head

2183026 810x458 75f08
Pazartesi, 19 Ekim 2026

 

 

Manşetler

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından her hafta çarşamba günleri İstanbul'un bir ilçesinde ve her hafta sonu Türkiye’nin farklı bir ilinde düzenlenen ''Millet İradesine Sahip Çıkıyor'' mitinglerinin 14'üncüsü, İmamoğlu'nun memleketi Trabzon'da gerçekleşti. Trabzon Atatürk Alanı'nda (Meydanpark) gerçekleştirilen mitinge on binlerce vatandaş katıldı...

 

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Trabzon'da düzenlenen mitingde kalabalığa seslendi. Özel, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in görevinden ayrılmak istediğini öne sürerek "Bu 19 Mart darbesinin mali ayağı Mehmet Şimşek, pazartesi kabine değişecek güya Mehmet Şimşek gidecekmiş. Diyormuş ki İngiltere'de iyi bir pozisyon buldum, yoruldum. Bu kadar emeklinin ahı üstündeyken, seni bırakmayız Mehmet Şimşek! Darbecelikten emekli olunmaz, hesap soracağız." dedi.

 

Özel'in konuşmasında öne çıkan ifadeler şu şekilde:

- Pazartesi günü hep birlikte önce grup başkanvekilliği de yaptığı TBMM'de, sonra Genel Başkanlığını yaptığı Cumhuriyet Halk Partisi'nin önünde ona veda edip Salı günü de hep birlikte İstanbul'da son görevimizi yapacağız. Altan Öymen bu mitingleri televizyondan en dikkatli takip eden, manşeti yakalayan, övgüyü bolca söyleyen, varsa eleştirisi nazikçe ifade eden, bu sürecin en yakın takipçilerinden biriydi. Biliyorum ki bugün gözü, kulağı burada olacaktı çünkü burasının onun için bambaşka bir anlamı vardı. Altan Öymen Trabzonlu'dur, babası Trabzonlu'dur.

- Hepimizin başı sağ olsun, Trabzonumuzun başı sağ olsun. Trabzon bugün hem üzgün, hem kızgın çünkü bir evladını kaybetti ama evlatları bugün Akçaabat'ın yiğit evladı Ekrem İmamoğlu, Maçka'nın evladı Mehmet Murat Çalık, Araklı'nın gururu Hasan Akgün bugün bu mitingi Silivri Cezaevi'nden izliyorlar. Mehmet Murat Çalık, önce Buca Cezaevi'ne sağlık durumundaki kötüleşmeden sonra hastaneye, İzmir Adli Tıp'a, İstanbul Adli Tıp'a, olmadı geri Buca'ya, yeniden bir talimatla Bayraklı'daki Şehir Hastanesi'ne kapı kapı gezdirilirken, hemşehriniz annesi, eşi, 12 yaşında evladı hastane bahçelerinde onu beklerken, birileri ona zulmediyor."

Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a "Oturduğu koltuğun son sahibi" ifadesiyle seslenirken, o koltuğun ilk sahibi olduğunu belirttiği Mustafa Kemal Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı'nda Yunan Ordusu Kumandanı Trikopis'e nasıl davrandığını anlatarak, "Bir tarafta düşmanına bile fırsatını bulunca zulmetmeyen, saygı gösteren insanca davranan bir cumhurbaşkanı. Öyle bir lider. Bir tarafta Mehmet Murat Çalık'ın 12 yaşındaki evladına, 84 yaşındaki anasına kıyan bir zavallı. Yazıklar olsun" dedi.

 

- Kızgınlığınızı, öfkenizi anlıyorum. Yerden göğe kadar hak veriyorum. Şunu bilin ki, burada yaşadığımız mesele ne siyasettir, ne normal bir siyasi mücadeledir. Burada yaşadığımız mesele, birilerinin iktidara gelirken demokrasiyi tramvay gibi görenlerin, işine gelince binenlerin, işine gelmeyince inenlerin, millet oyu kendine verince milli irade diyenlerin ama oyu başkasına verince hazımsızlık yapanlara karşı bu ülkenin demokrasisini, Atatürk'ten emanet sandığı ve bu ülkenin sizlerin takdiriyle bir sonraki cumhurbaşkanını koruma, ona sahip çıkma günüdür. Erdoğan'a birisi bu meydanı göstersin, bir uşak daha girecek, adım atacak yer bulamadı göstersin. Taşımadan, zorlamadan, kamu çalışanını getirmeden, kimseye 'hadi yürü' demeden nasıl iğne atacak yer kalmamış. Ey Erdoğan, gör bakalım Trabzon ne olmuş. Ey Erdoğan, bu meydanda 120 bin kişiyiz ve diplomanı sorguluyoruz Trabzon olarak. Benim evladımın helal diplomasına el uzatırsan, o uzanan ele hesap sorarım diyor Trabzon.

"10 Trabzonlu bir hafif raylı sistem yapamadı"

- Yüksek mevkilerde Trabzon'a hayrı olmayan Trabzonlular var. Trabzon bu şehrin iyiliği için teşvik istiyor, halen 3'üncü sırada. 6'ncı bölge teşvik olmak, yatırım almak, işsizlikten kurtulmak istiyor dinleyen yok. Madenler bölgenin doğasını katlediyor. Araklı'da çöp tesisinin kokusu şehrin belası. İzmir'de körfezi temizleme yetkisi onlarda olmasına rağmen suçu bize atanlara burada soruyorum. Büyükşehir de sizde, ana iktidar da sizde, Araklı'daki kokunun müsebibi kim be Allah'ın adamı, kim şimdi söyle. Son geldiğimde 4 milletvekili vardı AK Parti'den, 4 de bakan vardı AK Parti'den, 8. Büyükşehir 9. Ortahisar, 10. 10 tane Trabzonlu AK Partili, Trabzonlu bir hafif raylı sistem yapamadı. Ama burada beceriksizlik Trabzonlu olmakta değil, çünkü bir tane Trabzonlu CHP'li İstanbul'a 10 tane metro yaptı, 10 tane. Demek ki beceremeyen Trabzonlular değil AK Partili Trabzonlularmış. 10 tane metroyu oraya yapan Ekrem İmamoğlu orada. Bir yanda burada 10 tanesi 1 hafif raylı sistem yapamamış. Dediniz ki, 'Bu iş böyle olmaz'. Aldınız Ortahisar'ı onlardan verdiniz CHP'ye, Ahmet Kaya Başkana.

