Manşetler
- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 274076
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB'ye yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında sevk edildiği hakimlikçe tutuklandı. İçişleri Bakanlığı, İmamoğlu'nun geçici tedbir olarak görevinden uzaklaştırıldığını bildirdi...
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve 99 şüpheli hakkında "suç örgütü yöneticisi olmak", "suç örgütüne üye olmak", "irtikap", "rüşvet", "nitelikli dolandırıcılık", "kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek" ve "ihaleye fesat karıştırmak" suçları ile yine İmamoğlu, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan'ın da aralarında bulunduğu 7 şüpheli hakkında "PKK/KCK terör örgütüne yardım etmek" suçundan başlatılan soruşturmalar sürüyor.
Yolsuzluk soruşturması kapsamında "suç örgütü kurmak ve yönetmek", "ihaleye fesat karıştırma", "rüşvet almak", "irtikap" ve "kişisel verileri ele geçirmek" suçlarından 5 şüpheli, "suç örgütüne üye olmak", "rüşvet almak" ve "rüşvet vermek" suçlarından ise 84 zanlının tutuklama talebiyle sevk edildiği hakimlikteki işlemleri sona erdi.
Hakimlik, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık'ın da aralarında bulunduğu 48 şüphelinin tutuklanmasına hükmederken, 41 zanlı hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasını kararlaştırdı.
İmamoğlu ile 50 şüpheli cezaevine getirildi
Soruşturmalar kapsamında tutuklanmalarına karar verilen, İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 51 şüphelinin İstanbul Adliyesi'ndeki işlemleri tamamlandı.
Yoğun güvenlik önlemleri altında adliyeden çıkarılan tutuklu şüphelileri taşıyan araçlar, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'na girişi yaptı.
Terör soruşturmasında 3 zanlıya tutuklama
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, "PKK/KCK terör örgütüne yardım etmek" suçundan yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınmalarının ardından Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne getirilen İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan ve Reform Enstitüsü Direktörü Mehmet Ali Çalışkan'ın hakimlikteki işlemleri tamamlandı.
Hakimlik, Şahan, Polat ve Çalışkan'ın tutuklanmasına hükmetti.
İBB'ye yönelik "terör" soruşturmasında hakimlik kararına ulaşıldı
İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik "terör" soruşturması kapsamında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun serbest bırakıldığı, 3 kişinin de tutuklandığı 4 şüpheli hakkındaki hakimlik kararına ulaşıldı.
Ekrem İmamoğlu, hakimlik ifadesinde, emniyette ve savcılıkta verdiği beyanları tekrar ettiğini belirterek, "Sayfalarca PKK terör örgütü, hiç ilgilenmediğim KCK, HDK vesaire kısaltmalarla geçen farklı dergilerde farklı terör örgütlerinin söylemlerinin dizildiği, tam bir kumpas ve pusu düzenini kuran 2 savcının suç isnadını görmekteyim. Hepsi benim için çöp niteliğindedir. Yaptıkları bu iş ve işlemler ülkemizin adalet sistemine atılmış bir bombadır. Tahribatı büyük olacaktır." beyanında bulundu.
Türk yargısına ve on binlerce namuslu yargıç, savcılara seslendiğini belirten İmamoğlu, şöyle devam etti:
"Bu tür meslek namusunu ve ahlakını yitirmiş insanlara meydan vermeyin. Suç isnadının bende zerre kadar kıymeti yoktur. Yazdıkları her sayfa çöp niteliğindedir. Benim milletime, vatanıma, bayrağıma olan sevgimi, bağlılığımı ölçecek, aşağılayacak ya da terörle iltisaklı olacak diyecek kişi anasının karnından doğmadı. Ben Cumhuriyet değerlerine bağlı, Atatürk'ün kurduğu bu Cumhuriyetin ikinci yüzyılında gençleriyle tarih yazacağı bir döneme imza atmaya kararlı bir siyasetçiyim, bu hedefimi bu milletin 86 milyon insanımızın evlatları ile birlikte başaracağımızı milletimiz görecek ve yaşayacaktır."
"Bu kimlik ve kariyer üzerine böyle bir suçlamayla muhatap olma rencide edicidir"
Tutuklanan şüpheli Mahir Polat ifadesinde, Azat Barış'la 4-5 yıl önce karşılaştığını, ancak kendisiyle herhangi bir samimiyeti ve bağlantısı olmadığını söyledi.
Din tarihi çalıştığını belirten Polat, "Azat Barış'ın Yezidiler üzerine uzman olduğunu söylemişti. Bu maksatla görüşmüş olabilirim. Ağır sağlık sorunlarım var. Doktor takibine devam etmekteyim. En son 2 hafta önce anjiyo oldum. Tarih ve kültür araştırmaları, milli değerlerimizin ortaya çıkması için çalışmalar yaptım. Bu kimlik ve kariyer üzerine böyle bir suçlamayla muhatap olma rencide edicidir." dedi.
Şüpheli Resul Emrah Şahan ise ifadesinde, terörle herhangi bir irtibatı olmadığını, olmayacağını ve teröre destek vermeyeceğini söyledi.
Belediye Başkanı olarak sorumlulukları çerçevesinde görevini yaptığını ve partisinin gündeminde "Kent Uzlaşısı"nın olmadığını anlatan Şahan," Azat Barış'la 2019 yılında DEM'in Genel Başkan Yardımcısı olduğu zamanlarda İBB'yle yapmış olduğu kurumsal görüşmeler sırasında tanıştım. DİAYDER Derneği ile herhangi bir bağlantım ya da ilgim yoktur." ifadelerini kullandı.
Hakimlik kararı
Hakimlik kararında, "silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan" tutuklanması talep edilen Ekrem İmamoğlu'nun, dosyada yer alan MASAK raporları, tanık beyanları, HTS raporları, kolluk tutanakları ve tüm dosya kapsamı uyarınca kuvvetli suç şüphesi bulunduğu aktarıldı.
İmamoğlu'nun, "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak", "hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek", "rüşvet almak" ve "kamu kurum veya kuruluşlarının ihalesine fesat karıştırmak" suçlarından tutuklanmasına karar verildiği hatırlatılan hakimlik kararında, bu aşamada tutuklama tedbirinin gerek bulunmadığı anlaşılarak savcılığın bu yöndeki talebinin reddedildiği kaydedildi.
