Manşetler
- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 76350
Antalya Kepez Kaymakamlığı binasında ateş açıp bir odaya kapanan şüpheli, 4,5 saat süren ikna görüşmelerinin ardından teslim oldu...
Kepez Kaymakamlığı binasında silahla ateş açtıktan sonra bir odaya kapanan şüpheli, polis ekiplerinin saatler süren ikna çalışmasının ardından teslim oldu. Olay anına ait güvenlik kamerası görüntüleri de ortaya çıktı.
Antalya'nın Kepez ilçesinde kaymakamlık binasında yaşanan silahlı kriz, günün en çok konuşulan olaylarından biri oldu. Edinilen bilgilere göre M.Y. isimli şüpheli, Kepez Kaymakamlığı hizmet binasına girerek silahla ateş açtı. Silah seslerinin ardından bina içinde büyük panik yaşanırken, vatandaşlar ve kamu personeli kısa sürede tahliye edildi.
KAYMAKAMLIK BİNASINDA PANİK YAŞANDI
Olayın saat 11.00 sıralarında yaşandığı belirtiliyor. İlk belirlemelere göre bina içinde peş peşe silah sesleri duyuldu. Bunun üzerine bölgeye çok sayıda polis, özel harekat ve sağlık ekibi sevk edildi. Kepez Kaymakamlığı çevresi güvenlik çemberine alınırken, bazı yollar da kontrollü şekilde trafiğe kapatıldı.

Binada işlem için bulunan çok sayıda kişi apar topar dışarı çıkarıldı. Resmi işlemler bir süre tamamen durdu. Özellikle kamu binasında yaşanan bu olay, bölgede hem çalışanlarda hem de vatandaşlarda ciddi tedirginlik yarattı. Kepez gibi gün içinde yoğun hareketliliğin olduğu bir noktada yaşanan silahlı kriz, çevrede bekleyenlerin de uzun süre endişeyle gelişmeleri takip etmesine neden oldu.
ŞÜPHELİ BİR ODAYA KENDİNİ KİLİTLEDİ...
İddiaya göre silahlı şüpheli, ateş açtıktan sonra bina içindeki bir odaya girip kapıyı kilitledi. Dışarı çıkmayı reddeden M.Y. ile polis ekipleri arasında uzun süren bir müzakere başladı. O sırada özel harekat polisleri binanın çevresinde önlem aldı, müzakereci ekipler ise şüpheliyi ikna etmeye çalıştı.
İş uzadı. Binanın önünde bekleyen kalabalık da büyüdü.
4,5 SAAT SONRA TESLİM OLDU
Yaklaşık 4,5 saat süren ikna görüşmelerinin ardından şüpheli elindeki silahı bırakarak teslim oldu. Sağlık kontrolü için ambulansa alınan zanlı, daha sonra emniyete götürüldü. Olayda ilk aşamada can kaybına ilişkin resmi bir bilgi paylaşılmadı. Soruşturmanın, şüphelinin kaymakamlık binasına neden silahla geldiği ve neyi hedeflediği sorularına yanıt arayacağı belirtiliyor.
KORKU FİLMİNİ ANDIRAN GÖRÜNTÜLER ORTAYA ÇIKTI
Olayın ardından güvenlik kamerası görüntüleri de gündeme geldi. Bazı haberlerde, şüphelinin bina içinde silahla ilerlediği ve ateş açtığı anların kayıtlara yansıdığı aktarıldı. Görüntüler, kamu binasında yaşanan tehlikenin boyutunu daha net ortaya koydu. Bu nedenle olay sadece Antalya'da değil, ülke genelinde de dikkat çekti.
ANTALYA'DA GÜVENLİK TEDBİRLERİ VE SORUŞTURMA
Olay sonrası emniyet birimlerinin binada ve çevresinde detaylı inceleme yaptığı öğrenildi. Şüphelinin ifadesi, silahın ruhsat durumu, binaya giriş şekli ve olası bağlantıları soruşturmanın ana başlıkları arasında yer alıyor. Kamu kurumlarında güvenlik önlemlerinin yeterliliği de bu olayla birlikte yeniden tartışmaya açıldı.
Antalya Kepez Kaymakamlığı silahlı saldırı olayı, özellikle resmi kurumlarda güvenlik kontrolünün ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gösterdi. Vatandaş açısından bakıldığında ise, sıradan bir resmi işlem günü bir anda büyük bir krize dönüştü. Sabah evrak işi için binaya gelen biri, birkaç dakika sonra tahliye anonsu ve silah sesleriyle karşı karşıya kaldı. Bu tarafı, olayın en sarsıcı kısmı belki de.
Yetkililerden gelecek yeni açıklamalarla olayın perde arkası daha da netleşecek.
KAYNAK: Ajanslar
- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 155590
Bursa'da Umut K.'nin, Alman sevgilisi Rebecca S.'den (30) kaçırıp, sakladığı çocukları N.S. (8), 7 yıl sonra polisin operasyonu ile harabe bir evde bulundu...
Babaanne Hanife S.'yi (60) adım adım izleyen 6 kişilik özel ekibin çalışması ile bulunan N.S. devlet korumasına alınırken, 7 yıl boyunca evden çıkarılmadığı tespit edildi.
Mustafakemalpaşa ilçesinde oturan Umut K., çalışmak için gittiği Almanya'da Rebecca S. isimli Alman kadın ile birlikte yaşamaya başladı. Çiftin 2018 yılında erkek çocukları dünyaya geldi.
Umut K., bir yıl sonra Alman sevgilisi ve 1 yaşındaki oğlu N.S. ile birlikte babasından ayrıldıktan sonra yeniden evlenen annesi Hanife S.'yi ziyaret etmek için Bursa'ya geldi.
Almanya’ya geri dönmeme kararı alan Umut K., Rebecca S.'ye oğlunu kendisine bırakıp, ülkesine geri dönmesini söyledi. Çıkan tartışmanın ardından iddiaya göre Umut K., oğlunu kaçırmaya karar verdi. Oğlu N.S.'yi annesi Hanife S.’ye bırakıp, bir yakınının yanına götürülmesini isteyen Umut K., Rebecca S. ile birlikte markete gitti. Geri döndüklerinde kaybolduğu söylenen oğlunu evde bulamayan Rebecca S., polise gidip şikayette bulundu.

