ilk5-Manşetler
- Kategori: ilk5-Manşetler
- Gösterim: 408919
Hindistan'dan Birleşik Krallık'a giden bir yolcu uçağı kalkıştan kısa bir süre sonra düştü. Uçağın düşme anlarına ilişkin görüntüler ortaya çıktı. Kazada en az 290 kişinin hayatını kaybettiği açıklandı.
Uçakta bulunan 242 kişiden biri olan Ramesh Vishwaskumar Bucharvada, kazadan sağ kurtuldu...
Hindistan’ın batısındaki Gujarat eyaletinde, Londra’ya gitmek üzere havalanan Air India’ya ait bir yolcu uçağı düştü. Uçakta 230 yolcu ve 12 mürettebat bulunuyordu. Boeing 787-8 Dreamliner tipi uçak Ahmedabad Havalimanı’ndan kalkarak Gatwick Havalimanı'na uçuyordu. Ancak kalkıştan kısa süre sonra sinyalini kaybetti. Uçağın, Ahmedabad’ın Meghaninagar bölgesine yakın Dharpur adlı sivil bir yerleşim alanına düştüğü bildirildi. The Times gazetesi uçakta 53 kişinin İngiliz olduğu belirtti. Reuters, yerel polis kaynaklarına dayandırdığı haberde, kazada en az 290 kişinin hayatını kaybettiği bilgisini geçti.
Olay yerine çok sayıda itfaiye ve acil durum ekibi sevk edildi. Görüntülerde, kaza bölgesinden yoğun dumanların yükseldiği görülüyor.
Air India’dan yapılan açıklamada, “AI171 sefer sayılı Ahmedabad-Londra Gatwick uçağımız bir olay yaşadı. Şu anda detayları netleştirmeye çalışıyoruz, en kısa sürede daha fazla bilgi paylaşacağız” denildi.
Hindistan basınına yansıyan haberlerde, uçağın yerden sadece 190 metre havalanabildiği ifade ediliyor. Sivil Havacılık Bakanı Ram Mohan Naidu tarafından yapılan açıklamada ise kazayla ilgili 'Tüm havacılık ve acil müdahale kuruluşlarına hızlı ve koordineli bir şekilde harekete geçmeleri talimatını verdim. Kurtarma ekipleri harekete geçirildi ve tıbbi yardım desteğinin olay yerine hızla ulaştırılması için her türlü çaba gösteriliyor' dedi.
Eski başbakan da uçakta
Öte yandan Eski Gujarat Başbakanı Vijay Rupani'nin düşen Air India uçağında olduğu yetkililer tarafından aktarıldı. Rupani, Ağustos 2016'dan Eylül 2021'e kadar Gujarat Başbakanı olarak görev yapmıştı. Yolcu listesine ulaşan India Today'e göre listede Rupani'nin adı görülüyor.
Bir yolcu kazadan kurtuldu
Hindistan basınında yer alan haberlere göre, uçakta bulunan 242 kişiden biri olan Ramesh Vishwaskumar Bucharvada, kazadan kurtuldu. 38 yaşındaki Bucharvada'nın, uçakta acil çıkış kapısının hemen arkasında yer alan 11A numaralı koltukta oturduğu aktarıldı.
Bucharvada'nın yürüyerek ambulansa bindiği görüntüler sosyal medyada paylaşıldı.
Doktorların kaldığı yurda çarptı
Uçak BJ Tıp Koleji'nde eğitim gören asistan doktorların kaldığı bir yurt binasına çarptı. Öğle yemeği saati olması nedeniyle oldukça kalabalık olan binadaki doktorların üst katlardan atlayarak kurtulmaya çalıştıkları belirtildi.
CNN-News 18'e konuşan tıp öğrencisi Harshit, kaza sırasında yemekte olduğunu, uçağın yemek yediği binanın yanındaki binaya isabet ettiğini aktardı.
