismini vermek istemeyen ABD'li yetkililer, Başkan Donald Trump yönetiminin İran'a olası saldırısına ilişkin detayları aktardı.

New York Times (NYT) gazetesine konuşan ve ismini vermek istemeyen ABD'li yetkililer, Başkan Donald Trump yönetiminin İran'a olası saldırısına ilişkin detayları aktardı.
Yetkililer Trump'ın, İran hükümetinin konumunun zayıfladığını gösteren çok sayıda ABD istihbarat raporu aldığını aktardı.

26 Ocak itibarıyla Tomahawk füzeleriyle donatılmış üç savaş gemisi eşliğinde Abraham Lincoln uçak gemisinin, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı Batı Hint Okyanusu'ndaki sorumluluk alanına girdiğini belirten yetkililer, Beyaz Saray'ın İran'a saldırı emri vermesi durumunda uçak gemisinin "teorik olarak bir veya iki gün içinde savaşa hazır hale" gelebileceğini ifade etti.

Yetkililer, ABD'nin saldırı uçağı sayısını artırmak için bölgeye bir düzine daha F-15E uçağı sevk ettiğini, ayrıca İran'ın kısa ve orta menzilli füzelerinden gelebilecek misilleme saldırılarına karşı ABD birliklerini korumak için bölgeye daha fazla Patriot ve THAAD hava savunma sistemi gönderdiğini öne sürdü.

Yetkililerden biri, Washington yönetiminin, İsrailli yetkililerle yapılan görüşmelerin ve Bağdat'taki toplantıların yanı sıra Suudi ve Katarlı yetkililerle de görüşmeler yaptığını aktardı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAK: Ajanslar

 

ABD Başkanı Trump’ın "Gazze’deki savaşı durduruyoruz" mesajını verdiği Davos’taki imza töreninde, Türkiye adına Dışişleri Bakanı Fidan yer aldı. 59 ülkenin katılımıyla oluşturulan 'Gazze Barış Kurulu'nun kuruluş belgesine imza atan Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı temsil etti. Trump ise konuşmasında "9 ayda 8 savaşı bitirdik" diyerek iddialı mesajlar verdi...

İsviçre'nin Davos kasabasında düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu, bu yıl Gazze'deki savaşın sonlandırılması ve bölgenin yeniden inşası için kurulan "Gazze Barış Kurulu"nun imza törenine sahne oldu. ABD Başkanı Donald Trump'ın ev sahipliğinde gerçekleşen oturumda, küresel çatışmaların sona erdirilmesi ve yeni bir barış vizyonu ele alındı.

 

ERDOĞAN ADINA İMZAYI BAKAN FİDAN ATTI...

Törenin en dikkat çeken anlarından biri, liderlerin sahneye çıkarak "Gazze Barış Kurulu Şartı"nı imzaladığı bölüm oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı temsilen Davos'ta bulunan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye adına platforma gelerek belgeyi imzaladı. Türkiye'nin, Gazze'nin yeniden inşası ve bölgede kalıcı barışın tesisi için kurulan 59 ülkeli yapının merkezinde yer aldığı vurgulandı.

whatsapp-image-2026-01-22-at-14-52-09-1.jpeg

TRUMP: GAZZE SAVAŞINI DURDURUYORUZ...

Konuşmasında Gazze'deki duruma geniş yer ayıran ABD Başkanı Trump, Hamas'ın verdiği sözleri tutacağına inandığını, aksi takdirde bunun örgütün sonu olacağını belirtti.