- Trabzon fındıkla çayla geçiniyor. Üretici dertli. Fındığı yerli üretici üretiyor, parayı yabancı şirket kazanıyor. İktidarın yol verdiği yabancı kartel, fındıktan parayı kazanıyor. Bizim fındık üreticimizi de perişan ediyorlar. 11 yıldır fındıkta gelir desteğini artırmadılar. Bu sene kahverengi kokarca bahçeleri vurdu. Don oldu, çayı vurdu, fındığı vurdu. Külleme hastalığı rekolteyi düşürdü. Toprağın maliyetini de kendi emeğini de hesap edince maliyet 200 TL'ye dayandı. Fındığı geçen seneki maliyetinin bile altında alıyorlar. Trabzon'dan sesleniyoruz. 250 TL'nin altında bir taban fiyat zulümdür, ölümdür, kabul etmiyoruz. Çay için iki kere verdik, reddettiler. Çay Kanunu yok. Çay Kanunu olmadığı için taban fiyat yok. Bu yılki alım fiyatı 25 TL, maliyetin bile altında. Üretici, daha düşük fiyatlara satmaya zorlanıyor çünkü ÇAYKUR kota koyuyor, ÇAYKUR parayı peşin ödemiyor. Borç olunca, faiz baskısı olunca çay üreticisi 25 TL'nin altında satmaya zorlanıyor. İsmet Paşa'nın Cumhuriyet Halk Partisi'nin Trabzon'a Rize'ye armağanı olan çaya hep birlikte sahip çıkacağız. Çay üreticisinin de fındık üreticisinin de biz sesi oluyoruz ama hemşehriniz cumhurbaşkanı olacak onlara eski günlerini yaşatacak..

- Ülkemiz, bu iktidarın elinde geriye gidiyor, ekonomi dibe gidiyor. 2002 yılında en düşük emekli maaşı, 8 çeyrek altın alıyordu. Şu anda 2,5 çeyrek altın alıyor. Asgari ücret Tayyip Bey geldiğinde 7 çeyrek altın alıyordu, şimdi 3 çeyrek altın alıyor. en düşük memur maaşı Tayyip Bey geldiğinde 14,5 çeyrek altın alıyordu, şimdi 6,5 çeyrek altın alıyor. Her hesap şaşar, altın hesabı şaşmaz. Aklına çok güvendiğim bir siyaset büyüğü dedi ki, 'Millet iki 'K'ya bakar, kıyma ve kira.' Döndüm, baktım. Adalet ve Kalkınma Partisi geldiğinde 1 kilo kıyma 4,5 TL idi, şimdi 860 TL. Kıyma 200 kat, kira 160 kat artmış. Emekliye 16 bin TL, asgari ücretliye 22 bin TL, kira 25 bin TL. Üç kişiden biri işsiz. 10 gençten 4'ü işsiz. Türkiye'de 4,7 milyon genç ne okulda ne işte. Avrupa'da ev genci yüzde 6 olmuş, tasadalar, telaştalar. Türkiye'de rakam yüzde 30 olmuş. Emeklilere 16 bin 800 TL'yi reva görüyorlar, asgari ücrete zam yapmıyorlar. En düşük emekli maaşının asgari ücret olmasını önerdik, Meclis'te bekliyor. Memur emeklisine 16 bin TL zam önerdik, kanun bekliyor. Asgari ücretin 30 bin 205 TL olmasını önerdik, Meclis'te bekliyor. Kamu işçisi çerçeve protokol bekliyor 1 Ocak'tan beri. Dalga geçer gibi zamlar teklif ediyorlar. 1 Ağustos'ta kamu çalışanlarının, memurların ve emeklilerin toplu iş sözleşmeleri geliyor, duyan yok, gören yok. CHP olarak bütün kanun tekliflerimizin arkasındayız. Grev kararı alan sendikaların, mücadele edecek olan memurların, işçilerin arkasındayız. Sonuna kadar mücadele edeceğiz, söke söke alacağız.

ÖZEL'DEN MEHMET ŞİMŞEK İDDİASI...

Özel, Trabzon mitingi nedeniyle Bayburt, Artvin, Rize ve Gümüşhane'den polis getirildiğini belirterek, "Polise de bekçiye de jandarmaya da sahil güvenliğe de hakkını istiyoruz. Günü gelince şehit olmayı vazife bilenlere zulmü reva görmüyoruz. CHP gelecek, seçim akşamı polisle gençler el ele halay çekecek" ifadesini kullandı. Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

- 19 Mart darbesinin mali ayağı Mehmet Şimşek. Şimdi Pazartesi kabine değişecek güya Mehmet Şimşek gidecekmiş. Bence bir yere gidemeyecek de, diyormuş ki, 'Yoruldum, İngiltere'de bir uygun pozisyon buldum, dinleneceğim, emekli olacağım'. Bu kadar emeklinin ahı üstündeyken, 19 Mart darbesinin kiri üstündeyken seni bırakmayız. Mehmet Şimşek, darbecilikten emekli olunmaz, hesap soracağız.

"Ferdi Başkan'ın kızı Allah'ın izniyle mimar olacak"

- Bugün YKS açıklandı. Ferdi Başkan'ın kızı Nehir, 'Babam gibi mimar olacağım' diyordu. Bugün sonuçlar açıklandı. Allah'ın izniyle mimar olacak. Bugün iyi puanlar alan, yüzü gülenleri bütün evlatlarımızı tebrik ediyoruz. Başaramayanlara diyoruz ki, asla yılmak yok, moral bozmak yok. Mücadeleye devam, siz başaracaksınız, Türkiye sizinle kazanacak. Bütün gençleri çok seviyoruz.