Kararda, "Kent Uzlaşısı" örgütsel faaliyetlerine ilişkin şüpheliler Mahir Polat, Mehmet Ali Çalışkan ve Resul Emrah Şahan'ın ortak örgütsel irtibatı olarak PKK/KCK terör örgütü siyasal alan yapılanması sorumlusu firari Azat Barış ile HTS kayıtlarının bulunduğu vurgulandı.
Şüphelilerin örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemlere iştirak ederek üzerlerine atılı "PKK/KCK terör örgütüne yardım etme suçunu işledikleri" belirtilen kararda, MASAK raporları, tanık beyanları, HTS raporları, kolluk tutanakları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, şüphelilerin üzerine atılı suçu işledikleri hususunda kuvvetli suç şüphesinin olduğu aktarıldı.
Kararda, atılı suçun vasıf ve mahiyeti ile kanunda öngörülen cezasının alt ve üst sınırı nedeniyle şüphelilerin kaçma ve saklanma ihtimalinin yüksek olduğu, bu nedenle bu aşamada adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı belirtilerek, bu doğrultuda tutuklamanın ölçülü olduğu kanaatine varılarak, tutuklama kararı verildiği anlatıldı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından açıklama
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, yürütülen soruşturmalar kapsamında nöbetçi sulh ceza hakimliğince mali nitelikli soruşturma kapsamında şüpheli Ekrem İmamoğlu'nun "suç örgütü kurmak ve yönetmek", "rüşvet almak", "irtikap", "hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek" ve "ihaleye fesat karıştırmak" suçlarından tutuklandığı kaydedildi.
Açıklamada, "Ekrem İmamoğlu hakkında üzerine atılı 'silahlı terör örgütüne yardım etme' suçundan kuvvetli suç şüphesi bulunmakla birlikte mali nitelikli suçlardan zaten tutuklanmasına karar verildiğinden bu aşamada gerek görülmemekle talebin reddine karar verilmiştir." ifadeleri kullandı.
Serbest bırakma kararlarına itiraz edilecek
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, İBB'ye yönelik "yolsuzluk" soruşturması kapsamında sevk edildiği nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklanan Ekrem İmamoğlu'nun, "silahlı terör örgütüne yardım" suçundan tutuklanması talebinin reddine karar verilmesine itiraz edileceği bilgisine ulaşıldı.
"Yolsuzluk" soruşturması kapsamında bir kısım suçlardan tutuklanan İmamoğlu'nun bir kısım suçlardan serbest bırakılmasına da itiraz edeceği öğrenildi.
Başsavcılıktan İstanbul Valiliğine bilgilendirme yazısı
Başsavcılığın İstanbul Valiliğine gönderdiği bilgilendirme yazısında ise İBB Başkanı İmamoğlu'nun üzerine atılı "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak", "hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek", rüşvet almak" ve "kamu kurum ve kuruluşlarının ihalesine fesat karıştırmak" suçlarından sevk edildiği İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliğince hakkında kuvvetli suç şüphesi olduğu gerekçesiyle tutuklandığı kaydedildi.
Yazıda, İmamoğlu'nun üzerine atılı "silahlı terör örgütüne yardım etmek" suçundan ise aynı hakimlikçe bu aşamada tutuklama tedbirine gerek bulunmadığı gerekçesiyle bu talebin reddine hükmedildiği aktarıldı.
Şişli Belediye Başkanı Şahan'ın "silahlı terör örgütüne yardım etmek" suçundan hakkında kuvvetli suç şüphesi bulunduğu gerekçesiyle tutuklandığına dikkati çekilen yazıda, Beylikdüzü Belediye Belediye Başkanı Çalık'ın ise "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak" ve "irtikap" suçlarından sevk edildiği İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliğince kuvvetli suç şüphesi bulunduğu gerekçesiyle tutuklandığı ifade edildi.
Yolsuzluk soruşturmasında bazı şüphelilerin hakimlik ifadesine ulaşıldı
Yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklanan İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökçe, ifadesinde, suç örgütüne üye olmak ve rüşvet gibi suçlamaları şiddetle reddettiğini, ihalelerin yapıldığı tarihte İBB'de görevli olmadığını belirtti.
İBB'de 2022'nin Haziran ayından 2023 yılının Kasım ayına kadar çalıştığını aktaran Gökçe, daha öncesinde İzmir Büyükşehir Belediyesinde genel sekreterlik yaptığını ifade etti.
Kendilerine bahsedilen ihaleler döneminde İBB'de görevli olmadığını aktaran Gökçe, "Bir suç örgütünün parçası değilim. Bir kamu görevlisi olarak, yasal olarak görevimi yaptım. İzmir'de yapılan bir suç duyurusu üzerine mal varlığım araştırılmış ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Bürokratik bir durum dışında başka bir şey yapmadım ben. Hiçbir menfaatim de olmadı, menfaat sağlamadım." dedi.
Gökçe, hiçbir şekilde rüşvet almasının söz konusu olmadığını savundu.
Hakkında adli kontrol kararı verilen Ercan Saatçi, hayatında kimseye rüşvet vermediğini iddia etti.
İddiaların mesnetsiz olduğunu öne süren Saatçi, "Şaşkınlıkla buradayım. Büyük bir yanlışlık yapılıyor. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum." ifadelerini kullandı.
Şüpheli Ali Nuhoğlu ise 2 villanın yasal satışında değerinin altında verildiğine ilişkin basında yer alan iddiaların içeriğine ilişkin savunma yaptı.
İlgili cari hesaplar içerisinde 15 milyon lira olarak görünen ödemenin taraflar arasındaki sözleşme içeriğinde görünmediğini öne süren Nuhoğlu, şu an inşaat halinde olan 450 metrekare yeni yapılmış bir villa devrinin kurdan gelen 87 milyon lira farkın hiçbir boyutuyla görülmediğini belirtti.
Nuhoğlu, burasının 40 yıllık kooperatif evleri olduğunu kaydederek, "Maksadımız burada bir aile evi yapmaktı. İmar haklarını kullanabildik. Geriye zaten 150 metrekare kalmıştır. Kendilerine ait bir parsel vardır. Burada yapmadığımız durumda İmamoğlu şirketinden Tuncay Yılmaz'ın 'Burayı yapacaksanız yapın, bir bedel karşılığında alalım.' demişlerdir. 31 milyona aldığım 2 villayı, yaklaşık 150 milyona devrettim. Buradaki var olan ilişkiyi, bir şekilde İBB'de yaptığım işlerle alakalı kurguyu anlamıyorum." dedi.
