Manşetler
- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 309938
Antalya'daki mitingde konuşan CHP lideri Özgür Özel, Erdoğan'a 'ahtapot' ifadeleri üzerinden sert sözlerle yüklenerek arşivle yanıt verdi. 19 Mart'ta İBB'ye yönelik operasyonlara değinen Özel "Darbe bu sefer arkasında askerler, ayakta postallar değil; cübbeyle gelmiştir" dedi. Özel, İmamoğlu için imza sayısında 20 milyona yaklaştıklarını söyledi...

Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) Silivri'de tutuklu bulunan Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'na özgürlük ve erken seçim talebiyle her hafta Türkiye’nin başka bir ilinde düzenlediği "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinglerinin bu haftaki adresi Antalya oldu.
Mitingin yapılacağı Turgut Özal Spor Salonu'nun önü polis barikatları ile kapatıldı. Miting alanına Türk bayrağı, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün posterleri ve CHP bayrakları asıldı.
Saat 18.00'de başlayacak miting öncesi CHP milletvekilleri spor salonu binasına İmamoğlu'nun fotoğrafının yer aldığı "Free İmamoğlu - İmamoğlu'na Özgürlük" pankartı astı.

İMAMOĞLU: EŞİĞİN TAM ORTASINDAYIZ
CHP'nin Antalya'da düzenlediği mitinge, Silivri'de tutuklu bulunan Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu da mesaj gönderdi.
İmamoğlu'nun mesajı özetle şöyle:
"Zaman zaman toplumlar, bir eşikten geçer. İşte biz de o eşiğin tam ortasındayız. Ya yönümüzü adalete, liyakate, ortak akla çevirip yepyeni bir sayfa açacağız ya da mevcut düzenin bizi içine çektiği belirsizlik ve güvensizlik sarmalına mahkum kalacağız.
Bugün ülkemizde en çok yıpranan değerlerin başında adalet duygusu geliyor. Haksızlığa uğrayanlar her geçen gün artıyor, hakkını arayanlar ise suçlu gibi gösteriliyor. Oysa bir toplumun ayakta kalabilmesi için önce hukuka, sonra da birbirine güvenmesi gerekir.
Kumpaslarına da zulümlerine de boyun eğmeyiz. Ön seçim kampanyası için sizlerle buluştuğumda da söylemiştim. Bu mücadelede Antalya’nın yeri ayrı. Çünkü Antalya, sadece bir şehir değil; tarımın, turizmin, teknolojinin kesiştiği bir potansiyel alanı.
19 Mart’tan bu yana siz, meydanlarda demokrasi tarihinin anlamlı duruşlarından birini gösteriyorsunuz. Bu demokrasi nöbetlerinde, adalet buluşmalarında, bir yandan millet olmanın gereği olarak dayanışıyoruz ama aynı zamanda yeni bir yönetim anlayışının ve halkla omuz omuza yürüyen bir siyaseti hep birlikte üretiyoruz.
Demokrasi nöbetleriyle büyüyen bu yürüyüşte, hiçbir vatandaş yalnız değil. Çünkü biliyoruz; bu ülke, bu halk, bu topraklar daha iyisini hak ediyor. O günlere hep birlikte kavuşacağız. Kimseyi geride bırakmayacağız. İnatla, cesaretle, umutla mücadele etmeye devam edeceğiz, her şey çok güzel olana kadar. O zamana dek mücadeleye devam."

ÖZEL: BU KEZ DARBE CÜBBEYLE GELDİ
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, mitingde konuştu.
Özel'in açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:
"Aspendos’un taşları kadar sağlam, Alanya Kalesi kadar vakur Antalya. Güneşin toprakla, tarihin insanla buluştuğu, ruhu özgür Antalya. Toroslardan gelen senin rüzgarın, dünyanın en güzel, en sıcak sahillerine uğruyor.
Tarımın, turizmin, kültürün, sanatın şehrindeyiz. Atatürk’ün “Dünyanın en güzel yeri” dediği kentteyiz. Güneşin toprakla, tarihin insanla buluştuğu şehirdeyiz. Merhaba Antalya!
Buraya, zalimin zulmünden size sığınmaya, Antalya’nın vicdanında yeniden doğmaya, buraya kendimizi millete emanet etmeye geldik.