- LGS yapıldı. Maalesef rezillik paçalardan akıyor. LGS deyince gençlerin içi yanıyor. Geleceğine karar verecek sınavlara giriyorlar, onlar sınavdayken sorular whatsapp gruplarında dolaşıyor. Sınav bitmeden birileri soruların fotoğraflarını gösteriyor. Sınavlardan 719 birinci çıkmış, geçen senenin iki katı. Buradaki en büyük haksızlık, hakkıyla çalışıp birinci çıkan da bu süreçte zan altında kalıyor. Gerçekten emeğiyle çalışanlar ile, yanlış işlere karışanlar bir araya getiriliyor. Bunu söyleyince Milli Eğitim Bakanı, 'Geri zekalıya anlatır gibi anlatıyorum' dedi. Şimdi ne oldu, 29 kişiye soruşturma açıldı, bilgi işlemden sorumlu genel müdür görevdan alındı. Koklayarak yolda yürüyen Milli Eğitim Bakanı, paçandan aktı.

 

- 1 milyonun üzerinde imam hatipli var. İmam hatiplileri kimse bir partiye mal etmesin. İmam hatip düşmanlığı yapacağım diye kimse kul hakkına girmesin, hepsi evladımız. Tayyip Erdoğan diyor ki, 'Ben de imam hatipliyim ya'. Sanki imam hatip öğrencileri AK Parti'nin tapulu malıymış gibi, sanki onların geleceği kararmıyormuş, sanki mezun olup çıkınca işsizler ordusuna katılmıyormuş gibi, hayalleri peşinde giderken, hepsi hayal kırıklığına uğramıyormuş gibi, sanki babası yoksul değil, evin kirası yüksek değil gibi... Çok seviyorsan bu ülkede kutuplaşmada imam hatiplerini kendi tarafına itmeye değil, bütün toplumun yoksuluna, emeklisine, emekçisine, öğrencisine sahip çıkmaya ihtiyaç var. Onu sen yapmazsın. Biz yapacağız, Ekrem Başkan yapacak. Trabzon'un has evladı yapacak. ‘Türkiye sınav güvenliğinde parmakla gösterilir’ diyor. Sanki FETÖ bu ülkede soruları çalmadı, sınavlar iptal olmadı, YÖK Başkanları, üniversite sınav komisyonu başkanları FETÖ’den içeriye yatmadı, dünya kadar FETÖ’cü haksızlıkla bir yerlere girmedi gibi. Size ant olsun o dönem de bitiyor, yeni bir dönem geliyor. Artık bundan sonra AK Parti’nin seçkinlerinin değil, bakan evlatlarının değil, vatan evlatlarının dönemi başlıyor.

 

"Eylem planına imza atmadan Kolombiya'dan kaçtılar"

- Gazze’de 600 günden fazladır zulüm var, soykırım var. 60 bine yakın sivil öldü, çoğu kadın ve çocuk. Şimdi ateşkes nutuğu atanlara bakmayın, son bir haftada 396 sivil daha öldü. Filistin meselesine 3'üncü Genel Başkanımız Bülent Ecevit‘in samimiyetiyle, Yaser Arafat ile kurduğu dostlukla, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının cesaretiyle yaklaşıyoruz. Diğer yanda Erdoğan’ın Netanyahu ile kayıkçı kavgasını izliyoruz. İsrail ile ticaret cayır cayır devam ediyor. Gazze’ye yardım götüren Madleen gemisine müdahale ediliyor. Ayşenur Ezgi Eygi kızımız, Filistin’de vuruldu, öldü. Hakkını Erdoğan aramıyor, arayamıyor. Amerika’da Rumeysa Öztürk, Filistin için eylem yaptı, hapiste kaldı. Kılını bile kıpırdatmadılar. Şimdi 12 ülke, Türkiye’yi de davet ettiler ve Filistin’e sahip çıkmak için bir araya geldiler. İsrail’i kınayan bir bildiriye Kolombiya’daki toplantıda imza attılar. Arkasından eylem planı açıklanacaktı. Eylem planında ne var? İsrail ile ticaretin tamamen kesilmesi, Filistin topraklarında suç işleyenlerin bu 12 ülkede yakalanırsa yargılanması var. Bu eylem planına imza atmadan Kolombiya’dan kaçtılar. Trump’tan korktular, Netanyahu’ya meydan okumaktan, ticareti durdurmaktan korktular. Bir tarafta samimiyetle Filistin’e sahip çıkan sizler, bir tarafta Cumhuriyet tarihinin en büyük riyakarlığı. Bu riyakarlığı Türk milletine şikayet ediyorum.

"Orta Doğu'da demokrasi ile istikrar olur"

- Artık Orta Doğu’da statüko değişiyor. Orta Doğu’da Baas rejimleri gitti, otoriter rejimler yıkıldı. Bunların yerini doldurmaya çalışan mezhepçi dayatmalar yenildi. Vahabilik, Selefilik, İhvancılık yenildi. Müslümanın Müslümanı öldürdüğü, ama kazananın İsrail olduğu, emperyalistlerin olduğu bir süreç yaşandı. Bu yıkım ve yenilgiden ders alan bazı Körfez ülkeleri, yeni döneme uyum sağlayıp çatışmalardan uzak kalıyorlar ve refahları hızla artıyor. Orta Doğu’nun ihtiyacı demokratik kapsayıcılıktır. CHP, Türkiye için de Suriye için de bütün Orta Doğu için de demokratik kapsayıcılığı savunmaktadır. Ama Erdoğan bunu görmüyor. ‘Bak fethettim’ diye övündüğü Suriye’de şimdi neler oluyor? Demokrasi çatısını inşa etmek yerine bir mezhepçilik çatısını kurmaya çalışıyor; ümmetten, ümmetçilikten bahsediyor. Erdoğan eğer ümmeti güçlendirmek istiyorsan, yine demokratik kapsayıcılığa ihtiyaç var. Ümmeti İsrail’in karşısında güçsüz bırakan da bu mezhepçi anlayıştır. Bir gerçeği görmüyorsan onların kuklası olursun, maşası olursun. Mezhepçilik üstünden çatı kurarak Orta Doğu’da istikrar olmaz. Orta Doğu’da demokrasi ile istikrar olur. Barışla istikrar olur. Bilimle istikrar olur. Suriye’nin birliğini savunarak istikrar olur.