"Şu anda Gazze Savaşı'nı durduruyoruz. Ufak yangınlar kaldı ve onları da durdurmalıyız" diyen Trump, sürece dair şunları kaydetti:

"Daha önce ‘Hamas sözünü tutmazsa’ diye tehditte bulundum ama bence sözlerini tutacaklar. Yapmazlarsa sonları olacak. Gazze'nin silahsızlandırılması ve yeniden inşasını sağlamamız lazım. İnsanların açlıktan öldüğünü duyuyordunuz ancak artık bu yaşanmıyor. 20 canlı rehinenin teslim edilmesi için çalıştık ve hepsini çıkarttık."

whatsapp-image-2026-01-22-at-14-53-00-001.jpeg

'9 AYDA 8 SAVAŞI BİTİRDİK'...

Trump, başkanlık dönemindeki dış politika hamlelerini anlatırken, dünyanın bir yıl öncesine göre çok daha güvenli olduğunu savundu. "8 savaşı 9 ayda bitirdik" diyen ABD Başkanı, müdahil oldukları kriz bölgelerini; Kamboçya, Tayland, Sırbistan, Pakistan, Hindistan, İsrail, İran, Mısır ve Etiyopya olarak sıraladı.

Özellikle nükleer güce sahip Hindistan ve Pakistan arasındaki gerilimi sonlandırdıklarını belirten Trump, Rusya-Ukrayna savaşına ilişkin ise "Ben başkan olsaydım bu savaş çıkmazdı. Putin, Ukrayna'yı göz bebeği olarak görüyor ve ona 'Bunu yapamazsın' dedim" ifadelerini kullandı.

SURİYE VE VENEZUELA HAMLESİ: YAPTIRIMLAR KALKTI, MADURO GİTTİ...

Ortadoğu ve Güney Amerika politikalarındaki radikal değişikliklere de değinen Trump, Suriye'de DEAŞ lideri El-Bağdadi'nin ortadan kaldırılmasının ardından Suriye yönetimiyle yeni bir sayfa açtıklarını söyledi. Trump, "Suriye Cumhurbaşkanı ile görüştüm ve kendisine güvendiğim için yaptırımları kaldırdım" dedi.

Venezuela'da ise Nicolas Maduro'nun devrildiğini açıklayan Trump, şu bilgileri paylaştı: "Diktatör Maduro'yu kaçırdık. Venezuela'yı dev petrol firmalarına açtık. Petrol şirketlerimiz Venezuela'ya hızla gidip petrol çıkartmaya başlamak istiyor. Askerlerimiz harikaydı, birinci dalgada hedeflerimize ulaştık."

NATO'YA 'YÜZDE 5' ŞARTI VE BM ELEŞTİRİSİ...

Konuşmasında uluslararası kurumları da hedef alan Trump, NATO müttefiklerini Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'nın (GSYİH) yüzde 5'ini savunmaya harcamaları konusunda ikna ettiğini, ancak İspanya'nın buna dahil olmadığını belirtti.

Birleşmiş Milletler'i (BM) ise "etkisiz kalmakla" suçlayan Trump, "8 savaş bitirdim ama BM'den yardım almadım. Bu konuda yeterince sıkı çalışmadılar. Potansiyelleri var ama gerçekleştirilmiyor" eleştirisinde bulundu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HABER: İbrahim  AKDAĞ

 

İran’da rejim karşıtı gösterilerde güvenlik güçlerinin sert müdahalesi sonucu can kaybı 2000'e yükseldi...

Tahran’dan gelen ve bağımsız kaynaklarca doğrulanan görüntülerde, morgların kapasitesinin dolduğu ve yüzlerce siyah ceset torbasının avlulara dizildiği görülüyor.

Sokaktaki hakimiyeti kaybeden Molla rejimi ise protestoları bastırmak için idam cezalarını devreye soktu.

İRAN'DA KANLI HAFTA...

İran İslam Cumhuriyeti, 1979 Devrimi'nden bu yana karşılaştığı en büyük meşruiyet krizini şiddet kullanarak bastırmaya çalışıyor.