Toros’un eteklerinde sabahı karşılayan Yörük anamıza selam olsun. Tarlada alnı güneşle kavrulan emekçi kardeşime, serada domatesi büyüten dertli üreticimize, turizmde sabaha kadar mesai yapan emekçilere… Hepsine ayrı ayrı selam olsun.
Bu şehrin bağrında herkes kardeştir. Kafkaslardan gelen de kardeştir, Balkanlardan göçen de kardeştir. Ev sahibidir. Karadenizli de bu şehirde ev sahibidir. Güneydoğu’dan gelen de, Anadolu’dan gelen de…
İşte bu yüzden biz, Antalya’ya “ben” diyenlerin değil, “biz” diyenlerin şehri diye saygı duyarız.
Biz bugün Antalya’ya "ben" demeye değil, “biz” demeye, hep birlikte ayağa kalkmaya geldik.
Hoş geldin Antalya, hoş geldin!
Antalya’ya geleceğimi duyduğunda, alnı derin çizgilerle dolu bir Yörük dedem çevirdi beni.
Dedi ki: “Silivri’ye vardığında, Ekrem evladıma şunu söyle: Hiçbir zalim çoban yıldızını söndüremez. Toroslar gibi dik dursun Ekrem!”
Dedim ki Yörük dedeme: “Bu dediğini gönlüme aldım, aklıma kazıdım. Müsaaden olursa bunu Antalya’dan, Antalya meydanından Ekrem Başkan’ıma ulaştırayım.”
İşte buradan, sizin huzurunuzdan bu sözleri Ekrem Başkan’a yolluyoruz. Ve Yörük Dede’nin sözlerinde hepimiz biliriz ki, aslında Mustafa Kemal’in sözleri gizlidir.
Ne demişti? “Arkadaşlar gidin bakın, Toros Dağları’na bakın. Eğer orada bir Yörük çadırı görürseniz ve o çadırda bir duman tütüyor, bir ocak yanıyorsa şunu çok iyi biliniz ki, dünyada hiçbir kuvvet bizi asla yenemez.”
İşte Ekrem Başkan da şu an, alacakaranlıkta, 74 gündür bir zindanda tutuluyor. Ama biliyoruz ki her karanlığın bir aydınlığı, her derdin, tasanın bir ferahlığı, her kötü günün güzel bir yarını vardır.
Ekrem Başkan bizim çoban yıldızımızdır. Günü geldiğinde öyle bir parlayacak ki zalimler neye uğradıklarını şaşıracaklar. Selam olsun Silivri’ye. Selam olsun Ekrem Başkan’a. Selam olsun bu milletin çalışkan evlatlarına.
Ekrem Başkan, Kepez Meydanı’nı görüyor; peki Erdoğan? Erdoğan, sen görüyor musun Kepez Meydanı’nı?
Sen, dalga dalga operasyonlarla milleti korkutabileceğini sandın. Sen, rakiplerini hapse atarak kazanabileceğini sandın. Ama sen tehdit ettikçe bu meydanlar doldu, doluyor!
Sen üzerimize yürüdükçe, ayaklarımıza yeni ayaklar, omuzlarımıza yeni omuzlar, ağızlarımıza yeni ağızlar ekleniyor. Çünkü bu millet, asırlık kazanımlarına, emanetine sahip çıkıyor. Emaneti, demokrasiyi, sandığı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten aldı ve o emaneti sana kaptırmıyor, kaptırmayacak!
Sen sokaklardan, meydanlardan korkarsın. Ama gel bak, bu meydanda korkan bir kişi var mı? Bu meydanı dolduran ne ben ne de Cumhuriyet Halk Partisi...
Bu milletin iradesine darbe yapan cuntacının başı ben değilim, sensin. Bu millet sizin zulmünüze karşı ayakta. Bu meydanı dolduran, senin zulmüne karşı ayağa kalkan Antalya’dır! Türkiye’dir!
19 Mart’tan hemen sonra, 7 gün 7 gece Saraçhane’deydik. Sonra milyonlarla birlikte Maltepe’de, ardından Samsun’da, Yozgat’ta, Mersin’de, Konya’da, Van’da, İzmir’de, Bursa’da, Düzce’de milyonlarla beraberdik.
Artık eski siyaset yok. Artık kimsenin kalesi yok: ne Yozgat, ne Konya AK Parti’nin; ne İzmir, ne başka bir yer CHP’nin kalesidir. Bütün kaleler artık milletindir.
