Manşetler
- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 113031
Tutuklanan Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Muhittin Böcek cezaevinde geçirdiği kalp rahatsızlığı nedeniyle hastaneye kaldırıldı...
Tutuklanan ve görevden uzaklaştırılan Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Muhittin Böcek kalp rahatsızlığı nedeniyle hastaneye kaldırıldı.
Muhittin Böcek'in hastaneye kaldırıldığı haberi Antalya'da üzüntü ile karşılandı.
Tetkikleri yapılan ve sağlık durumu iyi olan Muhittin Böcek'in tekrar cezaevine götürüleceği öğrenildi.
HABER: Ayten YILMAZ
- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 472353
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'tarihi' denilen konuşmasında AKP, MHP ve DEM Parti'nin beraber yürüme kararı aldığını belirterek "Çıkış yolu arayana kapıyı ardına kadar açarız" dedi...
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Terörsüz Türkiye' sürecinin bir pazarlık neticesinde olmadığını söyledi. Süreçle ilgili kimsenin kafasında soru işareti olmaması gerektiğini söyleyen Erdoğan, "Aziz milletimizin bu tablodan dolayı sevinmeli, bayram etmeli, Türkiye'nin her sokağı, hanesi ay yıldızlı bayrağımızla donatılmalı. AK Parti, MHP, DEM Parti biz en azından üçlü olarak bu yola beraber yürümeye kararı verdik. Derdimiz var. Derdimiz olduğuna göre, el ele verdiğimize göre bu engelleri aşacağız. " ifadesini kullandı.
AKP Sözcüsü Ömer Çelik'in "Cumhurbaşkanımız cumartesi sabahı tarihi bir konuşma yapacak. Bütün vatandaşlarımızı o açıklamayı dinlemeye davet ediyorum" sözlerinin ardından gözler Erdoğan'ın konuşmasına çevrildi
Erdoğan konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
"YÜREĞİMİZ DAĞLANDI"
Erdoğan'ın konuşmasından başlıklar şöyle:
6 gün önce 12 vatan evladını şehit verdik, milletçe yüreğimiz dağlandı. Pençe Kilit bölgesinde arama faaliyetleri sırasında metan gazına maruz kalarak şehit olan Mehmetçiklerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Onlar şehitlik makamı ile şereflendiler, ebedi dirilik müjdesine inşallah nail oldular.
İstişare toplantılarımızın ayırt edici özelliği ortak akla vesile olmasıdır. Hakikatin ışığı doğacak. AK Parti istişare kültürünün kurumsallaştığı bir siyasi harekettir. İşlerimiz hep ortak akılla, milletin sözüne kulak vererek yürütüldü.
Farklı fikirleri zenginlik bildik, yapıcı eleştiriyi yolumuzu aydınlatan fener olarak gördük. İstişare kadrolar arasındaki dayanışmayı güçlendirir.
Bundan 47 yıl önce bölücü terör örgütü ilk eylemini yaptı. Bu tarihten itibaren bölücü örgüt güvenlik güçlerimize ve sivillere yönelik saldırılar düzenledi. On bine yakın güvenlik görevlimizi terörle mücadelede şehit verdik. 50 bine yakın vatandaşımız terör olaylarında hayatını kaybetti. Onları unutmadık, unutmayacağız. Ay yıldızlı bayrağımız semalarımızda ebediyen dalgalanacak.

1984'te ilk eylemden sonra terör her geçen gün tırmandı. O günden sonra nice hükümetler geldi, terör bitirilemedi. Bunda elbette devletin bazı yanlış uygulamalarının da payı vardır. Beyaz Toroslar, faili meçhuller, Diyarbakır Cezaevi, yakılan köyler bunlardan biriydi, evladıyla Kürtçe konuşamayan analar bunlardan biriydi...
Hataların bedelini hep beraber ödedik. Terör örgütü kardeşliğe hasar verdi. Bir yandan terörle mücadele ederken bir yandan teröre bahane oluşturan bataklığı kurutmanın mücadelesini verdik. Son yıllarda terör örgütünün eylem kabiliyetini tamamen kırdık.
Bahçeli'nin tarihi çağrısıyla terörsüz Türkiye projemizi gerçekleştirmek için bir dizi adım attık. Bu fırsat penceresini değerlendirmek için çok hassas bir süreç yönettik.
Terör örgütü İmralı'nın çağrısıyla kendisini feshetti, dün de silah bıraktı. Dün itibariyle 47 yıllık terör belası sona ermiştir. Bugün yeni bir gündür, bugün tarihte yeni bir sayfa açılmıştır. Türkiye Yüzyılı'nın kapıları ardına kadar aralanmıştır.
"PAZARLIĞIN NETİCESİ DEĞİL"
Terörsüz Türkiye projesi, açık söylüyorum bir müzakerenin, bir pazarlığın, bir al ver sürecinin neticesi değildir. Herkes şundan emin olsun Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin onurunu çiğnetmeyiz, başını öne asla eğdirtmeyiz. Başından beri dikkatliyiz. Terörsüz Türkiye projemizi bu anlayışla izliyoruz.
Biz ne yaptığımızı çok iyi biliyoruz. Kimse korkmasın, endişeye kapılmasın.
BAHÇELİ'YE DESTEK
Sayın Devlet Bahçeli ve kadrosunun milliyetçiliğini, Türkiye aşkını sorgulamak hiç kimsenin haddi değildir. Aynı şekilde şahsımın ve burada olan ve olmayanlarla birlikte AK kadronun milliyetçiliğini, vatanseverliğini kimse sorgulayamaz. Bu kimsenin hakkı da haddi de değildir.
