Manşetler
- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 214044
Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik 'rüşvet' ve 'yolsuzluk' soruşturması kapsamında büyükşehir belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılıp tutuklanan Muhittin Böcek ile oğlu Mustafa Gökhan Böcek'in tahliye talebi mahkeme tarafından reddedildi...
Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik 'rüşvet' ve 'yolsuzluk' soruşturması kapsamında tutuklanıp, belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek'in de aralarında olduğu 41 sanığın yargılanmasına devam edildi. Antalya 6'ncı Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın 4'üncü duruşmasında tutuklu sanıklar Muhittin Böcek ve oğlu Mustafa Gökhan Böcek salonda hazır bulundu. Muhittin Böcek’in salona girişinde duruşmayı izleyenlerden bazıları alkışla destek verdi. Muhittin Böcek de onları selamladı.
Duruşmada, bir kuyumcuda satış danışmanı olarak görev yapan tanık Ahmet P., Serkan Ç. tarafından iş yerine getirilen ve Gökhan Böcek’e ait olduğu belirtilen 2 milyon 300 bin, sonrasında 4 milyon 350 bin lira civarında paranın ‘altın bozdurma’ işlemi karşılığında evrak düzenlenerek Muhittin Böcek’in gelini Zuhal Böcek ile Nurhak E.’ye gönderildiği iddiasında bulundu. Diğer tanık Burhan K. ise şirket hesabından hangi amaçla para gönderildiği hakkında bilgisi olmadığını söyledi. Tanıklardan Fatih A. da Serkan Ç.’nin sırt çantasıyla şubat ayında, ardından mayıs ayında getirdiği parayı teslim aldıktan sonra sayıp kasaya teslim ettiğini anlattı. Tutuksuz sanık Serkan Ç., 2,5 milyon lira değerindeki dövizi mağaza poşetiyle, ikinci seferdeki 4 milyon 350 bin lirayı da bavulla götürdüğünü söyledi.
‘MUHİTTİN BÖCEK’İN OĞLU OLDUĞUM İÇİN TUTUKLANDIM’
Mustafa Gökhan Böcek savunmasında, kendisine yönelik iddialara ilk günden itibaren cevap verdiğini söyledi. Delil karartma ve kaçma şüphesiyle tutukluluğunun devam ettiğini anlatan Mustafa Gökhan Böcek, “Yaklaşık 13 aydır tutukluyum. Muhittin Böcek’in oğlu olduğum için tutuklandım. Çocuğumdan, eşimden, ailemden ayrıldım. Çocuğum 9 aylıktı, 22 aylık oldu. Oğlumun hayatındaki bu süre neredeyse ömrünün yarısı. Bu süreçte yürümeyi, konuşmayı öğrendi. Yanında olamamanın üzüntüsünü yaşıyorum. Açık görüşte beni ziyaretçilerin bulunduğu kapıya doğru çekiyor. Bunu duygu sömürüsü yapmak için söylemiyorum. Tutukluluğumun bedelini sadece ben ödemiyorum. Beni 6 yaşına kadar büyüten dedemin sağlığı bozuldu. Annem bu sürecin etkisi altında yeniden kanser oldu. Geçmişte her şeyiyle ilgileniyordum. Şimdi yanında olamıyorum. Sizden ayrıcalık istemiyorum. Kaçma şüphem, delil karartma ihtimalim kalmamışsa ailemin, çocuğumun yanında olmak istiyorum. Adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verilmesini talep ediyorum" diye konuştu.