Şüpheli Serdal Taşkın da 2019-2020 yılları arasında Medya AŞ'de genel müdürlük yaptığını anlatarak, 5 yıldır Erzincan'da çiftçilikle uğraştığını ve kimseyle görüşmediğini savundu.
İstanbul Büyükşehir, Beylikdüzü ve Şişli belediye başkanları görevlerinden uzaklaştırıldı
İçişleri Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan'ın görevlerinden uzaklaştırıldığını bildirdi.
İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, İmamoğlu'nun, "hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek", "rüşvet almak", "kamu kurum veya kuruluşlarının ihalesine fesat karıştırmak", "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" suçlarından İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliğinin kararına istinaden tutuklandığı anımsatılarak, "Anayasa'nın 127'nci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 47'nci maddesi gereğince geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığınca görevinden uzaklaştırılmıştır." ifadesine yer verildi.
Çalık'ın, "irtikap" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliğinin kararına istinaden tutuklandığı aktarılan açıklamada, "Anayasa'nın 127'nci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 47'nci maddesi gereğince geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığınca görevinden uzaklaştırılmıştır." ifadesi kullanıldı.
Şişli Kaymakamı, Şişli Belediye Başkan Vekili olarak görevlendirildi
Şahan'ın, "silahlı terör örgütüne yardım etme" suçundan İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliğinin kararına istinaden tutuklandığı hatırlatılan açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Anayasa'nın 127'nci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 47'nci maddesi gereğince geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığınca görevinden uzaklaştırılmıştır. 5393 sayılı Belediye Kanunun 45 ve 46'ncı maddeleri uyarınca Şişli Kaymakamı Cevdet Ertürkmen, İstanbul Valiliğince Şişli Belediye Başkan Vekili olarak görevlendirilmiştir."
İBB ve Beylikdüzü Belediye Meclisleri, belediye başkan vekili seçimi için 26 Mart'ta toplanacak
İstanbul Valiliğinden yapılan açıklamada, İBB Başkanı İmamoğlu ve Beylikdüzü Belediye Başkanı Çalık'ın, İçişleri Bakanlığı tarafından geçici bir tedbir olarak görevlerinden uzaklaştırıldığı hatırlatıldı.
Açıklamada, "5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 45. maddesi hükümleri uyarınca, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Beylikdüzü Belediye Meclislerinin Belediye Başkanı Vekilini seçmek üzere, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi toplantı salonunda 26 Mart Çarşamba günü saat 13.00'te, Beylikdüzü Belediyesi Meclis Toplantı Salonu'nda 26 Mart Çarşamba günü saat 09.00'da toplanmaları Valiliğimizce uygun görülmüştür." ifadesi yer aldı.
İBB'ye yönelik yolsuzluk soruşturmasında bazı şüphelilerle ilgili tutuklama kararına ulaşıldı
Yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklanan şüphelilerden Mehmet Murat Çalık, Mehmet Muhittin Palazoğlu, Edip Cenk Ünalerzen, Fatoş Ayık, Furkan Remzi Ceylan'la ilgili hakimlik kararının detayları ortaya çıktı.
Beylikdüzü Belediye Başkanı Çalık'ın hakimlik sorgusu
Şüphelilerden Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, sulh ceza hakimliğinde alınan ifadesinde, 415 bin insanın yaşadığı ilçenin ikinci dönem belediye başkanlığını yaptığını, hakkındaki gizli tanık ifadesinin halkın iradesini yok saydığını savundu.
Beylikdüzü'nde 1999'dan itibaren kent plancısı olarak çalıştığını belirten Çalık, şunları kaydetti:
"Tanık ifadesi Muscan firmasının sahibi tarafından ihbar edildik. Bu firma tarafından belediyemiz lehine sonuçlanan bir davamız vardır. 2005 yılında alınan bir ruhsat vardır Uğur Güngör bu parselin arsa sahibidir. Ruhsatların normalde 5 yıllık geçerliliği vardır. 2010 yılında Beylikdüzü Belediyesi tarafından ruhsatı yenileniyor. Ekrem Beyin kazandığı dönemde de 2015 yılında ruhsat başvurusunda bulunuyorlar. 2005-2010 yılındaki ruhsatlardaki toplam iskan alanı 107 bin 766 metre karelik iskan edilebilir ruhsatı vardır. Bizim dönemimizde alındığında 106 bin 693 metrekarelik bir ruhsattı. İlk iddia şuydu, 'Bizden rüşvet aldılar.' gibi bir iddiası vardı. 2015 yılında vermiş olduğumuz ruhsat bin metrekare eksik, müşteki ilk iddiasında metrekare artışından bahsetmiştir. Biz evrakları Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına sunduk. Sonra ifadesini geri çekti, arsa sahibi müteahhit arasında bir anlaşmazlık, bir dava devam etmektedir. "
Çalık, belediyedeki evrakların alt metinlerini okumadan imzalamayan bir belediye başkanı olduğunu ve ilk kez hakim karşısına çıktığını söyleyerek, hakkındaki suçlamayı reddetti.
Hayali ihaleler ile kamu kurumu zararına dolandırıcılık iddiası
Sulh ceza hakimliğinin tutuklama kararında, "Ekrem İmamoğlu liderliğinde, yöneticiliğini Murat Ongun'un yaptığı yapıda, Medya AŞ ve Kültür A.Ş. ve Kültür A.Ş. üzerinde yakın çevresi aracılığıyla birçok ihaleye fesat karıştırıldığı, hayali ihaleler ile kamu kurumu zararına dolandırıcılık faaliyetleri gerçekleştiği ve naylon faturaların kesildiği" kaydedildi.
"Yöneticiliğini Fatih Keleş'in yaptığı yapıda, 'kasa' olarak tabir edilen iş adamlarına ihalelerde ayrıcalıklar tanındığı, rüşvet ve irtikap neticesinde elde edilen gayrimenkullerin bu iş adamlarının üzerine verildiği, Keleş'in belediyeden alacaklarını tahsil etmek isteyen iş adamlarından 'komisyon' adı altında paralar aldığı" belirtilen kararda, "Yöneticiliğini Tuncay Yılmaz'ın yaptığı yapıda, iş adamlarından temin edilen menfaatlerin örgüt lideri Ekrem İmamoğlu'nun ortağı olan şirketler üzerine alınarak kişisel zenginleşmesinin sağlandığı" anlatıldı.