Geçtiğimiz hafta Perşembe günü başlayan ve Cuma günü zirve yapan olaylarda, güvenlik güçlerinin doğrudan hedef gözeterek ateş açması sonucu ülke genelinde morglar dolup taştı. Tahran yönetimi, sokaklardaki öfkeyi dindiremeyince, "caydırıcılık" unsuru olarak idam mekanizmasını hızla işletmeye başladı. Reuters kaynaklarına göre protestolarda can kaybının bilançosu 2000'e yükseldi.

 

yazarlar-3.jpg

GÖRÜNTÜLER KATLİAMIN BOYUTUNU BELGELEDİ: MORGLAR ALMIYOR

Başkent Tahran’daki Kahrizak Adli Tıp Merkezi önünde kaydedilen ve sosyal medyaya sızan görüntüler, ülkede yaşanan can pazarını gözler önüne serdi. Videoda, morg kapasitesinin yetersiz kalması nedeniyle siyah ceset torbalarına konulmuş onlarca cenazenin kurumun avlusunda, beton zemin üzerinde yan yana dizildiği görülüyor.

 

Görüntülerde, yakınlarını teşhis etmek için morg önünde toplanan kalabalığın çaresizliği ve yükselen feryatlar dikkat çekiyor.

photo-2026-01-13-13-54-51.jpg

Yerel kaynaklar ve görgü tanıkları, sadece Tahran'da değil, Meşhed ve Reşt gibi kentlerde de benzer manzaraların yaşandığını, cesetlerin üst üste yığıldığını ve ailelere teslim edilmediğini bildiriyor.

yazarlar-2-kopyasi.jpg

REUTERS DUYURDU: CAN KAYBI 2 BİNİ AŞTI

İnsan hakları örgütlerinin teyit etmeye çalıştığı ölü sayılarına ilişkin en çarpıcı ve kan donduran açıklama ise rejim içinden geldi. Reuters'ın 13 Ocak 2026 tarihli haberine göre, ajansa konuşan ve isminin gizli kalmasını isteyen üst düzey bir İranlı yetkili, bilançonun tahmin edilenden çok daha ağır olduğunu itiraf etti. Yetkili, ölenlerin sayısının güvenlik güçleri de dahil 2 bini aştığını söyledi.

REJİM KÖŞEYE SIKIŞTI: İDAMLAR BAŞLIYOR

Sokaktaki kontrolü sağlamakta zorlanan İran rejimi, göstericilere karşı en ağır silahı olan "idam kartını" yeniden sahaya sürdü. Protestoları organize etmek ve "devlete karşı savaş açmakla" suçlanan Erfan Soltani isimli göstericinin, tutuklanmasından kısa bir süre sonra idama mahkum edildiği açıklandı.

g-g-fk8wyaa86xx-001.jpeg
Erfan Soltani

Yargı kaynaklarından edinilen bilgiye göre Soltani'nin infazı, göstericilere gözdağı vermek amacıyla 14 Ocak Çarşamba günü kent meydanında halka açık şekilde gerçekleştirilecek. Uzmanlar, rejimin bu hamlesini "panik reaksiyonu" olarak değerlendirirken, idamların devamının gelebileceği endişesi uluslararası kamuoyunda yankı uyandırdı.

yazarlar-3-kopyasi-2.jpg

AİLELERDEN 'MERMİ PARASI' İSTENİYOR

Haber merkezlerine ulaşan bilgilere göre, morglarda yaşanan kaosun yanı sıra cenazelerin teslimi sırasında da ailelere zorluk çıkarılıyor. Reşt kentinden bir kaynak, güvenlik güçlerinin cenazeleri ailelere teslim etmeden önce, ölen kişinin vücudundan çıkan mermilerin maliyeti gerekçesiyle "mermi parası" talep ettiğini iddia etti. Bu uygulamanın, acılı aileler üzerinde psikolojik bir baskı unsuru olarak kullanıldığı belirtiliyor.