‘TUTUKLU OLMAMI FIRSAT BİLENLERİN İFTİRA VE UYDURMALARIYLA UĞRAŞIYORUM’
Muhittin Böcek ise savunmasında şunları söyledi:
"Eylül ayındayız. Yeni adli yılın sizlere, hakimlerimize, savcılarımıza, çalışma arkadaşlarınıza ve avukat arkadaşlarımıza sağlık, mutluluk, adalete, özgürlüğümüze güvenle güzel günlere vesile olmasını, alınacak kararlara iyi olmasını diliyorum. 5 Temmuz 2025’ten bu yana tarafıma yöneltilen sorulara samimi beyanlarda bulundum. Adli makamlara, sürecin işleyişine şeffaf şekilde katkıda bulunduğumu, üzerime düşenleri samimiyetle yerine getirdiğimi düşünüyorum. 15 aydır tutukluyum. Tutuklu olmamı son günlerde fırsat bilenlerin iftira ve uydurmalarıyla uğraşıyorum. Anayasal haklarım ihlal ediliyor. Biz devlete ve adalete emanetiz. Bu süreçte ne yaptımsa devletim, milletim ve adalet için yaptım. Adalet yerini bulacak diye ümit ediyorum. Tutukluluk sürecimde arkamdan oluşan algıyı çok iyi biliyorum. Yargı mensuplarımızı, yüce Türk adaleti adına yargımızı kimsenin etkileyeceğini düşünmüyorum. Devletin ve adaletin sözüne itibarımızın sürmesi en büyük arzumuzdur. Mevcut sağlık durumumum göz önüne alınmasını, beni ayakta tutan 20 yıllık 4 doktorumun özel hastanede olması nedeniyle tedavi olamıyorum. Hayatım boyunca yanlış yapmadım. Belediyemi kamu zararına uğratmadım. 6 dönem başkanlığım süresince 10 gün izin almadım. Ömrümü hemşehrilerime adadım. Koronavirüsten dolayı ölümden döndüm, 3 gün sonra göreve başladım. Önceki beyanlarımı tekrarla tahliyemi talep ediyorum."
Mahkeme heyeti, Muhittin Böcek ile Mustafa Gökhan Böcek'in tutukluluk halinin devamına karar verip, duruşmayı erteledi.
KAYNAK: Ajanslar
- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 259129
Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, ifade vermesinin ardından adliye önünde açıklamalarda bulundu...
Davutoğlu: “Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir başbakan, düşüncesini ifade ettiği ve eleştirilerini dile getirdiği için şüpheli sıfatıyla adliyeye çağrıldı.
” Yargıya duyduğu saygı nedeniyle ifade verdiğini belirten Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu ülkeye dışişleri bakanı ve başbakan olarak hizmet etmiş bir devlet adamı olarak, ilk kez böyle bir uygulamanın devletin üst katında yaşanmış olmasını hüzünle karşılıyorum.”
- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 150805
Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in ifadesinin alınmasının ardından, Gökçek'in oğlu Ahmet Gökçek ve gelini Hülya Gökçek şüpheli sıfatıyla 7 Eylül Pazartesi günü saat 14.00'te ifadeye çağrıldı...
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı yönündeki iddialar üzerine geçen hafta re'sen başlattığı soruşturmada ifade işlemleri sürüyor.
Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in ifadesinin alınmasının ardından, Gökçek'in oğlu Ahmet Gökçek ve gelini Hülya Gökçek şüpheli sıfatıyla 7 Eylül Pazartesi günü saat 14.00'te ifadeye çağrıldı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan konuyla ilgili yapılan açıklama şu şekilde:
"Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülmekte olan soruşturma kapsamında, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek’in şüpheli sıfatıyla ifadesi alınmış olup, soruşturma kapsamında Ahmet Gökçek ve Hülya Gökçek, şüpheli sıfatıyla ifadeleri alınmak üzere 07/09/2026 günü saat 14:00’te Cumhuriyet Başsavcılığımızda hazır edilecektir."
NE OLMUŞTU
Gazeteci Murat Ağırel, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, oğlu Ahmet Gökçek ve eşi Hülya Gökçek’in Almanya’da “Hamag” adlı şirket üzerinden milyonlarca avroluk gayrimenkul yatırımı yaptığını ve Türkiye’den şirkete kayıt dışı yollarla para aktarıldığını iddia etti. Ağırel, 2022’de 30 bin avro sermaye ve sıfır ciroyla kurulduğunu belirttiği şirketin 2024’te yaklaşık 3 milyon 800 bin avro değerinde mal varlığına ulaştığını, bu varlıkların Düsseldorf’taki 15 daire ve 2 ticari alandan oluştuğunu öne sürdü. Ağırel ayrıca şirketin Velbert’te yaklaşık 8 milyon 700 bin avro değerindeki bir alışveriş merkezini satın almaya çalıştığını, daha sonra ise Lüksemburg’da yaklaşık 180-200 milyon avro değerindeki başka bir alışveriş merkezi için pazarlık yapıldığını iddia etti.