Artık kalelerin siyaseti, artık kutuplaşma, artık şeytanlaştırma, hedef gösterme... Bunlar sona ersin. Bu millet huzur istiyor; kardeşlik istiyor, kucaklaşmak istiyor. Bu millet kavgadan, bu millet yokluktan, yoksulluktan bıkmış durumda.
Artık bakan evlatlarının değil, vatan evlatlarının zamanı gelsin istiyor.
Dünyada iki tür darbe vardır: Birini askerler yapar, diğerini siviller. Hepsinin amacı demokrasiyi kesintiye uğratmaktır. 27 Mayıs budur, 12 Mart, 12 Eylül; 15 Temmuz budur.
Ve 19 Mart’taki darbe de farklı değildir; o da diğerleri gibi bir darbedir. Ama bu sefer arkasında askerler, ayakta postallar değil; bu kez arkasında rakibinden korkan birisi var. Artık milletin desteğini kaybetmiş selefi bir akım, halefini engellemek için demokrasi dışı yöntemlere başvurmuştur. Erdoğan, rakibiyle sandıkta yarışmaktan korkmuş; bu kez darbe postalla değil, cübbeyle gelmiştir.
Çoklu makam bozukluğu yaşayan Erdoğan… Cumhurbaşkanlığı, parti başkanlığı gibi şapkalarına bir de cunta başkanlığını eklemiştir. Bu darbenin karargahı Beştepe, silahı yargı, mühimmatı da iftiradır.
Biz onun iftiralarına, kontrol ettiği yargıya, saraydan yönettiği darbeye karşı önce Saraçhane’den, sonra 81 ilden büyük bir cesaretle sesimizi yükselttik. Ve diyoruz ki: Söz milletindir.
74 günün sonunda köşeye sıkıştılar, panik evresindeler; Bundan çıkabilmek için “iftira at, kurtul” politikasına geçtiler.
Daha önce kadın tutukluları tehdit ettiler, biz deşifre ettik: Şimdi ise son bir tutukluyu cezaevinden kimseye haber vermeden, avukatı olmadan savcılığa götürüp iftiracılığa zorladılar, tehdit ettiler, şantaj yaptılar: “Ekrem Başkan’ı suçlamazsan içeride çürürsün” dediler.
Buradan soruyorum: Sen savcı mısın, yoksa mafya mı? Boş olan dosyanı doldurmak için, bu dosyayı iftiralarla doldurmak için bu yollara nasıl başvurursun?
Son olarak 5'inci dalgada 47 kişiyi daha gözaltına aldılar; Avcılar Belediye Başkanımız 30 yaşında, gençlik kollarından gelen Utku Caner Çaykara’yı, Gaziosmanpaşa Belediye Başkanımız sevgili Hakan’ı, Büyükçekmece Belediye Başkanımız Hasan Akgün’ü Adana Seyhan Belediye Başkanımız, kadın kolları başkanlığından gelen Oya Tekin’i, Adana Ceyhan Belediye Başkanımız Kadir Aydar’ı, Parti Meclisi üyemiz, sevgili kardeşim Baki Aydöner’i; ve Aykut Erdoğdu’yu, iftiralarla gözaltına aldılar.
Ben Ekrem Başkandan değil 24 arkadaşından birinden bahsedeceğim. Kişi, o dönem İstanbul Üniversitesi'nden diplomasını almış, Sorbonne'dan doktora yapmış, Galatasaray Üniversitesi'nde işletme bölümünün başkanı olmuş, dünya kadar öğrenci okutmuş ama bir anda diploma iptali ile lise mezunu olmuş.
Nasıl olmuş, o dekanın kusuru çok çalışmanın yanında Ekrem Başkan'ın sınıf arkadaşı olmakmış. Sadece Ekrem İmamoğlu'ndan korktuğu için bir dekanı lise mezununa çeviren bir yönetimle karşı karşıyayız.
Erdoğan, Ergenekon ve Balyoz'da ben bu davaların avukatıyım diyordu. Ben Zekeriya Öz'e kefilim diyordu. Ben de bu milletin şerefli askerlerine, aydınlarına kefil oldum. Ben İlker Başbuğ'a, Mustafa Balbay'a, Mehmet Haberal'a kefil oldum.
Zekeriye Öz, fare gibi kaçtı. Benim kefil olduklarım sizin aranızda alnı açık, başı dik geziyorlar. Şimdi o yine birine kefil oluyor, ben birine. Ekrem İmamoğlu'na kefil oluyorum. Milletimden ve rabbimden af diliyorum, yine af mı dileyecek?