Biz Sayın Bahçeli ve kadrosuyla beraber Terörsüz Türkiye için canımızı, kanımızı, tecrübemizi, hayatımızı ortaya koyduk. Biz Türkiye'nin hayrına olmayan hiçbir işin içinde olmayız. Tüm çabamız Türkiye'nin hayrınadır. Türkiye'nin hayrına olmayan girişimlerin tam karşısında görürsünüz. Biz ne yaptığımızı çok iyi biliyoruz. Hiç kimse korkmasın, kimse endişe etmesin, kimsenin zihninde soru işareti oluşmasın. Ne yapıyorsak Türkiye için yapıyoruz, milletimiz için yapıyoruz, istiklalimiz için, istikbalimiz için yapıyoruz.
Ne yaparlarsa yapsınlar terör bitecek. Terör biterken terör istismarı da bitmektedir. Devletimizin onur ve gururuna kastedecek hiçbir girişimin içinde olmayız, içinde bulunmayız, böyle girişimlere asla müsaade etmeyiz.
Türkiye Cumhuriyeti devleti dimdik ayaktadır. Bugün düne göre çok daha azametli, gururlu ve onurludur.
"AZİZ MİLLETİMİZ BU TABLODAN DOLAYI BAYRAM ETMELİ"
Aziz milletimizin bu tablodan dolayı sevinmeli, bayram etmeli, Türkiye'nin her sokağı, hanesi ay yıldızlı bayrağımızla donatılmalı.
Tarih sahnesine dün çıkmış bir millet değiliz. Türkler, Kürtler, Araplar ittifak yaptığımızda atlarımızın rüzgarı Çin denizine kadar serin esintiler yaydı. Unutmayın atlarımızın şahlanışından coğrafyaya huzur yayıldı. Kılıçlarımızı gerektiğinden kınından çıkarıp omuz omuza çarpıştık. Gerektiğinde kalemlerimizi çıkardık.
Bugün güçlü Türkiye'nin şafağı söküyor. Bugün Türk ilke Kürt muhabbetle kucaklaşıyor.
Arada silah olmadan oturup konuşacağız. Gönüller bir olunca sınırlar ortadan kalkar. İlk adım olarak TBMM'de bir komisyon kuracak, sürecin yasal ihtiyaçlarını Meclis çatısı altında konuşmaya başlayacağız
AK Parti, MHP ve DEM heyetiyle birlikte bu süreci pişirerek geleceğe taşıyacağız.
DEM heyeti Meclis Başkanımız ile dün görüştü. Daha güzel şeyler olacak. Mümkün olan en geniş katılımla Meclisimizin de bu hayırlı süreci desteklemesini temenni ediyorum.
Sadece Kürt vatandaşlarımızın değil Irak ve Suriye'deki Kürt kardeşimin meselesi de unutmayın bizim meselemizdir. Onlarla da görüşüyoruz.
"AKP, MHP, DEM OLARAK BERABER YÜRÜMEYE KARAR VERDİK"
AK Parti, MHP, DEM Parti biz en azından üçlü olarak bu yola beraber yürümeye kararı verdik. Derdimiz var. Derdimiz olduğuna göre, el ele verdiğimize göre bu engelleri aşacağız.
Artık yumrukları sıkmaya gerek yok. Kucaklaşacağız, konuşacağız. Birbirimize karşı adım atarak yürüyeceğiz.
“ÇIKIŞ YOLU ARAYANA KAPIYI ARDINA KADAR AÇARIZ”
- Sadece Kürt vatandaşlarımızın değil, Irak ve Suriye'deki Kürt kardeşimin meselesi de bizim meselemizdir. Onlarla bu süreci görüşüyoruz, onlar da çok mutlu.
- Enerjimizi artık asli işimize vereceğiz. Kaynaklarımızı terörle mücadele için değil, kalkınma için seferber edeceğiz. Türkiye kardeşlikle büyüyecek. Türkiye istikrar ve güven içinde yürüyecek. Şunu altını çizerek tekrar söylüyorum; biz bir adım atana her türlü kolaylığı sağlarız. Çıkış yolu arayana kapıyı ardına kadar açarız. Sular tersine akmaz. Akarsa da gerekeni yaparız. Kimse tedirgin olmasın. Türk çok daha güvendedir, çok daha güçlüdür. Kürt-Arap çok daha güvendedir, çok daha güçlüdür. Annelerimiz evlat acısı çekmeyecek
"SİLAH TESLİMİNİ TAKİP EDECEĞİZ"
Acıları aşmak kolay olmayacak. Kayıplarımız şüphesiz gelmeyecek ama gençlerimiz hayatlarının baharında aramızdan bir daha ayrılmayacak. Annelerimiz gözyaşı dökmeyecek.
Hiç kimseyi üzmeden, kırmadan sürecin hassasiyetine uygun şekilde süratle nihayete ermesi için kolaylaştırıcı olacağız. Silah teslimini kurulan mekanizma vasıtasıyla titizlikle takip edeceğiz
Şehit anaları, şehit babaları ellerinizden öpüyorum. Hiç kimse şehitlerimizin aziz hatırasına el uzatamaz, onların mirasına leke süremez. Müsterih olun şehitlerimizin gayesi menzilini bulmuş olacak.