'Doktorları biz kurtardık'
Yerel bir politikacı olan Darshna Vaghela, gazetecilere yaptığı açıklamada, doktorların kaldığı çok sayıda dairenin çarpmanın etkisiyle yıkıldığını belirterek, "Uçak düştüğü sırada ben yakınlardaki ofisimdeydim. Çok güçlü bir çarpma sesi duyuldu. Birçok doktoru kaldıkları dairelerden biz kurtardık" diye konuştu.
Kaza, kalkıştan 5 dakika sonra meydana geldi
Hindustan Times'ın haberine göre, Sivil Havacılık Genel Müdürü Faiz Ahmed Kidwai, yerel saatle 13.38'de havalanan uçağın, kalkıştan 5 dakika sonra düştüğünü bildirdi.
Haberde, pilotun uçak düşmeden hemen önce "yardım çağrısı"nda bulunduğu, sonrasında uçaktan haber alınamadığı belirtildi.

Dünya genelinde sivil havacılık trafiğini takip eden "Flight Radar" sitesinde de kalkış sonrası 1 dakika içinde uçağın sinyalinin kaybedildiği açıklandı.
Uçağın sefer geçmişi, Hindistan ile Paris, Frankfurt, Tokyo, Amsterdam ve Melbourne gibi şehirler arasında düzenli uçtuğunu gösteriyor.
Dışişlerinden taziye
Bakanlık, Hindistan'daki uçak kazası hakkında yazılı açıklama yaptı.
Açıklamada, Ahmedabad şehrinde meydana gelen uçak kazasından dolayı derin üzüntü duyulduğu belirtilerek, "Bu elim kazada hayatını kaybedenlerin yakınlarına ve Hindistan halkına taziyelerimizi sunuyoruz." ifadeleri kullanıldı.
KAYNAK: Ajanslar
- Kategori: ilk5-Manşetler
- Gösterim: 288084
142 gündür tutuklu bulunan Ümit Özdağ bugün hakim karşısına çıktı. Ümit Özdağ'ın tutukluluğuna devam kararı verildi. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik ile suçlanan Ümit Özdağ tahliye edilmedi...
"Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik" suçlamasıyla 142 gündür tutuklu bulunan Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın tutukluluk halinin devamına karar verildi. Dava 17 Haziran'a ertelendi.

Özdağ’ın “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” suçlamasıyla tutuklu bulunduğu davanın ilk duruşması bugün saat 10.30’da İstanbul Silivri’de görüldü. Savcı, Özdağ'ın 1.5 yıldan 4.5 yıla kadar hapsini talep etti, dava ertelendi.
Özdağ duruşma salonuna girdiğinde avukat ve izleyiciler tarafından alkışlandı.
Çok sayıda Zafer Partili de Özdağ'a destek için Silivri Cezaevi yerleşkesine geldi.
"TUTUKLU OLMAMIN SEBEBİ ÖCALAN VE PKK SÜRECİ"...
Özdağ savunmasında, "Benim burada tutuklu bulunmamın sebebi ne Cumhurbaşkanına hakaret ne de Kayseri olaylarıdır. 142 gün önce tutuklandım tek kişilik bir hücrede anayasal ve yasal haklarım çiğnendi. Bu, adli değil siyasi bir süreç. Tutuklu olmamın asıl sebebi, Öcalan ve PKK ile yürütülen süreçtir." dedi.
Ümit Özdağ, "Hem siyasi hem akademik birikimim nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne hizmet ettim, hizmet etmeye de devam ediyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin aleyhine bir harekette bulunmadım" dedi.
Özdağ, kendisi hakkında lehine olabilecek hiçbir delilin iddianamede bulunmadığını kaydetti, yargılamanın siyasi olduğunun altını çizdi.