Erdoğan'a tarih önünde son ihtarımda bulunuyorum: Böyle savcılara talimat verip sonra da arkasına geçme, adaletten şaşma. Çünkü bu sefer yaptığını yanına bırakmayacak, Ekrem Başkanı orada bırakmayacak, seni indireceğiz, onu o makama mutlaka getireceğiz
İleride yine kandırıldım dememek için güvendiğin 3 hukukçuyu görevlendir, soruşturmayı incelesinler. Bu davanın savcısıyım diyeceksen ben de avukatıyım, hodri meydan. İddianameyi yazın, tutuksuz yargılayın, TRT'den canlı yayınlayın. Bu millet iftirayı da duysun, cevabı da duysun. Ekrem Başkan o salonu o savcıya nasıl dar ediyor bunu da görsün millet"
Bu ülkenin onurlu yargı mensuplarına bir kez sesleniyorum. Bu yapılanlardan her birinizin hoşnut olmadığını biliyorum. Bilin ki bu millet sizin doğru, vicdanlı, cesur kararlarınızın arkasında duracaktır.
Hukukun yanında duranlar şerefleriyle tarihe geçecekler ancak bu darbeciler bir daha insan içine çıkamayacaklar. Tarafsız olun, hukuka uyun, bu milletin gönlünde tarihe geçin. Suç işleyenlerin değil hukukun peşinden gidin. Suç işleyenlere değil, millete kardeş olun"
CHP lideri Özgür Özel, İzmir mitinginin ardından Antalya'da da arşiv görüntülerini açtı, kalabalığa izletti.
Özel, "İzleyelim. 'Ahtapot' neymiş? Kolları neredeymiş?" ifadelerini kullandı.
Özel, "İmza sayımız 15 milyonu, 17 milyonu aştı. 20 milyona yaklaştı. Hedefe ulaşmamıza çok az kaldı" diyerek vatandaşları İmamoğlu'na özgürlük ve erken seçim talebi ile düzenlenen imza kampanyasına davet etti.
HABER: Ayten YILMAZ
- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 211183
Antalya'nın Muratpaşa ilçesinde 174 tesisin ruhsatları tesislerdeki eksikler nedeniyle askıya alındı. İşletmeler, 2 Haziran itibariyle mühürlenecek...
Muratpaşa'da, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın talebi ve Antalya Valiliği'nin genelgesi doğrultusunda yapılan denetimlerde, yangın güvenliği eksiklikleri tespit edilen 174 işletmenin ruhsatları askıya alındı. Söz konusu işletmeler, 2 Haziran Pazartesi günü itibariyle mühürlenecek.
Muratpaşa Belediyesi'nin yazılı açıklamasına göre, Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı tarafından yapılan denetimlerde, 294 turizm tesisinin yangın güvenliği açısından eksiklikleri olduğu tespit edildi. Bu tesislere, eksikliklerini gidermeleri ve İtfaiye Uygunluk Raporu almaları için 31 Mayıs 2025 tarihine kadar süre tanınmıştı. Ancak 174 tesisin belirtilen sürede eksikliklerini gidermedi ve bu nedeniyle ruhsatları askıya alındı.
Belediye, 2 Haziran’da mühürleme işlemlerinin başlayacağını ve faaliyetlerine devam eden işletmeler hakkında yasal işlem yapılacağını duyurdu.
HABER: Halime Yağmur AKDAĞ
- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 65200
Küresel Gazeteciler Konseyi (KGK) ile Azerbaycan’ın resmi medya konseyi olan Matbuat Şurası (MŞ) işbirliğiyle “Azerbaycan Matbuatının 150’nci Yılı” dolayısıyla organize edilen Türkiye - Azerbaycan 2’nci Medya Buluşması, 27-31 Mayıs 2025 tarihleri arasında Azerbaycan'da gerçekleşti. KGK, 1’inci medya buluşmasını yine Matbuat Şurası ile işbirliği halinde 13-16 Ekim 2019 tarihleri arasında Bakü’de gerçekleştirmişti...
Küresel Gazeteciler Konseyi (KGK) üyesi 50’ye yakın yerel, yaygın ve yabancı gazeteci ile duayen gazeteci Sabah gazetesi yazarı Yavuz Donat’ın da katıldığı Gence, Şuşa, Hocalı ve Bakü şehirlerini kapsayan medya buluşması, Azerbaycan'ın Gence Havalimanı'na inişle başladı. İlk gün Azerbaycanlı gazetecilerin de katılımıyla Gence şehir turu yapıldı.