KAYNAK: Ajanslar
- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 520169
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'tarihi' denilen konuşmasına "Sen bu devleti yönettiğini zannediyorsun, sen hala Kasımpaşa'da su sattığını mı sanıyorsun, aklını başına al'' ifadeleri ile tepki gösterdi...
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, ''Bugün Cumhurbaşkanı çıktı tarihli bir konuşma yapacak diye milleti ekranları başından topladı. Türkiye'nin işte köylerinde yangınlar olduğunu, sürgünler olduğunu, köy boşaltmaları olduğunu, beyaz toroslar olduğunu söyledi. Siz Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nde görevlisiniz değil mi hocam partimizin temsilcisi olarak. Sayın Cumhurbaşkanı'nın bu konuşmasına bağlı olarak yabancı bir devletin milletvekili Avrupa Parlamentosunda ya da Birleşmiş Milletler Konseyi’nde Türkiye suçlamak için bu cümleleri kullanabilir mi? Türkiye'nin sorgulanmasına sebep olabilir mi? Evet... Ey Recep Tayyip Erdoğan madem bunu söyledin, utanmıyorsan şayet Ermeni tezlerine de sahip çık bari. Ermeni tezleriyle bu söylediklerinin arasında bir farkı yok. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının böyle bir işe alet olması Türkiye Cumhuriyeti kimliği taşıyan birisi olarak Müsavat Dervişoğlu’na ağır gelmektedir. Sen bu devleti yönettiğini zannediyorsun, sen hala Kasımpaşa'da su sattığını mı sanıyorsun, aklını başına al'' dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Edirne’de bir dizi ziyaretin ardından son olarak partisinin Edirne Genişletilmiş İl Divan toplantısına katıldı. Dervişoğlu, özetle şunları söyledi:
- 15'i kadın 15'i erkek silahı bırakınca örgüt bitti zannediyorlar. Oysa yasal talepler devam ediyor. Herkes Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ne istedilerse verdik diyecek neredeyse, aynı hatırlıyorsunuz değil mi? Bu cümleyi Fethullah Gülen'e de ne istedikleri istediyse vermiştir Recep Tayyip Erdoğan. Şimdi eğer buna da ne istediyse vermeye kalkışırsa bu millet onlara oy falan vermez. Bu millet onlara hesap sorar. Şimdi PKK bizden istiyor, istediklerinin yasal karşılığı yok, anayasal karşılığı yok. Onların talep ve beklentilerine karşılık verilmesi için anayasanın değişmesi lazım, yasal düzenlemelere ihtiyaç var. Bizim hükümette zaten kabul ediyor, o yasal düzenlemeleri konuşmak için itiraf ediyor. Size yazıklar olsun; bir terör örgütünün ihtiyaçlarını karşılamak ve beklentilerine karşılık vermek üzere suçu Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin üstüne yıkarak ve çaldığınız kılıfa da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kurulacak komisyon üzerinden kılıf arayarak eğer yola çıkacaksınız Türk milleti buna asla ve kata izin vermeyecektir. İYİ Parti varken komisyon kurabilirsiniz ama asla sonuç alamazsınız. Yaptığınız bütün işleri gerçekleştirdiğiniz yaşama geçirdiğiniz bütün ihanetleri büyüklük milletinin huzurunda deşifre edeceğim.

- Gelelim yeni ittifak meselesine. Bu sistem ittifakları mecbur kılıyor. Ne için seçimlerde baraj riskini ortadan kaldırmak için ne için cumhurbaşkanlığı seçimlerinde cumhurbaşkanı adaylarının yüzde 50 artı bir oy almasının temin etmek için. İstemediğin siyasi partilerle, istemediğin ittifakları korumak zorun bırakabiliyor sistem seni. Şimdi demeyin Dervişoğlu ittifak mı yapacak diye. Bizim ittifakımız milletledir. Millette kendimizi anlatacağız bizi takdir eden millet şayet tercih ederse iktidar olacağız, Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu sorunları da kendi kadrolarımızla aşacağız. Kimse sözlerimden yanlış bir anlam çıkarmasın ama bu ceberrut sistemden kurtulabilmek adına bazen bütünleşik muhalefet anlayışı ile işbirliğine ihtiyaç duyulabilir. Ne olmuştu geçen seçimlerde? Bizim hepimizi o zamanki ismi ile HDP ile ortak diye milleti şikayet etmişlerdi. Masanın altında HDP’nin olduğu hitamında bulunmuşlardı, kimler; Cumhur İttifakı'nın bileşenleri. Yani AKP yani Recep Tayyip Erdoğan yani MHP yani Devlet Bahçeli. 'HDP masanın altında' diyorlardı... HDP'nin uzantısı olan parti PKK ile Abdullah Öcalan'la birlikte hem Tayyip Erdoğan'ın hem de Devlet Bahçeli'nin başının tacı oldu. Allah ıslah etsin sizi. Abdullah Öcalan'a 'kurucu gönder' dedi ya beyefendi. Onunla mukabele etmesi lazım o da dedi ki ‘Mustafa Kemal Atatürk'ten sonra en büyük devlet adamı Devlet Bahçeli’. Tanımasak inanacağız. Cumhurbaşkanı açıkladı artık yani ‘AK Parti, Milliyetçi Hareket Partisi ve DEM yeni bir ittifakın temelini attık’. Hemen Pervin Buldan dedi ki ‘biz bu projede ortağız başka işe karışmayız’. Yemin ederim örgütü yönetenler, devleti yönetenler daha şuurlu ya Allah bu memleketin yardımcısı olsun.