yazarlar-3-kopyasi-3.jpg

ABD'DEN TİCARİ MİSİLLEME

İran'daki insan hakları ihlalleri ve artan idam tehditleri üzerine Washington yönetimi de harekete geçti. ABD Başkanı Donald Trump, askeri seçeneklerin masada olduğunu hatırlatmakla birlikte, önceliği ekonomik yaptırımlara verdi.

yazarlar-3-kopyasi.jpg

Trump, İran ile ticari ilişkilerini sürdüren ülkelere yönelik yüzde 25 ek gümrük vergisi uygulanacağını duyurdu. Kararın, İran ekonomisine can suyu veren Türkiye, Çin ve Hindistan gibi ülkeleri doğrudan etkilemesi bekleniyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAK: Ajanslar

ABD, uluslararası sularda iki petrol tankerine el koyduğunu duyurdu, Rusya'dan sert tepki geldi...

ABD İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, uluslararası sularda iki petrol tankerine yönelik art arda operasyonlar gerçekleştirildiğini açıkladı.

Noem, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan yaptığı paylaşımda, biri Atlantik Okyanusu'nun kuzeyinde diğeri Karayipler bölgesinde iki petrol tanker gemisine el konulduğunu duyurdu.

607536323 1384702789867177 5148353668368441713 n 7e5d1

Gemilere el konulma anlarının videolarını da paylaşan Noem, "Bugün şafak öncesi düzenlenen iki operasyonda, Sahil Güvenlik, iki 'hayalet filo' tanker gemisine yönelik titizlikle koordine edilmiş art arda operasyonlar gerçekleştirdi." ifadelerine yer verdi.

Noem, uluslararası sularda el konulduğunu belirttiği iki geminin de "ya son olarak Venezuela'da demirlediği ya da oraya doğru yola çıkmış olduğunu" öne sürdü.

Gemilerin isimlerini "Motor Tanker Bella I" ve "Motor Tanker Sophia" olarak açıklayan Noem, ilk geminin, "haftalarca kaçmaya çalıştığını, takip sırasında bayrağını ve gövdesindeki ismi değiştirdiğini" iddia etti.

Noem, açıklamasının devamında, "Dünyanın suçluları uyarıldı. Kaçabilirsiniz ama saklanamazsınız. Amerikan halkını koruma ve uyuşturucu terörizminin finansmanını nerede bulursak bulalım, kesintisiz olarak engelleme misyonumuzdan asla vazgeçmeyeceğiz." ifadelerini kullandı.

RUSYA'DAN TEPKİ...

Rusya Ulaştırma Bakanlığı, ABD'nin Rusya tescilli petrol tankerine uluslararası sularda el koymasının Birleşmiş Milletler (BM) Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne aykırı olduğunu bildirdi.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, ABD Avrupa Komutanlığının Kuzey Atlantik'te Rusya tescilli ve adını Marinera olarak değiştiren Bella 1 petrol tankerine el koymasına tepki gösterildi.

Geminin, 24 Aralık 2025'te Rus mevzuatı ve uluslararası hukuka uygun bir şekilde Rus bayrağı altında seyir için geçici izin aldığına işaret edilen açıklamada, "Bugün, Moskova saatiyle yaklaşık 15.00'te, herhangi bir devletin kara suları dışında, açık denizde, gemiye ABD deniz kuvvetleri çıktı ve gemi ile iletişim kesildi." ifadesine yer verildi.

Açıklamada, 1982 tarihli BM Deniz Hukuku Sözleşmesi hükümlerine atıfta bulunularak "Buna göre, açık denizde serbest seyrüsefer kuralları geçerlidir ve hiçbir devlet, başka devletlerin yargı yetkisi altında uygun şekilde kayıtlı gemilere karşı güç kullanma hakkına sahip değildir." denildi.

"RUS VATANDAŞLARININ HAKLARINA SAYGI GÖSTERİLMELİ"...