NURİ PAŞA UNUTULMADI
Gence’de tarihi ve turistik mekanların yanısıra, Türk şehitliği ile Azerbaycan savunmasında karargah olarak kullanılan, günümüzde ise TİKA tarafından müzeye dönüştürülen Kafkas İslam Orduları Başkomutanı Nuri Paşa’nın Gence’deki evini ziyaret eden KGK heyeti daha sonra karayoluyla Şuşa'ya geçti. TC Gence Başkonsolosluğu Ticaret Ateşesi Kadir Gündoğdu’nun rehberliğinde gerçekleşen Gence turunda tarihi ve turistik mekanlar da ziyaret edildi.



ŞUŞA’DA DUYGU SELİ
Karabağ’ın incisi olarak gösterilen tarihi Türk şehri Şuşa’da yeni yerleşime açılan konut bölgesini ziyaret eden heyet, burada yerli halkla ve çocuklarla bir araya gelerek bol bol röportaj yaptılar. Ermeni kuşatmasında zaferin sembolü haline dönüşen Cıdır Düzü denilen tepeyi de gezen heyet, Azerbaycanlı askerlerin insanüstü bir çabayla tırmandıkları uçurumun üstünde ve tarihi Şuşa surlarının önünde hatıra fotoğrafları da çektirdiler. Şuşa’da Ermeni yıkımının ardından yeniden inşa edilen cami ve mescid gibi yapıları da gezen heyet, Şuşa ile birlikte Karabağ’ın tamamında Türkiye’nin de desteğiyle büyük aşama kaydeden imar ve iskan çalışmamalarını da yerinde inceleme imkanı buldular. Bakü’ye dönüş yolunda en büyük katliamlara sahne olan Hocalı’yı da ziyaret eden heyet, Ermeni milislerin mezalimini yerinde gördüler ve tanıklardan dinlediler.



MEDYA FORUMUNDA 'YAPAY ZEKA' GÜNDEMİ
Gazeteciler, Bakü’de ilk gün Uluslararası İlişkiler Analiz Merkezi’nde “Yapay Zeka” konulu bir Medya Forumu’nda bir araya geldiler. Matbuat Şurası Başkanı Reşat Macit ile KGK Genel Başkanı Mehmet Ali Dim’in açılış konuşmalarından sonra, KGK Dış Medya Meclisi Başkanı ve Azerbaycan Temsilcisi olan Azerbaycan Parlamento Jurnalistleri Birliği Başkanı Elşad Eyvazlı'nın moderatörlüğünde gerçekleşen forumda, ilk olarak SODİMER (Sosyal Medya ve Dijital Güvenlik Eğitim Araştırma Merkezi) ve KGK Danışma Kurulu Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan "Yapay Zeka Gazeteciliği" konusunda konuştu. Türkiye Yapay Zekâ Politikaları Derneği (AIPA) Başkanı Zafer Küçükşabanoğlu ise "Yapay zeka ile dünyayı nasıl bir gelecek bekliyor?" sorusuna yanıtını verirken, NTV Bölge Temsilcisi Merih Ak, "Gazeteciliği geleceği, yapay zeka ve sosyal medya" konusunda konuştu. Forum, soru ve cevap bölümü ile sona erdi. Genel Başkan Dim, forumun içeriğinin ayrıca, eğitim amacıyla yazılı ve dijital olarak paylaşılacağını belirtti.