Kararda, "Yöneticiliğini Ertan Yıldız'ın yapmakta olduğu yapıda şüphelilerin farklı belediye sınırlarında kalan bazı iş insanlarını para vermeye zorladıkları, para vermeyenlere idari yaptırımlar uyguladıklarına ilişkin tespitlerin yapıldığı" ifade edildi.
Başkentte izinsiz gösteriye müdahale eden 5 polis yaralandı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca İBB'ye yönelik yürütülen yolsuzluk ve terör soruşturmalarını protesto etmek isteyen grup, Kızılay'da toplandı.
Atatürk Bulvarı ile Meşrutiyet Caddesi kesişimindeki polis barikatını aşmaya çalışan gruptakilerden bazıları, polise mukavemette bulundu.
Polis ekipleri, farklı zamanlarda megafonla gruba seslenerek dağılmaları için uyarılarda bulundu. Eylemcilere megafonla seslenen polis yetkilileri, protestocular arasında "provokatörlerin" olduğunu ve polise taş atıldığını ifade etti.
Tüm uyarılara rağmen dağılmayan grup, polis ekiplerine havai fişek, taş, cam şişe, sandalye parçaları attı. Bu esnada 5 polis memuru yaralandı.
Polis ekiplerine saldıran gruba, biber gazı ve tazyikli suyla müdahale edildi.
Bazı göstericiler de Karanfil Sokak'ta ateş yakarak barikat kurmaya çalıştı. Buradaki bir aracın da çamurluklarının söküldüğü görüldü. Yakılan ateşi bölgeye gelen itfaiye ekipleri söndürdü.
Ara sokaklara dağılan ve ardından tekrar toplanmaya çalışan bazı göstericiler, polis ekipleri tarafından engellendi.
Olaylarda gösterilere katılan toplam 66 kişinin gözaltına alındığı öğrenildi.
Göstericilerin dağıldığı alanlarda oluşan çöp yığınları belediye ekiplerince temizlendi.
Ankara Emniyet Müdürü Engin Dinç de olay yerine gelerek, bilgi aldı.
Tutuklama gerekçeleri
Hakimliğin tutuklama kararında, "Şüpheli Mehmet Murat Çalık'ın, suç örgütü lideri Ekrem İmamoğlu'yla Beylikdüzü'nde görev yaptığı dönemde iş adamlarından icbar suretiyle para taleplerini görüşen kişi olduğu, bu kapsamda müşteki Uğur Güngör'e baskı yaparak 13 adet daire vermeye zorladığı, müştekinin de kendisine yapılan baskı neticesinde dairelerin devrini yapmak zorunda kaldığı, bu suretle şüphelinin irtikap suçunu işlediği" belirtildi.
Çalık'a verilen görevin niteliği, HTS ve baz kayıtları, örgüt elebaşının kendisinden sonra örgüt yapılanmasını kurduğu ilçe olan Beylikdüzü'nü Çalık'a emanet ettiği iddiası dikkate alındığında Çalık'ın, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu ve örgüt üyesi olduğu değerlendirmesi yapıldı.
Şüpheli Edip Cenk Ünalerzen'in de liderliğini Ekrem İmamoğlu'nun yaptığı suç örgütü yöneticisi Murat Ongun ve örgüt elebaşılarına bağlı hareket eden örgüt üyesi olduğu tespitine yer verilen kararda, "Mülkiye müfettişliği tarafından tanzim edilen tevzi raporuna göre, İBB ve iştiraki olan Kültür AŞ'den yetkilisi olduğu şirket üzerinden ihale yapılmaksızın usulsüz işler alarak Kültür A.Ş'nin kazandığı ve raporda yer alan bir ihalede, muvazaalı olarak muhammen bedelin altında teklif vererek Kültür A.Ş'nin diğer şüphelilerin de yetkilisi olduğu şirketlere eylem birliği içerisinde iş verilmesini sağlayarak milyarlarca lira haksız kazanç elde ettiği ve kamu zararına sebep olduğu" kaydedildi.
Şüpheli Fatoş Ayık'ın Medya A.Ş yönetim kurulu üyesi olduğu ve bu şirket tarafından verilen usulsüz ihalelerin kaydını tuttuğu bilgisine yer verilen kararda, soruşturmadan haberdar olan şüphelinin bilgisayardaki kayıtları sildiğine ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına ihbar yapıldığı, şüphelinin kullanmış olduğu bilgisayara el konulduğu ancak bilgisayar şifresini vermeye yanaşmadığı anlatıldı. Ayrıca, suç örgütünün Medya AŞ bünyesinde işlemiş olduğu usulsüzlüklere vakıf olduğu ve bu kapsamda örgüt içerisinde önemli bir konuma sahip olduğu öne sürülen Fatoş Ayık'ın, birçok firmanın maddi menfaat karşılığında ihale almasına katkı sağladığı, bu haliyle de rüşvet suçunu işlediği ifade edildi.
Kararda, şüphelilerden Furkan Remzi Ceylan'ın, örgüt üyesi Ali Nuhoğlu'ya birlikte hareket ettiği, yöneticisi bulunan İSTCON isimli firma ile belediye iştirakleri olan KİPTAŞ ve İSFALT'tan "adrese teslim" birçok ihale aldığı, "ihaleye fesat karıştırmak" suçunu işlediği aktarılarak, Ceylan'ın söz konusu usulsüzlükler sonrasında Nuhoğlu'nun şirketlerine karşılıksız yüklü miktarda para göndermeleri yaptığı, söz konusu bu paraların İmamoğlu'na aktarıldığının MASAK raporlarınca anlaşıldığı ve şüphelinin "rüşvet" suçunu işlediği vurgulandı.
Şüpheli Mehmet Muhittin Palazoğlu'nun ise "suç örgütü yöneticisi Murat Ongun'a ve örgüt liderine bağlı hareket eden örgüt üyesi olduğu, Ongun'un emir ve talimatlarını yerine getiren şüpheli Emrah Bağdatlı ile ortak hareket ettiği ifade edilen kararda, Palazoğlu'nun Medya A.Ş'de yapılan çok sayıda ihaleyi kazandığı, çok sayıda ihaleye katılıp teklifte bulunduğu ve şirket yetkililerine rüşvet verdiği iddialarına yer verildi.
KAYNAK: Ajanslar
- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 134823
Türk sinemasına damgasını vurmuş isimlerden usta sanatçı Filiz Akın hayatını kaybetti. İstanbul'da tedavi gören ünlü oyuncu, 82 yaşında yaşama gözlerini yumdu. Akın'ın naaşı Aşiyan'da toprağa verildi...
İstanbul'da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden ünlü sanatçı Filiz Akın'ın, Ankara'nın Beypazarı ilçesinde doğduğu evin müze yapılmasına karar verildi. Beypazarı Belediye Başkanı Özer Kasap, "Filiz Akın'ın evinin müze olması için çalışma yapacağız burada giysileri başta olmak üzere filmlerde kullandığı kostümler de sergilenecek" dedi.
Öte yandan, Akın'ın evinin bulunduğu sokağın ismi de daha önce Filiz Akın Sokağı olarak değiştirilmişti.