''Bizim gözümüzde Abdullah Öcalan evlatlarımızın katili bir teröristtir''...
- İktidar partisi, Sayın Devlet Bahçeli ile birlikte 6-7 seneden beri kim terörist, kim değil bunun algı yönetimini gerçekleştiriyor. Hakikaten de öyle bir karar alıyorlar. iletişim Başkanlığı bunların arkasında, medyayı almışlar kuşatmışlar, televizyondaki yorumcular, gazetelerdeki kalemşörler bu iki beyefendi kime terörist istiyorlarsa ona terörist muamelesi yapıyorlar. En sonunda birisi de çıkmış bana ‘sahte milliyetçi terörist’ demiş bana. Hem de televizyon ekranlarında… Buradan onlara bir soru soruyorum: Biz Abdullah Öcalan'a terörist diyorum ya DEM, PKK'nın uzantısı bir siyasi parti diyoruz ya bundan rahatsız oluyorlar. Madem ki ittifak kurdular Recep Tayyip Erdoğan'la Sayın Devlet Bahçeli Allah muhabbetlerini arttırsın, DEM ile olan muhabbetlerini. DEM eş başkanlarına bir sorsunlar bakalım; Abdullah Öcalan terörist miymiş, PKK bir terör örgütü müymüş? Eğer bu soruyu sorabilirler cevap olarak da ‘Evet Abdullah Öcalan teröristtir ve PKK da evlatlarımızın katili bir terör örgütüdür’ derlerse o zaman söylüyorum bunlarla o zaman konuşabiliriz. Gerçekleri kabul etmesi halinde biz bunlarla konuşabiliriz ama bunun yaşanabilmesi için ben biliyorum ki bir Nuh Tufanı gerektirir. Çünkü ikisini de oldukça yakından tanıyoruz geçmişte yaptıkları bugün yapacaklarının teminatıdır geçmişi bir insana şayet kefil değilse biz de onun geleceğine kefil olamayız.
- Bizim gözümüzde Abdullah Öcalan evlatlarımızın katili bir teröristtir. Ayrıca DEM’e onun yani o terör örgütünün siyasi uzantısına ortağım diyen insanların doğrudan doğruya Abdullah Öcalan'ın terörist olmadığını kabullenmesi hali söz konusu olur ki sadece onlarla değil; bunu yapanlarla da siyaseten bir daha yan yana gelmemiz söz konusu olamaz. Bakın diyordum ya size memleketin bir meselesi olursa oturur bunlarla konuşuruz. Abdullah Öcalan'a terörist, PKK terör örgütüne terör örgütü diyemeyen çareyi yol güzergahını onlardan ve onların siyasi uzantısında arayan hiç kimse artık İYİ Parti'nin Türk siyasetinde muhatabı olamayacaktır.
''Avrupa Parlamentosu'nda ya da işte Birleşmiş Milletler Konseyinde Türkiye'yi suçlamak için bu cümleleri kullanabilir mi? Evet''
- Bugün çok kötü bir şey oldu Allah düşmanımın başına vermesin. Bugün Cumhurbaşkanı çıktı tarihli bir konuşma yapacak diye milleti ekranları başından topladı. Türkiye'nin işte köylerinde yangınlar olduğunu, sürgünler olduğunu, köy boşaltmaları olduğunu, beyaz toroslar olduğunu söyledi. Siz Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nde görevlisiniz değil mi hocam partimizin temsilcisi olarak. Sayın Cumhurbaşkanı'nın bu konuşmasına bağlı olarak yabancı bir devletin milletvekili Avrupa Parlamentosunda ya da işte Birleşmiş Milletler Konseyinde Türkiye suçlamak için bu cümleleri kullanabilir mi? Türkiye'nin sorgulanmasına sebep olabilir mi? Evet...
- Ne diyeyim ben şimdi ne söyleyeyim ey Recep Tayyip Erdoğan. Madem bunu söyledin, utanmıyorsan şayet Ermeni tezlerine de sahip çık bari. Ermeni tezleriyle bu söylediklerinin bir farkı yok. Sen bu devleti yönettiğini mi zannediyorsun, sen hala Kasımpaşa'da su sattığını mı sanıyorsun, aklını başına al. Tehlike büyüktür, safımız bellidir; Cumhuriyet'in yanında duracağız. Türkiye’yi Cumhuriyetsiz bırakmayacağız, üniter devlet yapısına sonuna kadar sahip çıkacağız.
- Milli devlet vasfımız ve milli kimliğimiz bu coğrafyadaki varlığınızın teminatıdır. Tarih şuuruna sahip olarak yolculuğumuzu sürdüreceğiz, biz çadırımızı sırtlanların geçiş yolu üzerine kurduğumuzu biliyoruz. Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu zor şartlar altında, bölge jeopolitiğin nazarı itibara alarak en doğru çözümü ve en doğru yol haritasını büyük Türk milletinin gerçek devler aklı ve iradesiyle gerçekleştireceğiz.'
KAYNAK: Ajanslar
- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 681780
Süleymaniye'de terör örgütü PKK'lı ilk grup silahları bıraktı. Silahların yakıldığı öğrenildi. Büyük güvenlik önlemleriyle gazetecilerin görüntüleri canlı yayınlamasına izin verilmedi. Silahların yakıldığı ilk görüntüler paylaşıldı. Milli İstihbarat Teşkilatı, silahların seri numaralarını aldı. Silahlarını yakan grubun öncülüğünü PKK terör örgütü elebaşlarından Bese Hozat, Behzat Çarçel ve Tekoşin Ozan yaptı...