HACIYEV’LE İSTİŞARE TOPLANTISI
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve Dış Politika Başdanışmanı Hikmet Hacıyev, Küresel Gazeteciler Konseyi (KGK) ve Matbuat Şurası (MŞ) işbirliğiyle düzenlenen medya buluşması kapsamında Bakü’deki Uluslararası İlişkiler Analiz Merkezi'nde gazetecilerle bir araya gelerek, Azerbaycan-Ermenistan barış süreci, bölgesel iş birliği ve Türkiye ile ilişkiler hakkında açıklamalarda bulundu ve soruları cevapladı. Hacıyev, 17 maddelik barış anlaşması metninin hazırlandığını ve Ermenistan’ın da buna sıcak baktığını belirtti. Ancak Ermenistan Anayasası'ndaki Karabağ maddesinin değişmesinin barış için elzem olduğunu vurguladı. Barışın sağlanması halinde Güney Kafkasya’da ekonomik iş birliklerinin önünün açılacağını ifade eden Hacıyev, Zengezur Koridoru’nun Türk dünyasını birbirine bağlayacak stratejik bir hat olacağını söyledi. Türkiye'nin bu süreçteki rolünü "kardeşlik" ilişkisiyle tanımlayan Hacıyev, Azerbaycan’ın Türkiye’ye yaptığı yatırımların 20 milyar doları aştığını belirtti. Hacıyev ayrıca Azerbaycan’ın İsrail ile olan ilişkilerinin medyada yanlış aktarıldığını, bu ilişkilerin stratejik ve ekonomik çerçevede yürütüldüğünü, ancak Azerbaycan’ın her zaman Filistin halkının yanında olduğunu söyledi. Suriye ve bölgesel istikrar konularında Türkiye ile tam uyum içinde olduklarını vurguladı. Son olarak, Azerbaycan’ın barışı, doğrudan bütün Ermeni halkıyla inşa etmek istediğini belirtti. KGK Genel Başkanı Mehmet Ali Dim ve heyette bulunan duayen gazeteci Yavuz Donat, Hikmet Hacıyev’e katkı ve katılımları için teşekkür plaketi takdim ettiler.



MİLLİ MECLİS ZİYARETİ
Gazeteciler, Azerbaycan Milli Meclisi’ni de ziyaret ederek Meclis genel sekreteri ve diğer yetkililerden meclis binası ile meclisin yasama faaliyetleri hakkında bilgi aldılar. Meclis genel kurul salonunda hatıra fotoğrafı da çektiren heyet üyeleri, mecliste bulunan Haydar Aliyev kitaplığı ve hatıra holünü de ziyaret ettiler.



BÜYÜKELÇİLİKTE RESEPSİYON
KGK üyesi gazeteciler, Türkiye Büyükelçiliği kompleksinde onurlarına verilen resepsiyonda Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Prof. Dr. Birol Akgün’le bir araya geldiler. Genel Başkan Dim, büyükelçi Akgün’e konsey ve etkinlikler konusunda bilgi verdi ve heyeti kabulü için teşekkür etti. Büyükelçi Akgün, KGK heyetini Bakü’de konuk etmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi ve Azerbaycan-Türkiye ilişkileri konusunda önemli açıklamalar yaptı.



TÜRK ŞEHİTLİĞİ
Gazeteciler, Azerbaycan’da şehit olan Türk askerleri için başkent Bakü’de inşa edilen Türk Şehitler anıtı ile Türk şehitlerinin mozolelerini de ziyaret ederek dua ettiler. Daha sonra Zafer Parkı, İçerişehir ve Haydar Aliyev Merkezi gibi tarihi ve turistik mekanlardan oluşan Bakü şehir turu ile buluşmayı tamamladılar.



DİM: KARDEŞLİK PERÇİNLENDİ
KGK Genel Başkanı Mehmet Ali Dim, kardeş ülke Azerbaycan Matbuatının 150. Yılı dolayısıyla gerçekleşen Türkiye-Azerbaycan 2’nci Medya Buluşması'nı değerlendirdi.
Dim, "Azerbaycan’da KGK olarak 1’inci medya buluşmasını yine Matbuat Şurası ile işbirliği halinde 13-16 Ekim 2019 tarihleri arasında Bakü’de gerçekleştirmiştik. 6 yıl aradan sonra 2’ncisini de başarıyla tamamlamanın onurunu taşıyoruz. Türkiye Medyası olarak Azerbaycan'la 'İki Devlet, Bir Millet. Bir Medya” felsefesi doğrultusunda etle tırnak gibiyiz. Bu anlamlı buluşmaya katılan başta duayenimiz Yavuz Donat olmak üzere, katılım ve katkıda bulunan tüm KGK üyelerimize teşekkür ederim. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Hikmet Hacıyev başta olmak üzere, Azerbaycan Matbuat Şurası Başkanı Reşat Macit ve KGK Dış Medya Meclis Başkanı ve KGK Azerbaycan Temsilcimiz olan Azerbaycan Parlamento Jurnalistleri Birliği Başkanı Elşad Eyvazlı ile emeği geçen herkese minnettarım. Bu buluşma da gösterdi ki, aramıza hiç kimse ve hiçbir güç odağı nifak sokamaz. Bu gibi etkinlikler daha sık yapılmalı. Kardeşlik sık sık perçinlenmeli. KGK olarak bu konuda her daim inisiyatif almaya hazırız. İki kardeş ülke ve medyamız için bu buluşmanın sonuçlarının yararlı olmasını temenni ederim” dedi.





- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 208877
TBMM'de CHP grubu, İBB Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu için verilen poster afiş yasağının araştırılmasını istedi. Araştırma önerisinin gerekçesini CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun, kürsüye 'Free İmamoğlu' pankartıyla çıkarak anlattı,. CHP'nin önerisi reddedilirken, AKP'li vekillerle gergin anlar yaşandı...
TBMM Genel Kurulu'nda CHP grubu tarafından, İBB Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu için verilen poster afiş yasağının araştırılması önerisi, AKP ve MHP grubu tarafından reddedildi.
Önerinin gerekçesini açıklamak üzere kürsüye çıkan CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun, 'Free İmamoğlu' pankartını kürsüye astı. Uzun, konuşmasında şunları söyledi:
*Ülkemiz demokrasisinde darbe dönemlerinde dahi görülmemiş bir hukuksuzluk yaşanıyor. Anayasamız ile güvence altına alınmış temel haklar adeta görmezden geliniyor, kişiler bu haklarından yoksun bırakılarak var olan anayasa hükümleri yok sayılıyor.
"AFİŞLERİ VE FOTOĞRAFLARI YASAKLANIYOR"...
*Çağrıldıklarında derhal ifade vermeye gidecek olan belediye başkanlarımız, anayasamızın 'kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan muameleye tabi tutulamaz' hükmüne rağmen evlerine yapılan şafak operasyonlarıyla ailesinin, çocuklarının yanında gözaltına alınıyor.
*Basın eliyle ibretlik senaryo yazılıp uygulanıyor. Haberleşme hürriyeti sınırlanıyor, sosyal medya hesaplarına kısıtlama getiriliyor. Düşünceyi yayma özgürlüğü ortadan kaldırılıyor adeta düşüncenin önüne set çekiliyor.
*Basın susturulmak, susmayanlar hapsedilmek isteniyor. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkımızı kullanabilmek için iktidarca kurulan barikatları devirip geçmek zorunda kalıyoruz. 'Suçlu hükmen sabit oluncaya kadar suçlu değildir' şeklindeki masumiyet karinesi 'sen suçlusun, suçsuzluğunu hadi ispat et bakalım' denilerek adeta mahkumiyet karinesine dönüştürülmüş durumda.
*İBB Başkanımız ve Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu Cumhurbaşkanı adayı olmasın diye iktidar elinden geleni ardında koymaksızın yapıyor. Önce diploması hile ile elinden alınıyor sonrasında uydurma bir dosya ve gizli tanık yalanlarıyla Silivri cezaevine gönderiliyor.
*Bu yetmemiş olacak ki kendisine adete düşman hukuku uygulanarak X hesabına erişim engeli getiriliyor, ziyaretçileri yasaklanıyor, afişleri ve fotoğrafları yasaklanıyor.

"BUNA YETKİSİ VAR MI?"...
*Alınan bu kararlar iktidarın Ekrem İmamoğlu'ndan ne kadar korktuğunun kanıtı, soruşturmanın içinin ne denli boş olduğunun ispatı, yargı eliyle yapılan siyasi müdahalelerin tescili niteliğindedir. Ne yazık ki son günlerde Ekrem İmamoğlu ve diğer tutsak belediye başkanlarımıza ait afiş ve pankartları toplatılmasına dair alınan kararın polis zoruyla uygulanmaya başlandığı da görüldü.
*Bu kararı alan kimdir; başsavcılık. Yani iddia makamı. Peki buna yetkisi var mı; hayır. Görünen o ki İstanbul Başsavcılığı kendisini mahkeme yerine koyarak karar alıyor ve alınan bu hukuksuz kararlar hukuksuz emre dönüştürülüyor.
"BÜTÜN KİŞİLİK HAKLARINI YOK MU SAYACAKSINIZ?"...