Rusya Dışişleri Bakanlığı, ABD'nin el koyduğu Rusya tescilli petrol tankerindeki Rus vatandaşlarının haklarına saygı göstermesi ve Rusya’ya dönüşlerini engellememesi gerektiğini bildirdi.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, ABD Avrupa Komutanlığının, Kuzey Atlantik'te Rusya tescilli ve adını "Marinera" olarak değiştiren "Bella 1" petrol tankerine el koyması değerlendirildi.

Gemide, Rus vatandaşlarının bulunduğuna işaret edilen açıklamada, “Gemideki Rus vatandaşlarının haklarına saygı gösterilmelidir. ABD, Marinera gemisindeki Rus vatandaşlarının anavatanlarına hızlı şekilde dönmelerini engellememelidir.” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, gemiyle ilgili gelişmelerin yakından takip edildiği kaydedildi.

İNGİLTERE YARDIM ETTİ...

İngiliz Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, "İngiltere, Bella 1 gemisinin durdurulmasına ABD'nin talebi doğrultusunda destek vermiştir." ifadesi kullanıldı.

Açıklamada İngiltere-İzlanda-Grönland arasındaki bölgede "Bella 1"i takip eden ABD askeri unsurlarına üslenme de dahil olmak üzere operasyonel destek verildiği belirtilerek "Askeri ikmal tankeri Tideforce, ABD güçlerinin Bella 1'i durdurmasına destek vermiş, Kraliyet Hava Kuvvetleri unsurları ise havadan keşif ve gözetleme desteği sunmuştur." ifadesine yer verildi.

ABD'ye verilen desteğin uluslararası hukuka uygun olduğu kaydedilen açıklamada değerlendirmelerine yer verilen Savunma Bakanı John Healey, "Bugün İngiliz ordusu, Rusya'ya giden Bella 1 gemisini başarılı şekilde durduran ABD ordusuna verdiği destekle yeteneğini ve profesyonelliğini gösterdi." ifadesini kullandı.

Healey, Rusya'ya uygulanan yaptırımlar kapsamında bu adımın atıldığının altını çizerek "Bu gemi, kötü geçmişiyle Orta Doğu'dan Ukrayna'ya kadar terörü, çatışmayı ve acıyı körükleyen Rusya ve İran'ın yaptırımdan kaçınma eylemlerinin bir parçasıdır." değerlendirmesinde bulundu.

İngiltere'nin ekonomisi, güvenliği ve çıkarları için Rusya'ya karşı mücadelenin süreceğini ifade eden Healey, Bella 1'i durdurma operasyonunun ABD-İngiltere savunma işbirliğine de örnek teşkil ettiğini dile getirdi.

“YASA DIŞI FAALİYETLERDE BULUNUYORDU”...

ABD Güney Saha Komutanlığı'nın (SOUTHCOM) Amerikan X şirketinin adresinden yapılan açıklamada, Motor Tanker Sophia isimli geminin ele geçirilmesi esnasında hiçbir çatışma yaşanmadığı belirtildi.

Açıklamada, "Ele geçirilen gemi, M/T Sophia, uluslararası sularda faaliyet gösteriyordu ve Karayip Denizi'nde yasa dışı faaliyetlerde bulunuyordu." ifadelerine yer verildi.

Söz konusu tanker gemisinin ele geçirilmesi esnasında "hiçbir olayın yaşanmadığı" bilgisine yer verilen açıklamada, geminin hangi ülkeye ait olduğunun bilinmediği vurgulandı.

Açıklamanın devamında, geminin, Sahil Güvenlik ekibi tarafından "nihai işlem için" ABD'ye götürüldüğü aktarıldı.

"Güney Mızrağı" adı verilen operasyonla, ABD Savunma Bakanlığı'nın "Batı Yarımküre'de yasa dışı faaliyetleri yok etme misyonunda kararlı olduğu ve Amerika kıtasında güvenliğin yeniden tesis edileceği" vurgulandı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAK: Ajanslar