Kendisinin ve genel başkanı olduğu Zafer Partisi'nin, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği’nin göç konusunda Türkiye’ye büyük haksızlık yaptığını düşündüklerini ve bu haksızlığa itiraz ettiklerini belirten Özdağ, "Ülkemiz bir yandan Suriye ve Afganistan’dan stratejik göç mühendisliği ile gelen milyonlarca sığınmacı ve kaçak, diğer yandan küresel ısınma sonucunda Afrika ve Pakistan başta olmak üzere değişik ülkelerden gelen milyonlarca yabancının baskısı altındadır. Bu baskı; ekonomik, demografik, sosyolojik, kültürel baskı ve tehditler başlığı altında toplanabilir. Sığınmacıların ve kaçakların, ülke ekonomimizin oluşturduğu ekonomik yükü ifade ettim. Bugüne kadar kamuoyuna açıkladığım tüm uyarıları, tüm bu hususlar konusunda halkımızı bilinçlendirmek amacıyla yaptım. Saydığım hususlar, benim yıllarca üzerine çalıştığım ve uzmanlık alanım olan hususlardır. Asıl bu uyarıları yapmasaydım, hukuka aykırı davranmış olurdum" diye konuştu.
Ümit Özdağ, savunmasında şunları kaydetti:
"Bütün hayatımı akademik ve siyasal olarak Türk milletinin güvenliği ve refahı, Türkiye Cumhuriyeti’nin güçlü bir ülke olmasına adadım. Binlerce öğrenci yetiştirdim. Yüzlerce polis ve subaya hocalık yaptım. Ülkeme ve milletime yönelik tehditleri tespit etmek ve çözüm yollarıyla birlikte ortaya koymak için akademik ve siyasal çalışmalar yaptım. Türk milletine ve Türk devletine karşı hiçbir suç işlemedim.
Savcılık 78 gün boyunca, 4 yıl süreyle yapmış olduğum bütün X paylaşımlarımı, Instagram paylaşımlarımı, hatta videolarımı inceledi. Savcılığın iddianameye koyduğu hiçbir açıklamam, TCK 216’da, maddenin gerekçesinde ve Yargıtay içtihatlarında tanımlandığı şekilde suç değil. Savcının hiçbir suçu yoktur. Halkı kin ve nefrete, düşmanlığa teşvik eden paylaşımım olmadığı için bulması mümkün değildir. Ancak savcılık, Oğuzhan Kumpınar’ın iddianamenin hazırlanmasından 8 ay önce takipsizlik almış X’inin, soruşturmadaki X gibi gösterilmesini kabul edilebilir bulmuştur. Keza savcılığın aleyhimde olduğunu düşündüğü paylaşımlarımı koyarken, lehimde olan X paylaşımlarımı iddianameye koymaması da kabul edilebilir değildir.
Konuşmam boyunca, ortaya delilleri koyarak ülkemizde geçici koruma altında bulunan Suriyelilerin ve kaçak olarak gelenlerin ülkelerine güven içinde, devletler hukuku ve milli hukukumuza uygun şekilde geri dönmelerini savunduğumu açıkladım. Yine konuşmam boyunca kanıtları ile; değil kışkırtma, düşmanlaştırma ve tahrik etmek, aksine kışkırtanlar ile, tahrik etmeye çalışanlarla mücadele ettiğimi; davalar açtığımı, suç duyurularında bulunduğumu ortaya koydum. Çünkü ben yıllardan bu yana Stratejik Göç Mühendisliğini gerçekleştiren emperyalizmin, ülkemizi istikrarsızlaştırma programı ile mücadele ediyorum. Ve ne yazık ki; küresel göç çağında, ülkesine yönelik kontrolsüz göçe karşı çıktığı için bütün dünyada tutuklanan tek politikacıyım.