- Buradan Erdoğan’a, onun yargıdaki aparatlarına sesleniyorum: İmamoğlu, arkadaşlarımız kolay lokma değildir, yutamazsın. Karıncanın kardeşi var, bizi ondan ayıramazsın. Dört aydır iddianameye bir satır yazamadılar. Attıkları her yalanın altında kaldılar. Manavgat’ta ‘Baklava kutusu var’ dediler, baklava kutusundan AK Parti’nin kumpası çıktı, ampulü çıktı. Akçaabat’ın Cevizli köyünden Ekrem İmamoğlu. Trabzon Lisesi'nin 100’üncü yıl mezunu. Trabzonspor’un Özkan Sümer yönetiminde 31 yaşında yöneticisi.

"Bir başına 10 bin imza toplamış"

- Bu mücadele sürerken öyle isimsiz kahramanlar var ki. Geçen gün bana dediler ki ‘İstanbul’da bir kızımız var. Adını pek sevmiyorsun.’ Dedim ‘Adı ne?’ Dediler ‘Yeliz.’ Dedim ki ‘Ben gerçek Yelizleri çok seviyorum.’ Ama iğrenç bıyıklarıyla, iğrenç bakışlarıyla kendini gizleyen o sahtekardan nefret ediyorum. Ne yapmış biliyor musunuz? 19 Mart'tan sonra imza kampanyasını başlatınca, her gün İstanbul’da bir ilçede, sabahtan akşama imza topluyor. Topladığı imzaları ilçe başkanına teslim ediyor, il başkanına sayıyı bildiriyor. Evine gidiyor, öbür sabah bir başka ilçede çalışıyor. Bir başına 10 bin imza toplamış. 10 bin imza. Bana getirdiler. ‘Yeliz’ dedim, ‘Sana bir ödül vereceğim’ dedim. ‘Hayır’ dedi, ‘Ben bunu para için, ödül için yapmadım. Ekrem Başkan’ı çok seviyorum, onun için yaptım.’ Dedim ki ‘Ödül para değil ki. Ödül hediye değil ki. Cumartesi günü Trabzon’a gidiyoruz, gel orada imza topla Yeliz’ dedim. O Yeliz, bu Yeliz. 10 bin imza, tek başına. Bu Yeliz’ler oldukça Ekrem Başkan eninde sonunda çıkacak ve Cumhurbaşkanı olacak. 100 imza da Trabzon’da toplamış, ilçe başkanına veriyor. Hepiniz adına bu kahraman kızımızı alnından öpüyorum. Türkiye’de bu parti için, bu mücadele için emek veren, alın teri dökenleri gören örgütümüze söylesin. Haberdar etsin. Onları tanımaya, onları örnek almaya, onlar gibi örnek olmaya hepimiz mecburuz. Çünkü biz bu ülkeyi hep birlikte kurtaracağız. Ya hep beraber, ya hiçbirimiz. Kurtuluş yok, tek başına. Ya hep beraber, ya hiçbirimiz.

"Dağılmamak üzere toplanırız"

- Bir iftiracı neler, neler yaptı; Aziz İhsan Aktaş. 388 ihale almış. 300’ünü AK Parti’den almış, 88’ini CHP’den. Yüzde 77 AKP, yüzde 23 CHP. Ama yüzde 23 cezaevinde, yüzde 77’nin keyfi yerinde. Bunlardan bir tanesi de Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç. Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı’na sesleniyorum. Ahmet Başkan, senin yaptığın ihaleyle, tutuklananlarınkinin arasında fark varsa açıkla. Ben demiyorum ki Trabzon Büyükşehir’e saat 4.00’te operasyon yapın. Ben diyorum ki bir suç varsa herkese uygulansın. Bir iftiracı üzerinden, onunla geçmişte ihale yapmış AK Partililer. Trabzon Büyükşehir cayır cayır çalışmış, çalışıyor. Dokunmuyorsunuz. Şunu bilsin ki Erdoğan nerede toplanacağımıza, ne zaman toplanacağımıza biz karar veririz. Ne zaman gideceğimize biz karar veririz. Eğer ki çok kafamızı bozarsanız dağılmamak üzere toplanırız. Çünkü miting değil, eylem yapıyoruz. Sonuç alacağız, sonuç alacağız, sonuç alacağız.

"AK Toroslara teslim olmayacağız"

- Bu ülke çok zor zamanlardan geçti. Doğuda ve güneydoğuda karanlık dönemler oldu. Geçmişte ‘beyaz Toroslar’ dedikleri bir dönemde PKK gücüne güç kattı. Çünkü büyük haksızlıklar, büyük mağduriyetler yaşandı. Tarihimizin yüz karası bir dönem, ölüm arabaları gerilerde kaldı diye düşünüyorduk. Ancak 19 Mart darbe sürecinin yürütücüleri milleti evladıyla, çocuklarıyla, eşiyle, nakille, malına çökmekle tehdit edenler bir de gördük ki profil resimlerine beyaz Torosları koydular. Cumhurbaşkanı ‘Beyaz Toroslar bu ülkeye kaybettirdi, terörü güçlendirdi’ dediği günde karşısındakiyle konuşurken beyaz Toros gösterenler vardı. Biz buna isyan ettik, itiraz ettik. Önce beyaz Toros’u kaldırdı, Fatih Sultan Mehmet'in türbesini koydu. Ona karşı çıktık. Hesabını kapattı, kaçtı. Ama halen görevinde. Biz Tayyip Erdoğan’dan artık bir şey beklemeyiz. Çünkü nasıl geçmişte, o karanlık dönemde açlık, yoksulluk, işsizlik konuşulmasın diye birileri beyaz Toroslara sarıldıysa, ülkenin gündemini o cinayetler yaptıysa, bugün de Tayyip Erdoğan görevlendirdiği savcılarıyla AK Toroslara sarılmıştır. Bugün Çağlayan’da AK Toroslar çetesi vardır. Beyaz Torosların yerini AK Toroslar almıştır. Beyaz toroslara teslim olmadık, AK toroslara teslim olmayacağız.