İlk PKK'lı terörist grup Casana Dağı bölgesinde silah bıraktı. Silahların yakıldığı öğrenildi. DEM Parti heyeti, bazı gazetecilerin olduğu bir heyet Süleymaniye'de silah bırakmayı izledi. Sembolik törende 30 kadar PKK'lı terörist silahlarını imha etti.
İŞTE İLK GÖRÜNTÜLER...

KRİTİK İSİM BESE HOZAT DA ARALARINDA...
Törende 15'i kadın 15'i erkek terörist mağaradan çıktı. Silah bırakan grubun içinde KCK konsey eş başkanı Bese Hozat'ın da olduğu öğrenildi.
Gazeteci İsmail Küçükkaya, silahların bırakıldığı anları şu sözlerle anlattı:
"Bese Hozat önceden hazırlanan bir metni okudu. Bese Hozat'ın özellikle kadın teröristler üzerinde etkili olduğu için törende en önde yer aldığı öğrenildi. Törenle, PKK'nın silahları imha süreci başlamış oldu. PKK'lılar en ufak bir yüz ifadesi bile sergilemedi. Süreç dikkat ve özenle sürdürülüyor.

"KONUŞMALARI YASAKLANMIŞTI"...
Ben bunun başta Ahmet Türk olmak üzere DEM'lilere de sirayet ettiğini gördüm. Herkes duygusal ve umutluydu. Burada PKK'lıların yazılı metin dışında konuşmaları da yasaklanmıştı"
TAMAMEN SİLAHSIZLANMA EYLÜL SONUNU BULACAK...
Tarihi sürecin tanıkları arasında Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) yetkilileri, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi güvenlik güçleri, DEM Parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarından katılımcılar ve çok sayıda medya mensubu da yer aldı. PKK'nın tamamen silahsızlanmasının ise 2025 yılı eylül ayı sonuna kadar tamamlanması hedefleniyor.






Terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan’ın İmralı Adası’nda 27 Şubat’ta yaptığı çağrının ardından PKK, 5-7 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirdiği kongrede fesih ve silah bırakma kararı aldı.
Bu karar kapsamında terör örgütü PKK, yaptığı duyuruda bir grup örgüt mensubunun 11 Temmuz günü Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) Süleymaniye kentinde düzenlenecek törenle silah bırakacağını bildirdi.
Silah bırakma organizasyonunu düzenleyen terör örgütü KCK, 7 Temmuz günü yaptığı açıklamada, güvenlik" nedeniyle silah bırakmanın yapılacağı tören alanına gazetecilerin alınmayacağı, törenin canlı yayınlanmayacağı duyurmuştu.
Açıklamada, gazetecilerin silah bırakma törenini kurulacak ekranda takip edileceği bildirilmişti.
KCK, gazetecilerin Süleymaniye’ye bağlı Dukan ilçesindeki bir otelin önünde 11 Temmuz günü toplanmasına yönelik çağrıda bulunmuştu.
Çağrının ardından ulusal ve uluslararası çok sayıda yayın kuruluşu ve gazeteci otelin önüne gelerek, gelişmeleri takip etmeye başladı.
Silah bırakma törenine ilişkin ise DEM Parti tarafından yapılan bilgilendirmede, ''11 Temmuz'da yapılacak olan 'Barış ve Demokratik Toplum' grubun silahların imha edilmesi açıklamasına ilişkin olarak, açıklamanın görüntüleri saat 11.45 ile 14.00 arası yayınlanacaktır'' diye belirtildi.
AKP'DEN İLK AÇIKLAMA...
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, silahların yakılmasının ardından yaptığı ilk açıklamada sürecin devam edeceği mesajını verdi. Çelik, şu ifadeleri kullandı:
"Gelinen aşamada 'Terörsüz Türkiye' hedefine ulaşılması için kritik bir eşik geçilmiştir. Bundan sonrasında PKK’nın tüm şubeleri ve illegal yapılarıyla feshi ve silahların yakılması/teslim edilmesi süreci kısa zaman içinde tamamlanmalıdır."
MHP LİDERİ BAHÇELİ'DEN İLK AÇIKLAMA...
MHP Lideri Devlet Bahçeli, terörist PKK'lı ilk grubun silah bırakmasının ardından açıklama yaptı. Silahların yakılmasının ardından ilk kez konuşan Bahçeli, sürece ilişkin şu ifadeleri kullandı:
"Bugünden geçerli olmak üzere bölücü terör örgütü gruplar halinde silahları teslim etmeye, aynı zamanda kara bir dönemin kapanması hususunda tarihi nitelikli gelişmeler yaşanmaya başlamıştır.
Provokasyon ortamını canlı tutmak maksadıyla istismar, iftira ve inkâr yarışına giren siyasi ve ideolojik mahiyetli çevreler yeşeren umutlar, genişleyen barış ve huzur iklimi karşısında hayal kırıklığına uğramıştır.
Hakikaten hem Türkiye’miz hem de bölgemiz açısından fevkalade önemde günler yaşanmaktadır.
Pozitif ve yüreklere su serpen gelişmeler bir milattır ve bu kapsamda maşeri vicdan memnuniyet duymaktadır.
Terörsüz Türkiye; refah, güven ve huzur dolu bir geleceğin kulvarıdır.
Terörsüz Türkiye; milli birlik ve dayanışmanın mutlak ve mütemadi kuvvesidir.