SUÇ DUYURUSUNDA BULUNUP, ÜLKESİNE DÖNDÜ
İlçede günlerce oğlunu arayan Rebecca S., çocuğunu kaçırdığından şüphelendiği Umut K. ve annesi hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunup, ülkesine geri döndü. Babaanne Hanife S. ve baba Umut K. hakkında dava açılırken, bu süreçte N.S. babasının akrabaları tarafından dört duvar arasında, dışarıya çıkmasına izin verilmeden saklandı.

ÖZEL EKİP, 'İMZA' İZİNDEN GİTTİ
Umut K., 2 yıl önce geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti, babaanne Hanife S.'nin de duruşmaya gelmemesi üzerine hakkında arama kararı çıkarıldı. Gözaltına alınan Hanife S., haftada bir kez polise giderek imza atması şartıyla serbest bırakıldı. Hanife S., diğer duruşmalara da katılmayınca, İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, Mustafakemalpaşa Başsavcılığı'nın izniyle babaanneyi takibe aldı. Kurulan 6 kişilik özel ekip, haftada bir kez polis merkezine gelerek imza atan ve günün belirli saatlerinde halasının oğlu Recai M.'nin evine giden babaanneyi adım adım takip etti.
Annesinin de Alman uyruklu olduğu belirtilen Hanife S., 10 Mart'ta polis merkezine gelip, imza attıktan sonra özel ekip tarafından izlendi. Babaannenin etrafını kontrol edip, şüpheli tavırlarla harabe bir eve girdiğini gören ekipler, operasyon düğmesine bastı. Düzenlenen baskında N.S., kıyafet ve çöp yığınları arasında bitkin halde bulundu. Hiç okula gitmeyen ve 7 yıl boyunca evden dışarı çıkmasına izin verilmeyen N.S. özel ekip tarafından kurtarılırken; o anlar kameraya yansıdı.

BABAANNE İLE KUZENİ TUTUKLANDI...
N.S., sağlık kontrollerinin ardından Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'ne teslim edilip koruma altına alındı. Gözaltına alınan Hanife S. ile halasının oğlu Recai M. ise emniyetteki işlemlerinin ardından 'Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' suçundan tutuklandı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.
KAYNAK: Ajanslar
- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 318062
Sosyal medyada "deprem kâhini" olarak tanınan Frank Hoogerbeets, son 5 günde İtalya, Yunanistan ve Türkiye'de yaşanan sarsıntılara dikkat çekerek yeni bir uyarıda bulundu...
Hoogerbeets, sismik hareketliliğin yoğunlaştığı Akdeniz-Ege hattında "daha güçlü bir deprem" beklediğini iddia ederek özellikle Girit ve Doğu Akdeniz kıyılarına işaret etti.
Sosyal medya platformları üzerinden yaptığı sismik tahminlerle tanınan ve kamuoyunda "deprem kahini" olarak adlandırılan Frank Hoogerbeets, Akdeniz ve Ege bölgesini kapsayan geniş bir hat üzerinde sismik hareketliliğe dikkat çeken yeni bir paylaşımda bulundu.
Hoogerbeets, son 5 gün içinde bölgede yaşanan depremleri listeleyerek, bu sarsıntıların gerçekleştiği noktaların arasında kalan bölgelerde daha şiddetli bir deprem ihtimaline işaret etti.