- Bunların altına AK Torosları çekenler, biz korkuyu evde bıraktık. Korkmuyoruz, sinmiyoruz, size teslim olmayacağız. Pazartesi günü Hakimler ve Savcılar Kurulu’na AK Toroslar çetesini yaptıkları bütün suçları delillendirerek şikayet edeceğiz. Türkiye’nin en başarılı kadın yöneticilerini, 40 kişilik koğuşta 60 kişinin yattığı Düzce ve Afyon’a sevk edenleri. Milleti evladı ve annesiyle tehdit edenleri. Bütün şirketlere çöküp, mallarına tedbir koyup, şirket yönetimlerine el koyup, buradan başka şirketlerle ilgili listeler sızdıranları, bunun üstünde konuşanları. Tümünü; AK Toroslar çetesini, Hakimler ve Savcılar Kurulu’na şikayet edeceğim. HSK, bu çeteyi dağıttı dağıttı. Dağıtmadı, ileride bu çeteden de göz yumanlardan da hesap soracağız. Ant olsun hesap soracağız.

"Bir adım geri çekilmeyeceğiz"

- Her konuşmadan sonra bir soruşturma, tehdit, yıldırma, üzerimize evlat katillerini saldılar, yılmadık. Her türlü tehdidi yaptılar susmadık. Asla ve asla bundan sonra da bir adım geri çekilmeyeceğiz, bir kelime eksik konuşmayacağız, bir santim eğilmeyeceğiz. Biz bir adım geri gidersek bu ülkeyi 100 yıl geri götürecekler. Biz bir kelime eksik konuşursak bu ülkedeki herkesi susturacaklar. Biz bir santim eğilirsek bu millete diz çöktürecekler. 1937’de 11 Haziran günü başvekalete yazı yollayıp, ‘Üzerimdeki bütün malı, benim üzerimdeki çiftlikleri devlete alın, içindeki malları alın’ diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisiyiz. Başkaları ile karıştırlmasın, ‘Babacığım, babacığım. Sıfırladım babacığım.’ ‘Son parayla bir daire daha al.’ ‘Alacağım babacığım.’ Bir yanda ‘babacığım’, bir yanda malına millete veren Ata’cığım. Biz Atatürk’ün partisiyiz. Size teslim olmayacağız. Trabzon bu kötülüğe teslim olmadı, olmayacak. Artık ne Trabzon ne Bayburt ne Konya ne Kayseri, artık hiçbir yer AK Parti’nin kalesi değildir. Kale siyaseti bitmiştir. Bayburt da, Gümüşhane de, Konya da, Trabzon da milletin kalesidir.

"AK Parti yüzde 28,4'e geriledi"

  • Gecenin sürprizi, geçen ay tüm anketlerde Cumhuriyet Halk Partisi önünde olunca AK Parti ilk kez yüzde 30’un altına düşünce, anket şirketlerine baskılar yapanlar, ‘Bizi önde çıkarın’ diyenler temmuz anketlerini bekliyordu. Bugün temmuzun hem de yılda iki kez yapılan, 15 bin denekle yapılan şaşmaz anketinde Cumhuriyet Halk Partisi 0.5 puan daha geçen ayki ölçümlere ilerleyerek, AK Parti yüzde 29’luk AK Parti yüzde 28.4’e gerileyerek, Ekrem Başkan’a inananlar her ay olduğu gibi üç puan daha artarak, iftiraya inananlar iki puan daha azalarak. Biz bu ay da bu mücadeleden, bu direnişten alnımızın akıyla çıktık. Biz kazanacağız, Cumhuriyet kazanacak, yoksullar, işçiler, işsizler, esnaflar, çiftçiler kazanacak. Trabzon kazanacak, İmamoğlu kazanacak, Türkiye kazanacak. Artık adayımız belli, 15,5 milyon oyla seçtik onu. Silivri’den çıkamıyor. Gezemiyor. Dolaşamıyor. Onun yerine her sabah yataktan bir Cumhurbaşkanı Adayı olarak kalkmaya hazır mıyız? Ekrem Başkan yerine Yeliz gibi ev ev, kapı kapı, sokak sokak gezip çalışıp bu seçimi kazanacak mıyız? Hazır mıyız?"

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAK: Ajanslar

Gelecek Partisi’nde dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Edinilen bilgilere göre, Gelecek Partisi milletvekilleri Selim Temurci ve İsa Mesih Şahin, partilerinden istifa etme kararı aldı. Temurci ve Şahin'in yaptığı açıklamada, "Sokağın gerçeklerinden kopuk bir siyasi partinin büyümesi imkansızdır. Siyasi mücadelemiz yol arkadaşlarımızla birlikte gerçekçi zeminlerde sonuna kadar sürecektir" denildi...

Gelecek Partisi’nde istifa depremi yaşanıyor. Parti milletvekilleri Selim Temurci ve İsa Mesih Şahin, partilerinden istifa etme kararı aldı.

Saadet Partisi, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’nin birleşimiyle kurulan Yeni Yol Partisi, Meclis’te grup kurmuştu. Ancak bu birleşmenin ardından Temurci ve Şahin, Gelecek Partisi çatısı altında kalmayı tercih etmişti.