Öneri üzerine söz alan AKP Kayseri Milletvekili Şaban Çopuroğlu, pankartı göstererek, "Şuna bir anlam vermek lazım. Burası Türkiye Cumhuriyeti. Burada 'Free İmamoğlu' yazmanız ne kadar doğru? Burada içeriye mi dışarıya mı mesaj veriyorsunuz? Cumhuriyet Başsavcılığımız devam eden tutukluluk sürecinde asılan pankartlarla ilgili bir karar verince hemen sağında solunda bir şeyler arıyorsunuz. Hani her şey şeffaf olacaktı? Siz çorba içerken kameraları bantlarsınız ama hepsini bantlayamamışsınız" sözleri üzerine tartışma yaşandı.
Çopuroğlu, Ekrem İmamoğlu'nun X hesabına getirilen erişim engeline ilişkin ise, "Vatandaş bize ne diyor biliyor musunuz; 'bu kişi içeride değil mi nasıl tweet atıyor' diyor" ifadelerini kullandı.
"SAVCILIĞIN YAZISI O KADAR GÜLÜNÇ Kİ..."
Söz alan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir ise şunları söyledi:
*İçinde biraz mantık, vicdan ve hukuk olan bir tartışma yürütmeye çalışıyoruz. Ekrem İmamoğlu sadece tutuklu, hükümlü değil. Bütün kişilik haklarına haiz. Sadece kişi özgürlüğü hakkı yok. O da sizin hukuksuz uygulamalarınızdan dolayı. Savcılığın yazısı o kadar gülünç ki; Savcılık Emniyet Müdürlüğü'ne yazıyor, yapamaz.
*Böyle bir yetkisi yok. Yapsa yapsa Valilik yapar. Kanuna bakıyorsunuz 'kışkırtmak' diyor. Ekrem İmamoğlu'nun resmini görünce niye kışkırasınız ki? Niye bu kadar rahatsız oluyorsunuz ki? Ekrem İmamoğlu seçilmiş belediye başkanı, resimleri de her yerde olur elbette. Alışacaksınız buna.
*Vatandaş sorabilir. Vatandaşa şunu söyleyeceksiniz; cezaevinde olan bir kişinin elbette düşüncelerini ifade etme hakkı vardır.
*Bu görüşleri avukatıyla ya da görüştüğü kişilerle aktarabilir, mektup yazabilir. Sizin köleniz mi İmamoğlu? Cezaevine koydunuz diye bütün kişilik haklarını yok mu sayacaksınız?
KAYNAK: Ajanslar
- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 118728
CHP'li Mahmut Tanal’ın, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nde plakasız ve üzerinde "POLİS" yazılı karton bulunan otobüsleri paylaştı. 'Bu minibüsler kimin?' sorusu merak edilirken; İstanbul emniyetinden açıklama geldi...
CHP Milletvekili Mahmut Tanal 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nden geçen ve plakasının yerine "POLİS" yazılı kartonlar yapıştırılan iki otobüsün görüntüsünü X hesabından paylaşmıştı.
Tanal görsellerle birlikte yaptığı açıklamada İçişleri Bakanlığı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı etiketlemişti.
"EDS'DEN CEZAİ İŞLEM YAPILMAMASI İÇİN..."
Görüntülerin sosyal medyada yayılması üzerine İstanbul Emniyet Müdürlüğü bir açıklama yaptı. Kiralık araçlara EDS'den cezai işlem yapılmaması için görevli personel tarafından plakaların kapatıldığı belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"TEŞKİLATIMIZIN KURUMSAL KİMLİĞİYLE BAĞDAŞMIYOR"...
"Güvenlik hizmetlerimizin etkin ve kesintisiz bir şekilde yürütülebilmesi amacıyla bazı toplumsal konulardaki güvenlik ihtiyacı nedeniyle kimi zaman geçici olarak kiralık araçlar temin edilmektedir.
Görüntülerde yer alan ve plakasına 'polis' ibaresi eklenmiş olan otobüsler de bu kapsamda geçici olarak görevlendirilen kiralık araçlardır.
Bu kiralık araçların EDS sisteminden cezai işlem yapılmaması için görevli personel tarafından plakaların kapatılması ve plaka yerine 'polis' ibaresinin yazıldığı anlaşılmıştır.
Bu uygulama kesinlikle teşkilatımızın kurumsal kimliğiyle bağdaşmamakta ve tarafımızca da böyle bir uygulama yapılmamaktadır. Söz konusu görüntülerle ilgili inceleme başlatılmıştır"
KAYNAK: Ajanslar