Burada bulunmamın, Cumhurbaşkanına hakaret iddiası ile hakkımda dava açılmasının, 21 Ocak’ta Ankara Başsavcılığı’nın 11 iddianame hazırlamasının nedeni; PKK terör örgütü baş yöneticisi A. Öcalan ile yürütülen görüşmelere eleştiriler yöneltmemdir. PKK terör örgütüne güvenilmeyeceğini düşünmemdir. PKK’nın ancak dizleri üzerine çökerek, ‘teslim oluyorum’ demesi durumunda muhatap alınması gerektiğini savunmamdır. Bu gerçeği bütün dünya ve büyük Türk Milleti biliyor. Tarih böyle kaydedecek. 100 sene sonra tarih kitaplarında ‘Ümit Özdağ, Kayseri’de olayları kışkırttığı için yargılandı’ diye yazmayacak. ‘PKK’ya güvenmeyin, Anayasayı değiştirmeyin dediği için yargılandı’ diye yazacak. Bütün bu bilgiler ışığında hüküm sizin, adalet Allah’ındır. Umarım Türk Milleti adına vereceğiniz hükmünüz, milletin vicdanını ve adaleti temsil eder."
AZMİ KARAMAHMUTOĞLU'NDAN AÇIKLAMA...
Kararın ardından Silivri’de açıklamalarda bulunan Zafer Partisi Sözcüsü Azmi Karamahmutoğlu, şunları kaydetti:
“Bu sabah 10.30’da Silivri Yerleşkesi'ndeki duruşma salonunda başlayan mahkeme Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ı halkı kin ve düşmanlığa tahrikten açılmış bir davasına ilişkindi. Sayın Özdağ Silivri mahpushanesinde 5. ayına girmiş vaziyette. İşin doğrusu bugünkü bu duruşmada biz bir tahliye bekliyorduk. Öyle ki ceza almış olsa bile en azından bir karar verilirdi yahut tutuksuz yargılama şeklinde gün verilirdi diye bekliyorduk fakat ne yazık ki bunların hiçbiri olmadı. Bugün burada mahkeme tutukluluk halinin devamına karar verip, duruşmayı bir sonraki tarihe attı. Türkiye’nin değişik illerinden buraya gelmiş hem Zafer Partililer hem de Zafer Partili olmadığı halde gönüllü, yurtsever insanlar var. Onlar desteğe geldiler, işin doğrusu bekledikleri bugün burada Ümit hocayla kucaklaşmaktı, onu alıp gitmekti fakat olmadı. Biz yine Sayın Ümit Özdağ’ı Silivri mahpushanesindeki tek kişilik hücresine bırakıp evlerimize gideceğiz. Bu kararı veren mahkeme heyeti de bu akşam evlerine gidip serin yastıklarına başlarını koyup uyuyacaklar fakat Ümit Özdağ tutuklu bir şekilde yargılanmaya devam edecek.
O İDDİAYA SERT TEPKİ...
Tutukluluk halinin sebebi de kaçma şüphesi ve delilleri karartma şüphesi oysa bütün deliller toplanmış vaziyette, bu kuşku artık ortadan kalkmış durumda. Sayın Ümit Özdağ’ın kaçma şüphesinden söz etmek mizaha bile malzeme olamayacak bir iddiadır. Tutuklu yargılama kararında ısrarın niyedir diye baktığımızda, 19 Ocak tarihine dönmemiz lazımdır, eziyet için. Sayın Ümit Özdağ’a eziyet etmek içindir. O, en başından beri yapılanın düşman ceza hukuku olduğunu söylemişti. Bugün Sayın Özdağ’ın savunma avukatlarından akademisyen Prof. Dr. Savaş Özdağ bunu düzeltme yoluna gitti. Düşman ceza hukuku yerine kaba kuvvet tabirini kullandı. Sayın Ümit Özdağ’a kaba kuvvet uygulanıyor. Hukuk ve kanunlar değil, kaba kuvvet uygulanıyor. Şimdi yeniden tutuklu şekilde duruşmanın devamına karar verilmesi de bir kaba kuvvet halidir, düşman ceza hukuku uygulamasıdır.
“ÜMİT ÖZDAĞ, SİYASETTEN YARGI MARİFETİYLE EL ÇEKTİRİLMİŞTİR”...