Selim Temurci ve Şahin'in istifalarıyla Meclis'te bağımsız milletvekili sayısı 13'e yükseldi.

AÇIKLAMA GELDİ...

İstifa eden vekiller sosyal medya hesaplarından açıklama yaparak istifalarını duyurdular. Yaptıkları açıklamada şu ifadeler yer aldı:

"Büyük umutlarla kurduğumuz Gelecek Partisi'nin içinde olduğu mevcut durumun Türkiye için yeni bir gelecek tasavvuru inşa etmesi artık imkansız hale gelmiştir. Gelecek Partisi büyük bir iddiayla kurulmuş, kuruluş döneminde hem Genel Merkez nezdinde hem de teşkilatlarda çok iyi bir kadro oluşturmuştur. Türkiye'nin dört bir tarafında teşkilatlarımız olağanüstü gayretler ortaya koymuştur. Partimiz kuruluş döneminde vatandaşın sahip çıkabileceği bir potansiyele sahipken bugün gelinen noktada 'siyasetteki konjonktürel dalgalanmaya göre kedisine yer bulmaya çalışan bir siyasi yapı' haline dönüşmüştür. Öyle ki organik olmayan siyasi oluşumlarda yer alabilme adına partinin isminden dahi vazgeçilmiştir.

'AMACINI UNUTAN BİR SİYASİ YAPININ GELECEĞİ OLAMAZ'...

Amacını, hedeflerini ve kuruluş ilkelerini unutan bir siyasi yapının geleceği de olamaz. Dolayısıyla, 'süreç içerisinde yaşanan kimlik bunalımları, sokağın gerçeklerinden kopuk siyaset tarzı, siyasetin doğasına aykırı düşen ittifaklar, ben merkezli siyaset anlayışı, geçmişle hesaplaşma psikolojisi' gibi sebepler Gelecek Partisi'ni kuruluş iddiasından uzaklaştırmıştır. Siyaset milletle birlikte, inanmış bir kadro ile yapılır. Sokağın gerçeklerinden kopuk bir siyasi partinin büyümesi imkansızdır. 'Küçük olsun, benim olsun' anlayışından Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu bir siyaset çıkmaz. Partimizin içinde bulunduğu olumsuz tabloya ilişkin genel ve yerel seçim yenilgileri sonrası parti içinde yapılan tüm müzakereler, sözlü-yazılı tüm öneriler sonuçsuz kalmış, bu konularda istişare mekanizmaları işletilmemiş, bunun yanında Genel Başkan tarafından da sahici bir çıkış yolu ortaya konmamıştır. Bu durum, partimize emek veren kurucularımızın ve teşkilatlarımızın önemli bir bölümünün süreç içerisinde partiden kopmasına sebep olmuştur.

'NE ACIDIR Kİ...'

Ne acıdır ki, 'ehliyet, liyakat ve istişare' diye yola çıkanlar, bugün sadece 'sadakat' istemektedir. Ülke yönetiminin kişiselleştirildiği iddiasında bulunanlar, maalesef 'ben' anlayışına teslim olmuştur. Mahallelerimizden çıkacağız diyenler, kendi mahallesiyle 'kavgalı' konuma gelmiştir. Partimizin kuruluş değerlerinden uzaklaştığı ve vatandaşımızın beklentileriyle arasında büyük bir mesafe oluştuğu açıkça görülmektedir. Oysa siyasi partiler, sokağın gündemine göre siyaset yaparlar. Vatandaşımızın siyasetten önemli beklentileri varken, partimizin bu beklentilere odaklanamayıp teori siyasetinde boğulması gerçek siyaseti ıskalamaktan başka bir şey değildir. Maalesef üst üste yaşanan kimlik bunalımları nedeniyle partimiz bir türlü gerçekçi bir siyasi zemine oturamamış, kimlik bunalımına bir çözüm de bulunamamıştır. Dolayısıyla gerek mecliste verdiğimiz mücadeleler gerekse de teşkilatlarımızın ortaya koyduğu üstün gayretler siyaseten bir sonuca dönüşememiştir.

'SİYASİ MÜCADELEMİZ GERÇEKÇİ ZEMİNLERDE SÜRECEK'.

Bugün geldiğimiz noktada siyasi duruşumuza ve vicdani sorumluluğumuza daha fazla aykırı düşmemek adına kurucusu olduğumuz Gelecek Partisi'nden istifa ediyoruz. Gelecek Partisi Genel Başkanı Sayın Ahmet Davutoğlu'na, milletvekillerimize, genel merkez yöneticilerimize, İl Başkanlarımıza, İlçe Başkanlarımıza, tüm teşkilat mensuplarımıza teşekkür ediyor, başarılar diliyoruz. İnsanımızın daha iyi bir geleceği hak ettiğine olan inancımızdan, dolayısıyla ülkemiz için verdiğimiz mücadeleden vazgeçmiş değiliz. Siyasi mücadelemiz yol arkadaşlarımızla birlikte gerçekçi zeminlerde sonuna kadar sürecektir."

Gelecek Partisi'nde Deprem: İki Milletvekili İstifa Etti - Resim : 1

Gelecek Partisi'nde Deprem: İki Milletvekili İstifa Etti - Resim : 2

KAYNAK: Ajanslar

Antalya'nın Gazipaşa ilçesinde yapımı tamamlanan ve faaliyetlere başlayan Gaziapaşa Gold Marina şehre turist girişi ve istihdam ile beraber ekonomik katkı sağlamaya başladı...

Gazipaşalıların destek verdiği ve yapılmasından memnuniyet duyduğu marina, kamuoyunu bilgilendirmek için bir basın açıklaması gönderdi.

İŞTE O AÇIKLAMA...

""Kamuoyunun Dikkatine!

Son günlerde bazı basın ve sosyal medya paylaşımlarında, Gazipaşa Gold Marina’dan denize atık su boşaltıldığına dair iddialar yer almaktadır.