SON 5 GÜNDE BÖLGEDE KAYDEDİLEN HAREKETLİLİK...
Hoogerbeets’in paylaştığı verilere göre, İtalya’dan başlayarak Türkiye’nin iç kesimlerine kadar uzanan geniş bir coğrafyada son 5 gün içerisinde dikkat çekici büyüklükte sarsıntılar kaydedildi. Paylaşımda şu depremlere yer verildi:
-
İtalya: 6.0 büyüklüğünde deprem
-
Yunanistan: 5.5 ve 5.1 büyüklüğünde iki ayrı deprem
-
Türkiye (Denizli): Batı kesimde 5.1 büyüklüğünde deprem
-
Türkiye (Tokat): İç Anadolu bölgesinde 5.3 büyüklüğünde deprem
"ARADAKİ BÖLGELERE ODAKLANIRDIM"...
Gerçekleşen bu depremlerin ardından yeni bir iddia ortaya atan Hoogerbeets, sarsıntıların yaşandığı lokasyonların yakın çevresinde "daha güçlü bir sarsıntının" meydana gelebileceğini öne sürdü.
Özellikle belirli bir bölgeye vurgu yapan Hoogerbeets, "Ben olsam aradaki bölgelere odaklanırdım" ifadesini kullanarak; Doğu Akdeniz kıyıları, Girit ve Ege bölgelerine yönelik sismik beklentisini dile getirdi.
YÖNTEMLERİ TARTIŞMA KONUSU OLMAYA DEVAM EDİYOR...
Gezegen hareketleri ile dünyadaki sismik olaylar arasında bir bağlantı kuran Hoogerbeets, bu yöntemini istatistiksel verilere dayandırdığını savunuyor.
Geçmişte bazı tahminlerinin gerçekleşen depremlerle zamanlama açısından örtüşmesi, kendisinin medya ve sosyal mecralarda geniş kitleler tarafından takip edilmesini sağladı.
HABER: Mertcan YILMAZ
KAYNAK: Sosyal medya ve Ajanslar
- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 163113
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, tutukluluğunun 250. gününde dört duvar arasından Antalyalı vatandaşlara hitaben duygusal ve kararlı bir mektup kaleme aldı...
Soğuk kış gecelerinde gelen mektupların kendisini diri tuttuğunu belirten Böcek, zorlu bir süreçten geçmesine rağmen onurlu mücadelesine devam ettiğini vurguladı.
YAKLAŞAN KİTABIYLA GÜNDEMİ SARSACAK...
Mektubunda özellikle üzerinde çalıştığı üçüncü kitabı "5 Temmuz: Mahpus, İtiraf, İftira, İhanet" üzerine yoğunlaşan Başkan Böcek, bu eserin bir hesaplaşma metni olacağının sinyallerini verdi.
Yokluğunu fırsat bilerek siyaset yapanlara, fırsatçılara ve kamuoyunu yanıltan kalemşörlere karşı sessiz kalmayacağını ifade eden Böcek, yaşananları, duyulanları ve unutulmayanları tüm çıplaklığıyla paylaşacağını belirtti.
Nar bahçelerinden sahillerdeki köşelere kadar her yerde konuşulan isimlerin kitabında tek tek yer alacağını vurgulayan Böcek, herkesin duymak istediği gerçeklerin bu kitapta gün yüzüne çıkacağını ifade etti.
Nazım Hikmet’in "Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine" dizeleriyle mektubuna son veren Muhittin Böcek, en büyük hayalinin ise özgürlüğüne kavuşarak Antalya Kitap Fuarı’nda okurlarıyla yeniden buluşmak ve kitabını sevenleri için imzalamak olduğunu dile getirdi.
HABER: Halime Yağmur AKDAĞ
- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 114664
Tarihçi ve yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti...
Sağlık sorunları sebebiyle Koç Üniversitesi Hastanesi'nde bir süredir yoğun bakımda tedavi gören ve dün entübe edilen 78 yaşındaki Ortaylı'nın sağlık durumu kötüleşti.
Prof. Dr. Ortaylı, tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.
Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'ne layık görülmüştü
Prof. Dr. İlber Ortaylı, kültür ve sanat dünyasına sunduğu katkılar nedeniyle 2017 yılında "Tarih" dalında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görülmüştü.

"Aziz milletimize başsağlığı diliyorum"
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, Türkiye’nin önemli bir değerini kaybettiğini belirtti.
Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın vefatından duyduğu derin üzüntüyü dile getiren Memişoğlu, mesajında şu ifadelere yer verdi:
"Ülkemizin yetiştirdiği en müstesna değerlerden, kıymetli hocamız Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın vefatını büyük bir üzüntüyle öğrendim. Hocamıza Allah’tan rahmet; ailesine, öğrencilerine ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum. Mekânı cennet, makamı âli olsun. Başımız sağ olsun.
TBMM Başkanı Kurtulmuş'tan taziye mesajı
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, hayatını kaybeden tarihçi ve yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı için taziye dileklerini iletti.
Kurtulmuş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Ülkemizin yetiştirdiği büyük tarihçilerden Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın vefatını derin bir üzüntüyle öğrendim. İlber Hoca, engin tarih bilgisiyle kaleme aldığı inceleme, araştırma ve değerlendirmeleriyle ilim dünyasında silinmez bir iz bıraktı. Kendisine Allah'tan rahmet, ailesine, sevenlerine ve talebelerine başsağlığı diliyorum. Mekanı cennet olsun." ifadelerini kullandı.
KAYNAK: Ajanslar