Bütün deliller toplanmış vaziyette, iddianamede kendilerince davaya konu olan malzemelerde toplanmış durumda. Bugüne kadar duruşmaların 2 ay ertelendiği de olmuştu, şimdi bakınca 1 hafta kısa gibi görünüyor ama 7 gün boyunca bu tarihi kısa görenleri her gün hücrede tutmak isterdik empati kurabilmeleri için. Bir hafta sonra da ne olacağını öngöremiyoruz. İçerideki Zafer Partisi’nin Genel Başkanı Ümit Özdağ siyasi bir tutukludur. Tutukluluk halinin hukukla kanunlarla bir ilgisi yoktur. PKK ve Abdullah Öcalan’a ilişkin kurulmuş olan pazarlık masasının iç yüzünü faş ettiği için, toplumu, seçmeni, Türk vatandaşlarını bilgilendirdiği ve bilinçlendirdiği için, bu yürütülen pazarlığa ilişkin bir toplumsal muhalefetin yükselmemesi için, buna ön ayak olacak siyasilerin en başında gelen Ümit Özdağ, siyasetten yargı marifetiyle el çektirilmiştir. Bu önceleri iddianamenin hazırlanmasının geciktirilmesi, uzun vadede geciktirilmesi halinde 5 aya taşınmışken şimdi artık 1’er haftalık tarihlerle bu siyasetten el çektirilmişlik hali yaşatılmaya devam ediliyor. Ümit Özdağ’ın mahkûmiyet kararına ilişkin olasılığı aklımıza getirmedik, getirmiyoruz.”
KAYNAK: Ajanslar
- Kategori: ilk5-Manşetler
- Gösterim: 119540
Alanya'nın tanınmış ve her kesim tarafından sevilen iş insanlarından Abdullah Akar, sabah saatlerinde Tosmur Mahallesi'nde hayatına son verdi...
Akar Spor ve Kompedan İç Giyim firmalarının sahibi olan Akar’ın, kafasına dayadığı tabanca ile yaşamına son verdiği öne sürülüyor.
Aracında intihar ettiği belirlenen Akar'ın intihar sebebi araştırılıyor.
Evli ve iki çocuk babası olan Abdullah Akar’ın ani vefatı, aile çevresi ve iş dünyasında büyük üzüntüye neden oldu.
Abdullah Akar, aynı zamanda Tosmur Mahallesi eski muhtarı Feyzullah Akar ile MHP Alanya İlçe Teşkilatı eski yöneticilerinden İsa Akar’ın kardeşiydi.
Alanya Güneşi Medya ailesi olarak Merhum Abdullah Akar'a rahmet; ailesine ve sevenlerine başsağlığı dileriz.
HABER: Uğur AKDAĞ
- Kategori: ilk5-Manşetler
- Gösterim: 155088
Alanya’nın tanınmış iş insanlarından Aykar Soğutma ve Barbecue Olive Garden sahibi İlyas Kıldırgıcı, Gedevet Yaylası dönüşü sırasında meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybetti...
Alınan bilgilere göre, İlyas Kıldırgıcı’nın kullandığı araç, Oba Mahallesi Değirmendere mevkii Taşatan Sokak üzerinde kontrolden çıkarak virajda uçuruma yuvarlandı.
Kazanın şiddetiyle araçtan fırlayan Kıldırgıcı, olay yerinde yaşamını yitirdi.

EKİPLER OLAY YERİNE SEVK EDİLDİ...
İhbar üzerine olay yerine çok sayıda sağlık ve jandarma ekibi sevk edildi. Ekiplerin yaptığı ilk incelemede Kıldırgıcı’nın olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi.
ALANYA'NIN ACI GÜNÜ...
Alanya’da büyük üzüntü yaşanırken, Aykar Soğutma ve Barbecue Olive Garden sahibi İlyas Kıldırgıcı’nın ani ölümü sevenlerini yasa boğdu. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Alanya Güneşi Medya Ailesi olarak merhuma Allah'tan rahmet ve ailesine, sevenlerine başsağlığı dileriz.
HABER: Uğur AKDAĞ