Söz konusu görüntüler, atıksu boşaltımı değil, deniz dibi güvenliğini sağlamak amacıyla yapılan kum tahliye işlemine aittir.

Marina girişinde zamanla biriken kum, deniz derinliğini tehlikeli düzeyde azaltmış; bu nedenle sadece doğal kum, açık deniz alanına yönlendirilmiştir.

Görüntülerdeki bulanıklık bu teknik müdahalenin doğal sonucudur.

Atık, sintine, kanalizasyon ya da kimyasal içerikli hiçbir boşaltım yapılmamıştır.

Gazipaşa Gold Marina, Mavi Bayrak sahibi bir tesis olarak tüm çevresel yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmekte; atık kabul sistemleri, çevre eğitimleri ve denizcilik projeleriyle Gazipaşa’ya katma değer sağlamaktadır.

Tüm faaliyetlerimiz şeffaf, denetime açık ve çevre hassasiyetiyle yürütülmekte olup; kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi adına bu açıklamayı saygıyla duyururuz.

 

Gazipaşa Gold Marina ""

 

 

 

HABER: Uğur  AKDAĞ

MHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız'ın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda masasında teröristbaşı Abdullah Öcalan'ın ''Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa (İmralı Notları)'' başlıklı kitabının yer aldığı görüldü...

Yıldız X hesabından yaptığı paylaşıma, ''Vicdan en büyük terazidir o asla yanlış tartmaz'' notunu düşerken; fotoğrafta dikkat çeken bir ayrıntı gözlerden kaçmadı.

Yıldız'ın çalışma masasında terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın ''Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa (İmralı Notları)'' başlıklı kitabının yer aldığı görüldü.

2016'DA TOPLATILMIŞTI...

Çözüm sürecinde İmralı görüşmelerinden oluşan söz konusu kitabın 2016 yılında toplatıldığı biliniyor.

DEM PARTİ'DEN AÇIKLAMA...

Konuya ilişkin Diken’e konuşan DEM Partili kaynaklar, “Kitabı heyetimiz götürmedi. Piyasada var zaten, edinmiştir” dedi.

 

İşte o fotoğraf:

CHP tarafından düzenlenen ''Millet İradesine Sahip Çıkıyor'' mitingine Kartal, ev sahipliği yaptı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, on binlere seslendi. CHP'li belediyelere yönelik operasyonlara tepki gösteren Özel, AKP'nin Kızılcahamam kampına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu...

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından her hafta çarşamba günleri İstanbul'un bir ilçesinde, belirlenen bir gün de ise Anadolu'nun bir şehrinde "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" sloganı ile başlayan mitingler hız kesmeden devam ediyor.

'Millet İradesine Sahip Çıkıyor' mitinginin yenisine İstanbul'un Kartal ilçesi, ev sahipliği yaptı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, miting alanında toplanan kalabalığa seslendi.

CHP'li belediyelere yönelik operasyonlara tepkisini sürdüren Özel, asgari ücrete yönelik ara zam çağrısını yineleyerek  "Bu Kızılcahamam Kampı’nda milletvekilinin biri söz almış demiş ki ‘Sokağa çıkıyoruz, karşıdan gelen asgari ücretlinin yüzüne bakamıyoruz. Yılda 4 kere bile yapabiliriz demiştiniz ama hiç olmazsa asgari ücrete Temmuz'da zam yapılsa' demiş. Tayyip Bey hiç oralı olmamış. Vekilini dinlememiş. Ben buradan millete verdiği sözü tutamayıp da utanan AK Partili milletvekillerine sesleniyorum, bu yolun sonu, yol değil. Bırakın o partiyi istifa edin. Onurunuzla istifa edin" dedi.

 
 

CHP lideri Özgür Özel'in konuşmasında öne çıkanlar şu şekilde:

- 19 Mart'ta bir darbeye giriştiler. Biz size Saraçhane'ye çağrı yaptık. Onlar vapur seferlerini durdurdular. Metroları durdurdular. Bana diyorlar ceketi çıkar kolları sıva diye ama kolları sıvamak benim işim değil. Kolları sıvayanı dışarı çıkarmak benim işim.

 

- Maç olur polis çalışır, bayram olur çalışır, afet olur çalışır. Kaskını yastık yapar yatar. Bir kuruş tazminat almaz, mesai almaz. Kimse dönüp derdin var mı diye bakmaz, her şeyde de toplumun karşısına, işçinin karşısına koyarlar. Ben buradan İçişleri Bakanına geçmişte verdikleri sözleri bir kez daha hatırlatıyorum. Polisimize, bekçimize, jandarmaya, sahil güvenliğe tez elden düzenleme bekliyoruz.

- Saraçhane'de gençlerle karşı karşıya getirmeye çalıştıkları polisimizin gözlerinin içine bakınca biz çok şey gördük. Buradan tüm polislerimize alkış istiyoruz. Savunma işçisi geçinemiyor diyorlar. 600 bin kamu işçisi var. Bunların sözleşmeleri 350 binin altı yedi aydır 250 binin de 4 aydır sözleşme sıkıntısı var. Bu Tayyip Erdoğan ne ile övüyorsa, savunma sanayi, top, tüfek hepsini yapıyorlar. Alın teri göz nuru, dirsek çürüterek çalışıyorlar, 39 bin lira veriyorlar bu işçilere. Grev kararı aldılar. 26 Ağustos'ta kamu emekçilerine sahip çıkın, meydanlarda onları yalnız bırakmayın!

- 23 yıldır ben kazandım ben kazandım diyeni yenen Ekrem'in arkasında duruyoruz. Bu darbe millete ağır bir bedel ödetti. Maliyeti düşük gelirlinin sırtına vurdular. Ne gençler mutlu ne asgari ücretliler. 6 Şubat depreminde dedi ya asrın felaketi diye, 100 milyar dolar dolara mal oldu bize. Bu yaptıkları 150 milyar dolara mal oldu. Bir buçuk asrın felaketi yaşattılar bize. Eğer bu darbeye yaktıkları dövizi, borsayı hepimiz için bölersek herkesin cebinden ayrı ayrı 86 milyondan 76 bin lira çalındı. Hepimizin cebinden 10 çeyrek altın çaldılar.