Silahların teslim işleminin belirlenmiş takvim içerisinde tamamlanmasıyla birlikte kötü anılar geride kalacak, yeni yüzyılın mimarı ve mihveri Türk milleti olacaktır.
Başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere “Terörsüz Türkiye” hedefinin gerçekleşmesi uğruna emeği, eylemi ve desteği bulunan herkese şükranlarımı sunuyor, aziz milletimize yeni dönemin hayırlı olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum."
ÖZGÜR ÖZEL: PARTİMİZ BARIŞIN YANINDA...
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Cumhuriyet Halk Partisi; terörün ve şiddetin her türlüsünü tarihsel bir tutarlılık içinde reddetmektedir. Partimiz barışın yanındadır. Ülkemize çok ağır bedeller ödeten terörün ilelebet son bulması, ortak irademizdir. Terör örgütünün bugünkü sembolik silah bırakma adımını memnuniyetle karşılıyoruz. Sürecin bu noktaya gelmesinde emek ve katkıları olan başta rahmetli Sırrı Süreyya Önder olmak üzere tüm siyasilere ve tüm yetkililere teşekkür ediyoruz. Bu adımın, artık silahların tamamen susacağı bir dönemin başlangıcı olmasını diliyoruz. Bu süreç; hiçbir parti, toplumun hiçbir kesimi dışlanmadan, milletten bir şey saklanmadan, Meclis çatısı altında, toplumsal mutabakat gözetilerek, hızlı ve kararlı adımlarla yönetilmelidir." dedi.
Özel şu ifadeleri kullandı:
Türkiye’de tam bir barış ortamının tesisi ancak adalet ve demokrasiyle mümkündür. Seçilmiş belediye başkanlarının yerine kayyımların atandığı, Kürtlerin belediye meclislerine girmesini suç sayan soruşturmaların sürdüğü, seçilmiş siyasetçilerin hukuk dışı yöntemlerle hapiste tutulduğu ve demokratik rekabetin sakatlandığı bir ortam toplumsal barışın baş düşmanıdır, iç cephemizi tahkim etmek gayretinin önündeki en büyük engeldir.
Ülkemizin ihtiyacı; Terörsüz ve Demokratik Türkiye’dir. Refah için barış, barış için birlik, birlik için demokrasi ve adalet gereklidir.
Ortak geleceğimiz için, barış için katkı sunmaya ve mücadele etmeye kararlılıkla devam edeceğiz.

30 ARAÇLIK KONVOY...
Aralarında DEM Parti Eş Genel Başkanlarının da olduğu heyet, tören için Süleymaniye kırsalında hazırlanan alana yaklaşık 30 araçlık konvoyla ilerledi.

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş ve Ali Kenanoğlu, Halkları Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Ahmet Türk ile DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Mithat Sancar'ın da aralarında olduğu heyet alana gitti.
KAYNAK: Ajanslar
- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 459743
CHP, Muhittin Böcek’in tutuklanması üzerine “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingini bu akşam Antalya’da düzenliyor. Genel Başkan Özgür Özel konuşmasında Manavgat Belediyesi'ne yapılan operasyonla ilgili inanılmaz bir kurguyu açıkladı. Özel, "Baklavacı sizin işbirlikçiniz! Kaçak içki ve uyuşturucudan almışlar, bir ay eğitip baklava kumpasını planlamışlar!" dedi...
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerine Antalya'da devam ediyor. Miting, bu akşam saat 20.30’da Antalya Büyükşehir Belediyesi Önü'nde başladı.
CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından başlatılan mitingler, her hafta bir il ve İstanbul’un bir ilçesinde düzenleniyor. Bu haftaki miting ise, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in tutuklanması nedeniyle Antalya’da gerçekleştirildi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel konuşma için kürsüye çıktı.
CHP lideri Özgür Özel'in konuşmasında öne çıkanlar şu şekilde:
“Ey Erdoğan bu meydanı görüyor musun… Dalga dalga operasyonlarla bu milleti sindirebileceğini mi sandın. Bir o köşede bir bu köşede saldırarak CHP’nin mücadelesini kırabileceğini mi sandın? Buradayız, birlikteyiz. Enerjimiz yüksek bitiremezsin. İrademiz çeliktendir bükemezsin. İnsanımız yüreklidir korkutamazsın. Bizi yolumuzdan asla çeviremezsin. Yolumuz iktidar yolu biz kazanacağız, biz başaracağız…"
-Muhittin Böcek bir kumpasla içeride tutuluyor ona sahip çıkmaya geldik. Benim Muhittin Böcek başkanla özel bir ilişkim var. Covidden hastanede yattı. Hergün kardeşiyle görüştüm. Bir gün ümit yok dediler. Ben dua ettim. Allah Muhittin Başkanı bize geri verdi. O günlerde kapıda olan kardeşinin eşi, kardeşini covidden kaybettik yenge hanım bize emanettir.
-Böcek ailesi öyle bir aile ki... Muhittin Böcek'e diyorlar ki 'oğlun eşinden ayrıldı eşi daire istedi verilen dairenin parasını mütahhide vermediniz bu rüşvettir". Oysa Muhittin başkanın oğlu kendi daire yapıyor. O zaman yeni başlamış. Birinden borç olarak istemiş. Veren kişi de bunu mahkemede böyle anlatmış 'Borç olarak istedi verdim. Bitirince ondan geri alacaktım" MASAK kayıtlarına bakıp daire verilmiş para verilmemiş diye rüşvet diyorlar. Yok ama diyelim ki bir yanlış var oğlan suç işledi diye baba belediye başkanlığından alınır mı? Örneği var mı? Var... 'Ne yaptın oğlum paraları. Sıfırladım babacım..." Baba ile oğlu aynı suçu işleyenler ülkenin başında Muhittin başkan cezaevinde."