Filiz Akın'ın eşi Sönmez Köksal tarafından yapılan paylaşımda usta oyuncunun 22 Mart günü Aşiyan'da toprağa verildiği öğrenildi.

Bu dünyaca beni en çok seven insan, Yumurcak filmlerindeki partnerim, her şeyim... Asaletin, zarafetin, kibarlığın, merhametin ve tabii ki olağanüstü güzelliğinle ülkemizin insanlarının kalbinde taht kurdun, kraliçe oldun.
Sana veda etmek çok zor çünkü artık yalnız kalıyorum...
Allah rahmet eylesin, mekanın cennet olsun.
Torunun Alec'in dediği gibi; Cennetteki en uzun ağacın altında buluşuyoruz. Orada bekle bizi.

Eşi Sönmez Köksal ile birlikte Instagram hesabından paylaşım yapan usta oyuncu Filiz Akın, "Her zaman böyle olalım, sağlıkla." notunu düşmüştü.

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile sanatçılar, Yeşilçam'ın usta oyuncularından Filiz Akın'ın vefatı dolayısıyla taziye mesajı yayınladı.
Kültür ve Turizm Bakanlığının sosyal medya hesabında, Filiz Akın'ın vefatının derin bir üzüntüyle öğrenildiği belirtilerek şu açıklama yapıldı:
"Yeşilçam'ın zarafeti ve asaletini temsil eden, sanat hayatı boyunca pek çok unutulmaz yapımda rol alarak sinemamızın gelişimine büyük katkılarda bulunan Filiz Akın, sanatseverlerin gönlünde her zaman özel bir yer edindi. Yeşilçam'ın dört yapraklı yoncasından biri olarak, sanat dünyamıza kattığı eşsiz değer ve unutulmaz eserleriyle daima hatırlanacaktır. Kendisine Allah'tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve tüm sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyoruz. Mekanı cennet olsun."
Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklama; ''Türk sinemasının nadide isimlerinden Filiz Akın, bir süredir tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetmiştir. Sinema tarihimizde unutulmaz izler bırakan Filiz Akın’a Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve sanat camiasına başsağlığı diliyoruz.'' ifadelerine yer verildi.

Yeşilçam'ın "dört yapraklı yoncası" arasında yer alan ünlü oyuncu Filiz Akın hayatını kaybetti. 82 yaşında hayata veda eden usta sanatçının ölümü sanat dünyasını yasa boğdu.

1 Eylül tarihinden bu yana zatürre ve diğer bazı enfeksiyonlar sebebiyle Bodrum’da tedavi gören Filiz Akın, acil ihtiyaç üzerine, Cumhurbaşkanlığı’nın yönlendirmesi ile Sağlık Bakanlığı’na ait bir ambulans uçakla 13 Ocak Pazartesi gecesi İstanbul’a nakledilmişti.

Oyunculuk kariyerinin ilk yıllarında şımarık zengin kız rollerini oynayan Filiz Akın, sonraki filmlerinde daha çok masum, kırılgan ve fedakâr kadınları canlandırmış ve siyah saçlı aktrislerin saltanatını yıkıp Türkiye sinemasında "sarışın esas kadın" sayfası açmıştır.

Karakter derinliği taşıyan rollerde bulunduğu Gurbet Kuşları, Kader, Ankara Ekspresi, Umutsuzlar, Utanç, Acı Hayat ve Memleketim, Akın'ın en beğenilen filmleri arasındadır.
Akın, Ankara Ekspresi filminde canlandırdığı "Hilda" karakteriyle 1971'de kariyerinin tek Altın Portakal En İyi Kadın Oyuncu Ödülü'nü kazanmış, özellikle 2000 yılından sonra da pek çok onur ödülüne değer görülmüştür. Ayrıca Filiz Akın, sinemada aktif olduğu yıllarda "Türk sinemasının en iyi giyinen oyuncusu" ünvanına sahip olmuştur.

Usta oyuncu Filiz Akın, oyuncu oğlu İlker İnanoğlu ile sosyal medya hesabından sık sık paylaşım yapıyordu.

Filiz Akın, zatürre ve enfeksiyon hastalıkları nedeniyle İstanbul'da bir süredir tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.

Filiz Akın veya doğum adıyla Suna Akın 2 Ocak 1943, Ankara doğumlu Türk sinema oyuncusu, yazar ve sunucudur. Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit ve Fatma Girik ile birlikte "Yeşilçam'ın dört yapraklı yoncası" olarak tasvir edilmekte ve Türk sinemasının bir dönemine damgasını vurmuş önemli kadın oyunculardan biri kabul edilmektedir.
Türk sinemasının "asil, modern, kentli ve zarif yüzü" olarak sinema tutkunlarının hayranlığını kazanan Filiz Akın, "beyaz perdenin Avrupai yüzü, kolejli kızı, sarışın yıldızı" gibi sıfatlarla da tanınmaktadır.

KAYNAK: Ajanslar
- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 168067
Samsun'un Terme ilçesinde Fikriye Turgut (60), kimliği henüz belirlenemeyen kişi veya kişiler tarafından boğazı kesilip, bilezikleri alındıktan sonra yakılarak öldürüldü...
Samsun'da kimliği henüz belirlenemeyen kişi veya kişiler, Fikriye Turgut’un evinin kapısını çaldı.
Eve girenler, Fikriye Turgut’un boğazını kesip, kolundaki bilezikleri çaldı.
Turgut’un bedenini ateşe veren şüpheli veya şüpheliler olay yerinden kaçtı.
Bu sırada camiden eve gelen Mustafa Turgut, eşinin cansız bedeniyle karşılaştı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Şüpheli veya şüphelilerin yakalanması için çalışma başlatıldı. Soruşturma sürüyor.
KAYNAK: Ajanslar
- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 225511
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Antalya İYİ Parti İl Başkanlığının düzenlediği iftar programı için Antalya'ya geldi...

Antalya'nın Muratpaşa ilçesindeki kapalı pazar yerinde düzenlenen iftar programına katılan Musavat Dervişoğlu, iftarı 3500 kişi ile birlikte açtı.

Programa,
--Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek,
--İYİ Parti Antalya il temsilcileri, partililer ve vatandaşlar katıldı.

DERVİŞOĞLU; "UMUDUMU GÜÇLENDİRDİNİZ"...
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, iftar programında yaptığı konuşmada, Antalyalılar’ın kendisini evinde hissettirdiğini belirterek, “Yaşadığımız bu olumsuzluklardan sonra umudumu güçlendirdiniz. Kim hangi tuzağı kurarsa kurar Antalya var, Antalya’nın Yörükleri var. Bugün Nevruz Bayramı ve Nevruz yeniden doğuşu simgeler, yeni bir başlangıç anlamına gelir. Bugün hayatıma beni yeniden başlattınız. Nevruz güneşi gibi üzerime doğdunuz. Sağ olun, var olun sevgili Antalyalılar” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla ilgili konuşan Dervişoğlu, “Türkiye, önemli günlerden geçiyor. Bu yaşanan gelişmelerin hiçbiri bizim için sürpriz olmadı. Erdoğan’ın Türkiye'yi kaosa sürükleyebilme ihtimalinden bile bahsettim. Öyle şeyler yapar ki Türkiye sokaklara da dökülebilir diye uyardım. Bu hukuksuzluğa, gerektiğinde isyan etmek mecburiyetindeyiz. Cumhuriyet Halk Partisi'ne, yüz yılı aşmış bir siyasi partiye, Atatürk'ün kurduğu bir siyasi partiye, kayyum atamaya kalkışmak, kongresini iptale yeltenmek bir siyasi çılgınlık olarak tarif edilebilir” ifadelerini kullandı.