- Küçücük bir kız çocuğu küpesini kaybetse nerede arar, kaybettiği yerde. Emekliler, asgari ücretliler, kaybettiğinizi arayacak mısınız? Nerde bulacaksınız biliyor musunuz? Nerde kaybettiysen orada 2002'de sandıkta kaybettin, ilk sandıkta bulacaksın! Baki Aydöner kardeşimi, Aziz İhsan Aktaş iftirayla suçluyor. Baki diyor ki ömrümde tanımam. Zorluyorlar, Gürkan Dölekli var diyor, onunla irtibat kurdu. Bu Dölekli kim biliyor musunuz? Mehmet Şimşek'in fotoğraf çekildiği. Bunun bir tane lüks bir oteli var. On emekli birleşse bir gece kalamaz. Nerde bu otel? Kızılcahamam'da. Bu hafta sonu, milletvekilleriyle, Tayyip Erdoğan'ın kamp yaptığı otelin sahibi bu adam! 

- Manavgat'ta baklava kutuları gördüm. Başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Biz şu anlayışın insanı değiliz; benim hırsızım iyi, seninki kötü. Bütün hepsinin Allah belasını versin. Bizim suçumuz belediye meclis üyesi yapmışız. Bunun kuyruğundan tutmuşlar. 32 saat video izledik. Bak şimdi baklava diye biliyorlar mı? Utanmaz bozuk tohum, ne oldu baklava kutusu? Kutudan AKP çıktı.

- Baklavanın üstünden ampul çıktı, ampul. Baklava kutusunu eline tutuşturmuşlar, 32 saat görüntü izledik, nasıl bir kumpas izlediklerini gördük. Baklavanın üstüne CHP yazmışlar, utanmaz bozuk tohum ne oldu baklava kutusu? Bu Kızılcahamam Kampı’nda milletvekilinin biri söz almış demiş ki ‘Sokağa çıkıyoruz, karşıdan gelen asgari ücretlinin yüzüne bakamıyoruz. Yılda 4 kere bile yapabiliriz demiştiniz ama hiç olmazsa asgari ücrete Temmuz'da zam yapılsa' demiş. Tayyip Bey hiç oralı olmamış. Vekilini dinlememiş. Ben buradan millete verdiği sözü tutamayıp da utanan AK Partili milletvekillerine sesleniyorum, bu yolun sonu, yol değil. Bırakın o partiyi istifa edin. Onurunuzla istifa edin! Son altı ayda AK Parti’den istifa edenlerin sayısı 300 bine yakınken CHP’ye 500 bine yakın kişi katıldı.

 

- Bu haftasonun 1 milyon aileyi tedirgin eden LGS sınavının sonuçlarında 719 tane birinci çıktı. Geçen yılın tam iki katı. ailelerin içine kurt düştü. Buna efendice yanıt vermek, tahkikat yapmak yerine, Milli Eğitim Bakanı olacak zat, önce gerizekalıya anlatır gibi anlattım dedi. LGS'den pis kokular gelmiyor, CHP'den geldi dedi utanmaz! Yusuf Tekin! O Yüce Divan'da yargılanacaksın!

- Çocukların babalarının alın terini çaldınız ama çocuklarımızın geleceklerini çalıyorsunuz, hesabını Yüce Divan'da vereceksiniz! Söz veriyorum yargılatacağız, gümbür gümbür iktidara geliyoruz. Yalnız kaldık dememek için ittifakta olmadıkları partilere, ittifak ortağıyız diyorlar, onlar da yalanlıyor. Ey Tayyip Erdoğan, bundan sonra bu yolu yalnız yürüyeceksin. İşlediğin tüm suçların cezasını vereceksin. AKP'li olmak, delegesi olmak, oy vermek suç değildir. Buradan tüm AKP'lilere sesleniyorum. Hırsızlar korksun, arsızlar korksun. Hiçbir suçu olmayan Anadolu insanı korkmasın! 

- Bugünkü bir gelişme üzerine birlikte çok tarihi bir şey konuşacağız. Önce, Hatay Hassa, AKP'li belediye başkanlarının sonrakine, önceki bugünküne diyor. Diyor ki, Hatay'ın önceki belediye başkanı Mehmet Karataş, mevcut AKP'li başkan Selahaddin Çolak hakkında; ilçeyi soydu, mal almadan fatura kesiyor, akrabalarına para transferi yapıyor. Erdoğan'a sesleniyor, hırsızlar, faturacılar kol kola. Bir adam yumurta çalsa adamı içeri atarsınız.

- Adam koca belediyeyi soydu niye içeri atmıyorsunuz! Bak Erdoğan, gizli tanık yok. Senin belediye başkanın söylüyor. Ve halen daha kimse parmağını kıpırdatıp da Hatay'ın Hassa Belediyesine bakmıyor. Malatya'ya bakmıyor. Dünya kadar yolsuzluk dosyasını önceki dönem için Ekrem Başkan, 37 tane verdi. Süleyman Soylu el koydu. Kimse sayfasını açmıyor. 97 tane, 'bozuk tohumun babası', savcılar açmıyor. Buradan tüm Cumhuriyet Savcılarına bir kez daha sesleniyorum, bu kadar muhteşem bir ünvan olamaz. Atatürk bize Cumhuriyet ünvanı vermedi. Ama size Cumhuriyet'i koruyun diye yetkiler verilmiş, Erdoğan'ın korktuğu rakibine bir tane delil olmadan, saldıranlar, ispatlı şahitli, yolsuzluğun üzerine gitmiyorlar. Ya Cumhuriyet'i koruyun ya da o ünvanı bırakın!                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                   KAYNAK: Ajanslar