'BİR AY EĞİTMİŞLER'...
"- Bakın günlerdir, baklavacı var ya baklavacı. Hani polis 'Aç kutuyu' deyince gayet sakin, hazırlıklı olarak kutuyu açan o baklavacı var ya. Bir ay önce polis onu almış. Onu bir ay önce çevirmede kaçak içkiler ve şüpheli paketle yüzde 99.9 uyuşturucu ile yakalamış. O baklavacıyı bir ay boyunca eğitmişler. O baklavacıyı oraya peşinden de çantacıyı yollamışlar. Elimizde 32 saatlik görüntü var. Dakika dakika planlamışlar. Dün dedim ya Melih Gökçek'in oğlu Bozuk tohum. O Bozuk Tohum'un baklavacı var ya bize hesabını sorduğu baklava kutusunu bir aydır planlamışlar. Plan ne? Baklavacıyı aldılar. Kendilerince itirafçı yaptılar. Manavgat'ta AKP ile CHP arasında 3 meclis üyesi fark var. Baklavacı 4 isim söyledi İçeri aldılar. Hızla belediye meclis seçimine gidip Manavgat'ı AKP'ye geçirmeye çalıştılar. Tam o sırada belediye meclis üyeleri istifalarını verdiler. Onların yerine meclis üyelerin yedekten geldi. AKP'nin hesabı o anda tutmadı."
'MANAVGATLI'NIN VERMEDİĞİ İLÇEYİ ALMAK İSTEDİLER'...
"- Peki ne oldu? Savcı baklavacıyı yeniden çağırdı. Baklavacı dört meclis üyesinin daha adını verdi. Ben itirafçıyım dedi. 4'ünü de aldırdı. Yeniden AKP, CHP'nin önüne geçti. Yeniden seçim yapıp Manavgatlı'nın AKP'ye vermediği ilçeyi alacaklar. O sırada ortaya çıktı ki meclis üyelerimiz gözaltına alınırken istifa etmişler. Yerine yedekler yeniden çağırılacak. AKP başvuruyor çağıramazsınız. Başkanı seçeceğiz sonra çağıracaksınız' bu işlemi yapan savcının eşi Manavgat İlçe Seçim Kurulu başkanı. Biz olmaz dedik. İtiraz ettik. itiraz Ankara'ya YSK'ya gitti. YSK CHP haklıdır dedi. Bugün yazıyı yolladı. Bu kumpasa karşı akşam üstü savcının eşi Manavgat ilçe seçim kurulu başkanı imza atmak yerine hastayım dedi rapor aldı."
'BAKLAVANIN ÜSTÜNDE AMPUL YANMIŞ'...
"- İletişim Başkanlığı baklava görüntüleri çıktığı zaman bütün vekillere, bakanlara üzerinde CHP yazan baklava resimleri yolladı. İnceledik, gördük ki baklavacı sizin işbirlikçiniz! Kaçak içki, uyuşturucu işiyle almışlar, bir ay salmışlar, kumpası kurmuşlar! Baklavanın üstünde ampul yanmış!"

Saraçhane eylemlerinde öne çıkan ve polis tarafından kovalandığı videolarla kamuoyunda tanınan Pikachu karakteri Antalya'da düzenlenen miting öncesi CHP'lilerin yürüyüşünde ortaya çıktı.
İMAMOĞLU'NUN MESAJI OKUNDU...
Antalya buluşmasında, özgürlükleri iktidar destekli yargı tarafından ellerinden alınan İmamoğlu ve Böcek’in hücrelerinden yolladıkları mektuplar okundu. İmamoğlu’nun Silivri’deki hücresinden yolladığı mektubu CHP Antalya İl Başkanı Nail Kamacı okudu.
İmamoğlu, Kamacı tarafından okunan mektubunda şunları söyledi:
“- Sevgili Antalyalılar, benim cesur kardeşlerim… Bir daha asla seçim kazanamayacak olan bir avuç insan, koltuklarını korumak için, yargı eliyle siyaseti şekillendirmeye, bu milleti dize getirmeye çalışıyor. Milletimiz, kendi iradesine yönelik bu darbe girişimine meydan meydan direndikçe, onlar da çaresizlik içinde, korku ve telaşla daha da saldırganlaşıyorlar. Değerli yol arkadaşım, sevgili dostum Muhittin Böcek Başkanımıza reva görülen bu haksız, hukuksuz muamele de çaresizliklerinin bir ifadesidir. Çeyrek asırdır bu şehirde belediye başkanlığı yapan, şehre nice değerler kazandıran Muhittin Başkan’ın bir kitabı var. Adı; ‘Ben bu şehre aşığım.’ Antalyalı da bu sevgiyi karşılıksız bırakmamış, Muhittin Başkanımızı, Antalya tarihinde üst üste iki kez seçilen ilk belediye başkanı yapmış. İşte halkın bu sevgisine, bu takdirine katlanamıyorlar. Kendileri milletin gözünden düştü, düzmece davalarla bizleri de milletin gözünden düşürebileceklerini zannediyorlar.