Dervişoğlu, kürsülerde yaptığı konuşmaların ardından kendisine düşman olunduğunu kaydederek, şöyle konuştu:
“Ben büyük Türk milleti için konuşuyorum. Buraya gelirken yolda bir açıklama okudum. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, mevcut dosyadan haberleri olmadığı için konuyla alakalı herhangi bir şey söyleyemeyeceğini ifade etmiş. Fakat gazete sayfalarını çevirdiğinizde gizlilikle sürdürülen soruşturmalarla ilgili yandaş gazetecilerin delillerini görüyorsunuz. Suç ne zaman işlenirse suçlunun yakasına yapışmak mecburiyetindesin. Delilleri birleştir. Muhalefete tuzak kurmak ve karşına çıkması muhtemel adayları tasfiye etmek için Türkiye'deki yargı kılıcını siyasetin üzerinde sallayamazsınız. Bu soruşturmaların üstüne bir de itibarsızlaştırma başlayacak. Yeni bir muhalefet anlayışının ortaya koyulması gerektiğine işaret ediyoruz. İYİ Parti, hiçbir siyasi ittifakın asla tarafı olmayacak. Ama haksızlıklara karşı hukuksuzluklara karşı, bu büyük millete yapılan yanlışlıklara karşıyız. Başka muhalefet partileriyle eylemde bir olmayacağız. Söylemde bir olmayacağız” diye konuştu.

‘ABDULLAH ÖCALAN'A SAYIN DEMEK, BEYEFENDİ DEMEK ARTIK ADETTEN OLDU’
Dervişoğlu, “Abdullah Öcalan'a af konuşuluyor. Kandil'deki eşkıyalar ‘Abdullah Öcalan serbest bırakılmadan silah bırakmayız’ diye büyük Türk milletine kafa tutuyorlar. Tek milliliğimizi tartışmaya açıyorlar. Adamın biri Kandil'den ‘Bugün eğer Abdullah Öcalan'a sayın diyorlarsa bunu silahlı mücadeleyle sağladık’ diyorlar. Abdullah Öcalan'a, sayın demek, beyefendi demek artık adetten oldu” dedi.

"ALLAH SİZİ ISLAH ETSİN"...
Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi çıkmış diyor ki, ‘PKK 4 Mayıs’ta Malazgirt’te kongre toplasın, DEM’li belediye başkanı da bunu organize etsin.’ Allah ıslah etsin. 4 Mayıs, Mustafa Kemal Atatürk'ün emri ile dersim isyanının bastırıldığı tarihtir.”

HABER ve FOTOĞRAFLAR: İbrahim AKDAĞ
- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 283987
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınmasının ardından CHP lideri Özgür Özel ve Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş, Saraçhane'de kalabalığa seslendi. Özel, konuşmasında "Bana diyorlar ki sokak çağrısı mı yapıyorsun: Evet sokak çağrısı yapıyorum!" dedi...
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınmasına tepkiler çığ gibi büyümeye devam ediyor. İmamoğlu'nun gözaltına alınmasının ikinci gününde CHP Genel Başkanı Özgür Özel, saat 20.30'da Saraçhane'de toplanma çağrısı yapmıştı.

Özel vatandaşlara yaptığı çağrıda "Yüzbinler Saraçhane'ye aktı. Bugün yine 20.30'da Mansur Başkanımızla birlikte burada olacağız. Tüm İstanbulluları buraya bekliyoruz. Dünkü kaygılar, korkular gördünüz... Bizim demokrasi anlayışımız içinde, kimsenin burnu bile kanamadan, demokratik tepkiler gösterilerek çok önemli bir mesaj verildi. Bugün de yarın akşam da hep birlikte burada olacağız. Yarın akşam çok sayıda siyasi parti dayanışma için geliyor. Bu akşam saat 20.30'da tüm İstanbulluları Saraçhane'ye bekliyorum." dedi. Çağrıların ardından İstanbul'un dört bir yanından vatandaşlar Saraçhane'ye akın etti.

Konuşmasına Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Arkadaşlar. Gidip Toros Dağları’na bakınız; eğer orada bir tek yörük çadırı görürseniz ve o çadırda bir duman tütüyorsa, şunu çok iyi biliniz ki bu dünyada hiçbir güç ve kuvvet asla bizi yenemez" sözleriyle başlayan Yavaş, şöyle devam etti:
- Bu sözü bu ülkenin evlatları olarak hiçbir zaman unutmadık. Hiçbir zaman umutsuz olmadık. Çünkü o çadırlarda duman hep tüttü ve tütmeye de devam ediyor. Binlerce Türkiye Cumhuriyeti'nin onurlu vatandaşının; yaşlısının, gencinin, üniversite öğrencisinin, o yörük çadırına sahip çıkmasıyla tüten dumandır o. Umudumuz tam da buradadır. CHP olarak 101 yıldır tüten o dumandan aldığımız umut ve Ata'dan verdiği görevle bu ülkeyi sahipsiz bırakmadık. Asla bırakmayacağız. Bugün de CHP'yle birlikte bu ülkeye, bu ülkenin geleceğine, gençlerine, çocuklarına ve iradelerine sahip çıkan bütün yurttaşlarımıza buradan şükranlarımı sunuyor, onları saygıyla selamlıyorum. Buradan aldığım destekle diyorum ki hak yerini bulacak, hukuk ve demokrasi kazanacak, ülkemiz kazanacak. Bunun başka yolu yoktur. Bunu demokrasiye inanan tüm yurttaşlarımızla, yani sizlerle beraber yapacağız.
- Biz buradayız. Dimdik ayaktayız. Buraya bugün tüm Türkiye olarak toplandık. Demokrasiye, laik ve sosyal hukuk devletine sahip çıkmak için buradayız. Anayasamıza sahip çıkmak, onun uygulanmasını sağlamak için buradayız. Anayasada bulunan seçme ve seçilme hakkını herkesin kullanabilmesi için buradayız. Milli iradenin üzerinde hiçbir gücün olamayacağını haykırmak için buradayız. Ekrem İmamoğlu’nun hakkını savunmak, ona oy veren milyonların oyuna, iradesine sahip çıkmak için buradayız. İsmail Saymaz gazetecilik yapsın bizi haberdar etsin diye buradayız. Gencecik 'Mustafa Kemalin Askerleriyiz' diyen Atatürkçü teğmenlerin hakkı yenmesin, kahraman Türk ordusuna komutanlık yapsınlar diye buradayız. Bu mücadelede halkımızın desteği en büyük gücümüzdür. Çünkü biz bir avuç insan değil, milyonlarız. Bugün Saraçhane’de toplanan on binler de bunun en büyük kanıtıdır. Her gün bir önceki günden daha kalabalık olacak, her gün sesimizi çok daha gür çıkaracağız.