- Başaramayacaklar. Saraydaki hesap çarşıya uymayacak. Bizleri bu milletin gönlünden söküp alamayacaklar. Cumhuriyet Halk Partisi’nin, Türkiye’yi birleştiren gücünü yok edemeyecekler. Bu ülkenin Atatürkçülerine, demokratlarına, cumhuriyetçilerine boyun eğdiremeyecekler. Elbet seçim sandığı milletin önüne gelecek. Elbet bu millet, adaletsizliklerin, haksızlıkların hesabını kesecek. Yoksulluğun, işsizliğin, çaresizliğin hesabını kesecek. Bir avuç insanın kirli, bozuk düzeni tarihe gömülecek. Adaletin ve hürriyetin devri başlayacak. Biz başarıya, onlar ise yenilmeye mahkum. Çünkü biz haklıyız, çünkü millet bizimle. Ne demişti Gazi Mustafa Kemal Atatürk: ‘Milli egemenlik öyle bir ışıktır ki, onun karşısında zincirler erir, taçlar, tahtlar yanar, yok olur.’ Yine öyle olacak. Milletimizin iradesi ülkemizi, geleceğimizi aydınlatacak. Her şey çok güzel olacak. Ekrem İmamoğlu.”

MUHİTTİN BÖCEK'İN MESAJI OKUNDU...
Sanatçı Alpdoğan Esenoğlu, tutuklanarak cezaevine gönderilen Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'in mesajını okudu.
Muhittin Böcek, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"- Sizlere 8 metrekarelik hücremden sesleniyorum. Bu hücrenin bir duvarında, sizlerin yüzlerini görüyor, sizleri duyuyorum. Bir duvarında bir Türk bayrağının, kim ne yaparsa yapsın şanla, şerefle dalgalandığını görüyorum. Bir duvarında benimle birlikte yol yürüyen, belediyedeki ekip arkadaşlarımı görüyorum. Dört duvarın sonuncusundaysa hiçbir şartta vazgeçmemeyi, yılmamayı, yorulmamayı öğrendiğim mavi gözlü devin gözlerini görüyorum.
- Bu duvarlar bizleri tutsak etmiş gibi gözükse de meydanlarda yüz binler, milyonlar olmamızı sağladı. Bunu da biliyorum. Ben Torosların, şu dağların hemen yanı başınızdaki köylerinde doğmuş, büyümüş bir Yörük çocuğuyum. Vatan diye ektiğim toprakta Cumhuriyet sayesinde, milletin oylarıyla uzun yıllardır Antalya'da belediye başkanlığı yapıyorum. Çok zorlu dönemler gördüm. Acıları, sıkıntıları, hatta sizlerin dualarıyla sağ çıktığım COVID dönemini yaşadım. Ama ben bugüne kadar hukukun ve vicdanların bu derece keyfi hale geldiğini ilk kez görüyorum.
- Bizler belediye başkanlarıyız. Hesap vermenin bir vazife, bir sorumluluk olduğunu biliriz. Çok şükür ne Antalya'ma ne de vatanıma veremeyeceğim hiçbir hesabım yok. Ben tüm partilerin oyuyla, desteğiyle seçilmiş, altı kez mazbata almış olduğum için buradayım, biliyorum. Türkiye'nin en borçlu belediyesini alıp, hiçbir bahaneye sığınmadan, ne devlete, ne kurumlara, ne de çalışanına borcu olmayan bir belediyeye dönüştürdüğüm için buradayım.
- Kendi ata toprağımı devletime, milletime, eğitim için bağışladığım için buradayım. Akdeniz'i daha ileriye götürmek için çalışıp, Akdeniz Belediyeler Birliği Başkanı seçildiğim için buradayım. Biz hesap veririz. Kimse merak etmesin. Ama hesap sorma biçimi, şekli aslında tüm vatandaşlarımız adına bir tehlikeyi açıkça gösteriyor. Sözde itirafçı, özde iftiracıların yorum ve söylemleriyle buradayım. Ancak hiç kimsenin şüphesi olmasın. Tüm bu iftiracılar hukuk önünde adil şekilde yargılansınlar diye hayatım boyunca mücadele edeceğim ve yapılanları yapanların yanına asla bırakmayacağım.
- Bu meydanda genel başkanımızın yanında durup, sizlere bakamamak, sizlere seslenememek bizlere reva görüldü. Ama inanıyorum ki bu meydan biz olup dolup taştıkça bu zulüm, bu yok etme mantığı sona erecek. Antalya'yı sizlerin takdiriyle, namus saydığım oylarınızla iki kez üst üste kazanmış başkanınız olarak, bir hücrede de olsam Toroslar gibi dimdik duruyorum. Sizlerin kalpleriyle kalbimi iyileştiriyorum.
Bugün suçlandığım şeyler olsa olsa hep birlikte gördüğümüz ve güzel yarınlara uyanacağımız bir kabustan ibarettir. Ve bu kötü rüya bitip uyandığımızda yeniden umuda, yeniden yarınlara, yeniden vatandaş için aralıksız çalışmaya döneceğiz hep birlikte.Buradan Antalya'ma, güzel şehrimizdeki her bir vatandaşımıza selamlarımı iletiyor, genel başkanımızı benim yokluğumda sizlere emanet ediyorum. Sevgiyle kalın, adaletle kalın, cumhuriyetle kalın, Atatürk'le kalın."
HABER: Halime Yağmur AKDAĞ
KAYNAK: Ajanslar