Yavaş, adaletin olmadığı yerde hukukun olmayacağını, hukuksuzluğa sessiz kalanın ise zulme ortak olacağını ifade ederek, bugün yaşanan adaletsizliklerin yalnızca belli bir kesimi değil, tüm toplumu ilgilendirdiğini vurguladı ve sözlerini şöyle sürdürdü:
- Bir kişiye yapılan haksızlık tüm ülkeye yapılmış sayılır. Bu nedenle haksızlığa susan dilsiz şeytanlardan olmayacağız. Doğru duvarlar yıkılmayacak, hak yerini yeniden bulacak. Demokrasi ve hukuk insanlar için hava gibi su gibi bir ihtiyaçtır. Hukuk olmayınca insanlar yoksullaşıyor, nefessiz kalıyorlar. Devleti adil kılan hukuka bağlı kalmasıdır. Böyle olmayınca demokrasi olmuyor, özgürlükler olmuyor, ekmek olmuyor, medeniyet olmuyor. Sabahın köründe seçilmiş bir iradeyi temsil eden yerel yöneticinin, Ekrem Başkanımızın gözaltına alınması bu güven hissini yerle bir ediyor. Bakın Zafer Partisi Genel Başkanı Sayın Ümit Özdağ halen iddianamesi hazırlanmadan tutuklu olarak yatıyor. Buradan ona da selam olsun. Anayasa Mahkemesinin kararına rağmen seçilmiş bir milletvekili olan Can Atalay halen cezaevinde yatıyor. Bu iki örnek bile hukuk devletinden uzaklaştığımızın en büyük göstergesidir.
Mansur Yavaş, yaşanan hukuksuzlukların yalnızca adaleti değil, ekonomiyi de derinden sarstığını, Türkiye'nin bir günde her şeyin yüzde 10 değer kaybettiği bir ülke haline geldiğini kaydetti.
Masumiyet karinesinin ayaklar altına alındığını söyleyen Yavaş, şöyle konuştu:
- Hukuk önünde herkesin eşit olması gereken bir ülkede, kendi bakanlığı ile ticaret yapanlar hiçbir şekilde soruşturulmazken büyük yolsuzluklara bulaştığı iddia edilenlerin büyükelçi yapıldığını görüyoruz. Hukuksuzluklara karşı tüm muhalefetin yan yana gelmesi artık bir tercih değil, zorunluluk halini almıştır. Demokrasiyi savunmak, bu ülkede yaşayan herkesin ortak sorumluluğu haline gelmiştir. Bir yıldır televizyonlarda kim cumhurbaşkanı olacak tartışması yapılıyor ve yaptırılıyor. Oysa bizler koltuk kavgası içinde değiliz; tam tersine, bu ülkeyi adalet, liyakat ve hukukun üstünlüğü ile yeniden inşa etme mücadelesi veriyoruz. Ortak hedefimiz bir tane, yeni bir iktidar, hukuka bağlı bir iktidardır.
- Bunun da yolu güçlü bir parlamenter sistemdir. Güçler ayrılığına dayalı, yargı bağımsızlığının tam anlamıyla inşa edildiği bir sistem, bu ülkenin kurtuluş reçetesidir. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi denendi ve olmadı. Anketlerde yüzde 60’ın üzerinde başkanlık sisteminden vazgeçilmesi ve erken seçim talebi ortaya çıkmaktadır. Biz buradayız. Genel Başkanımızla, milletvekillerimizle, Ekrem Başkanımızın ailesiyle, il başkanlarımızla, örgütümüzle ve en önemlisi demokrasiye inanan milyonlarca yurttaşımızla birlikte bu ülkeyi içinde bulunduğu bu karanlık girdaptan hep birlikte çıkaracağız.
- Umutsuz olmayacağız. Çünkü umutsuzluk kaybetmektir. Hiç merak etmeyin, Ekrem Başkan da en kısa zamanda aramıza katılacak ve bu büyük Türk milleti olarak Türkiye’yi hak ettiği yere hep birlikte taşıyacağız. Demokrasiyi ve hukuk devletini çağdaş normlarda yeniden inşa edeceğiz. Buna inanın, Türk milleti bunu daha önce de yaptı. En umutsuz anımızda küllerimizden doğan anka kuşu gibi bu ülkeyi yoktan var etti. Yüreğimizdeki ülke sevdasının hiç bitirmediği umut ile Türkiyemize sahip çıkacağız. Onu onurlu, huzurlu ve mutlu insanların ülkesi haline tekrar döndüreceğiz. Buna Ekrem Başkan da inanıyor, hepimiz inanıyoruz. 'Dörtnala gelip Uzak Asya'dan Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket bizim. Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak ve ipek bir halıya benzeyen toprak, bu cehennem, bu cennet bizim. Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın, yok edin insanın insana kulluğunu, bu dâvet bizim. Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine, bu hasret bizim.' Her şey çok güzel olacak. Güzel günlerde buluşacağız.
ÖZEL'DEN 'SOKAK' ÇAĞRISI...
ABB Başkanı Mansur Yavaş'ın ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Saraçhane'de toplanan vatandaşlara hitap etti. Kalabalık arasında birinin biber gazı kullanıldığını söylemesi üzerine, Özel, "İstanbul Valisi Davut Gül, sana sesleniyorum. Bu meydanı provoke etme. Orada bir daha biber gazı görmeyeceğim. Bir daha biber gazı görürsem, olacaklardan İstanbul Emniyet Müdürü sorumludur. İstanbul Valisi sorumludur" diye seslendi.
Özel'in konuşmasından öne çıkan ifadeler şöyle:
- Burada Ekrem İmamoğlu’nun yol arkadaşları, yoldaşları var. Burada iyi insanlar, tertemiz insanlar var. Pırlanta gibi gençler var. Türkiye’nin umudu var. Sen kim oluyorsun, Türkiye’nin umuduna gaz sıkıyorsun. Biraz önce il başkanımız, İstanbul Valisi’ne ulaştı. Buradaki durumu kendisine anlattı. Kendisi de bir daha gaz sıkılmaması yönünde talimat verdiğini söyledi. Böyle devam ederse, burada barış içinde, kardeşlik içinde, demokratik bir zeminde tepkimizi, protestomuzu, beklentimizi, dayanışma duygularımızı ifade edeceğiz. Bundan sonraki süreçte kimse CHP’den salonlarda, binalarda, siyaset beklemesin. Bundan sonra sokaklarda, meydanlardayız.
"Resul Emrah Şahan, onlara eşit temsiliyet hakkı verdiyse, helal olsun"
- Bugün Şişli Belediyesi’ne gittim. Belediye başkanımız Resul Emrah Şahan’ın yol arkadaşlarıyla, emekçilerle bir araya geldim. Buradan Şişli Belediye Başkanımız Resul Emrah Şahan’a selamlar olsun. Resul Emrah Şahan, CHP’nin yetiştirdiği bir evlat. Çok kaliteli, çok çalışkan bir bürokratken, büyük bir oyla, büyük bir teveccüh ile seçildi. Ben Resul Başkan’a bakınca, onda sadece bir ilçe belediye başkanı değil, onda geleceğin bakanını, bu ülkeye en güzel hizmetler yapacak çok etkili bir siyasetçiyi görüyorum. Bugün Resul Emrah Şahan, bir terör suçlamasıyla ve terör örgütüne yardım etme suçlamasıyla gözaltında tutuluyor. İddia kent uzlaşısı yaparak, batıdaki Kürtleri, buradaki belediyelerde temsiliyet sağlamak. Buradan açıkça söylüyorum. Batıdaki Kürtler, buradaki Türkler, Lazlar, Çerkesler gibi, batıdaki Aleviler, Sünniler gibi tam ve eşit haklara sahiptir. Resul Emrah Şahan, onlara eşit temsiliyet hakkı verdiyse, helal olsun. Ancak dedikleri şu, ‘Siz kent uzlaşısı yaptınız. Bu isim, DEM Parti’nin kullandığı bir niteleme’ Kendilerinin seçim kazanamadıkları yerlerde, kente hizmet edeceğine inandıkları, kente katkı sağlayacağına inandıkları, temiz yöneteceğine inandıkları adaylarda birleşmek üzere aldıkları bir karar. Biz de bunu İstanbul İttifakı olarak nitelendirdik ve uyguladık. İstanbul’un sosyal demokratları, muhafazakar demokratları, milliyetçi demokratları, Kürt demokratları bütün demokratları bir araya gelecek ve İstanbul’u kazandı. İşte biz hep birlikte bunu başardık. Hepsine minnettarız. Hepsinin arkasındayız.
"Tayyip Bey, Türkiye İttifakı’nın da İstanbul İttifakı’nın da sahibi benim"
- Aramızda Adana İttifakı’nın mimarı Zeydan Karalar var. Bursa İttifakı’nın, Mersin İttifakı’nın mimari burada. Vahap Seçer var. Burada Eskişehir’i, kazanan, Tekirdağ’ı kazanan başkanımız, Aydın’ı kazanan ‘topuklu efemiz’ var. Biz tüm kentlerde kimseyi ayırmadan seçim kazanırken, listemizde geçmişte başka siyasi partilerde bulunan çok sayıda isim yer aldı. Şimdi o isimlerden dolayı, kimse belediye başkanlarını mesul tutmaya kalkmasın. Tayyip Bey, Türkiye İttifakı’nın da İstanbul İttifakı’nın da sahibi benim. Mesulü benim. Ne hesap soracaksan, benden soracaksın. Bizi Şişli’de izleyen on binlere selam yolluyoruz. Hep birlikte haykırıyoruz, Emrah Şahan yalnız değildir. Yarın sabah saat 11.00’de Beylikdüzü Belediyesi’nde olacağız. Murat Çalık başkanın yol arkadaşlarını selamlayacak, onlarla birlikte haykıracağız, Murat Çalık yalnız değildir. Buradan Beşiktaş Belediye Başkanımız Rıza Akpolat’ı, Esenyurt Belediye Başkanımız Ahmet Özer’i, Beykoz Belediye Başkanımız Alaattin Köseler’i saygıyla selamlıyoruz. Onlara sesleniyoruz. Sizi seviyoruz. Sonuna kadar yanınızda, arkanızdayız.
"Ekrem Başkan, ne yolsuzluğa bulaşır ne de terörle işi olur"
- Bugün İstanbul’da, yıllar önce İstanbul’un oyunu almış, desteğini almış, bu İstanbul’a hizmet etmiş ama artık seçim kazanamayacağını görmüş bir kişinin hezeyanlarıyla ve verdiği haksız, hukuksuz talimatlarıyla karşı karşıyayız. İstanbul’da yoksulu aşevinde doyuran, düşük gelirliyi Kent Lokantaları’nda ağırlayan, yeni doğan bebeği, ‘hoş geldin bebek’ diye karşılayan, yoksul anneyi, ‘Anne Kart’ ile kucaklayan Ekrem Başkanımıza karşı hazımsızlar. Büyük bir kumpas kurdular ama buradan herkes bilsin ki Ekrem Başkan, ne yolsuzluğa bulaşır ne de terörle işi olur. Tayyip Erdoğan, sıkışınca FETÖ’cülere kendi genel kurmay başkanını, terörist ilan ettirmiş, yıllar sonra da ‘milli ordumuza kumpas kurdular’ demiş biridir. Ekrem İmamoğlu gibi vatanını, milletini seven, yoksulu kendi evladından ayrı görmeyen, şefkatli, çalışkan, namuslu bir evlattan ne hırsız çıkar, ne yolsuz çıkar ne terörist çıkar.
"Ey Tayyip Erdoğan, sen en çok sokaklardan korkarsın"
- Ey Recep Tayyip Erdoğan, sen en çok meydanlardan korkarsın. Bu akşam Saraçhane’yi görüyor musun? Ey Tayyip Erdoğan, sen en çok sokaklardan korkarsın. Artık sokaklardayız, meydanlardayız. Korkmaya devam et. Bizi korkutamazsın. Sen korkacaksın. Buradan sözümün, sesimin ulaştığı tüm Türkiye’ye sesleniyorum. Demokratik biçimde, şiddete bulaşmadan ama hak aramak için söke söke almak için sokaklar bizimdir. Meydanlar bizimdir. Bundan sonra kırıp, dökmeden, yakıp, yıkmadan ama sinmeden, durmadan, sokaklar bizimdir. Meydanlar bizimdir. Bana diyorlar ki ‘Sokak çağrısı mı yapıyorsun?’ Evet. Buradan sesleniyorum. Evde aç oturmayacağız. Evde yoksul oturmayacağız. Evde işsiz, güvencesiz oturmayacağız. Sen bizim seçtiğimizi nezaretlerde tutarken, biz evde oturmayacağız. Asla. Buradakiler senin gibi ne korkaklar ne de zalimler. Kimseye kıyamazlar. Ama kendilerini de senin gibi bir zalimin vicdanına bırakmazlar. Biz, birbirimize emanetiz. Tayyip Bey, korkuyorsun ve diyorsun ki ‘sokağa mı çağırıyorsun’, diyorsun ki ‘meydanlara mı çağırıyorsun?’ Evet. Bu meydanı, bu sokakları ben doldurmadım. Sen doldurdun sen.
KAYNAK: Ajanslar