Ağırel’in iddialarının ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 29 Ağustos’ta Melih Gökçek hakkında yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı iddialarına ilişkin resen soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında Ağırel’in tanık sıfatıyla ifadesine başvurulurken gazeteci, Ankara Adliyesi önünde yaptığı açıklamada söz konusu şirket, gayrimenkul alımları ve yurt dışındaki para hareketlerine ilişkin iddialarını yineledi. Ağırel, soruşturmanın sonucunda daha büyük bir olay örgüsünün ortaya çıkacağı kanaatinde olduğunu belirterek savcılığın soruşturmayı sürdürdüğünü söyledi.
KAYNAK: Ajanslar
- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 166713
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, sosyal medyada dolaşıma sokulan paylaşımlarda Cumhurbaşkanına hakaret içerdiği iddia edilen ifadeler nedeniyle Ahmet Davutoğlu hakkında soruşturma başlattı...
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, sosyal medya platformlarında dolaşıma sokulan bazı paylaşımlarda 'cumhurbaşkanına hakaret' içerdiği değerlendirilen ifadeler bulunduğu gerekçesiyle resen inceleme yaptı.
Başsavcılıktan yapılan açıklamada, inceleme sonucunda “feshedilen Gelecek Partisi’nin Genel Başkanı” olarak belirtilen Ahmet Davutoğlu hakkında soruşturma başlatıldığı bildirildi.
TCK 299 KAPSAMINDA SORUŞTURMA...
Başsavcılığın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
“Sosyal medya platformlarında dolaşıma sokulan ve Cumhurbaşkanına hakaret içerdiği değerlendirilen ifadelerin yer aldığı paylaşımlara ilişkin olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımızca resen inceleme yapılmıştır.
Yapılan inceleme neticesinde, feshedilen Gelecek Partisi’nin Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 299/1. maddesinde düzenlenen ‘Cumhurbaşkanına Hakaret’ suçu kapsamında soruşturma başlatılmıştır.
Soruşturma, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde titizlikle sürdürülmektedir.”
KAYNAK: Ajanslar
- Kategori: Manşetler
- Gösterim: 219982
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “Süleymancılar” soruşturmasında eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in ifadesine başvurulacak...
Şahin adına tahsisli bir aracın, tutuklu şüpheli Hilmi Tuna Kuriş’in yurt dışına kaçış girişiminde kullanıldığı açıklanmıştı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kamuoyunda “Süleymancılar cemaati” olarak bilinen yapıya yönelik yürüttüğü soruşturmasında eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in ifadesine başvurulacağı öğrenildi. Soruşturmanın odağında, Şahin adına tahsisli bir aracın cemaatin lideri Alihan Kuriş’in kardeşi Hilmi Tuna Kuriş ile Erhan Yılmaz’ın yurt dışına kaçış girişiminde kullanılması bulunuyor. Şahin daha önce aracın bilgisi ve izni dışında kullandırıldığını açıklamıştı. Adalet Bakanı Akın Gürlek ise Şahin’in açıklamalarının HTS kayıtları ve dosyadaki delillerle uyuşmadığını söylemişti.
Başsavcılığın, eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in ifadesine başvuracağı öğrenildi. Soruşturmada özellikle Şahin adına tahsis edilmiş araçların kimler tarafından, hangi amaçlarla ve kimin bilgisi dahilinde kullanıldığı araştırılıyor.
HİLMİ TUNA KURİŞ’İN KAÇIŞINDA ŞAHİN’E TAHSİSLİ ARAÇ KULLANILDI İDDİASI
İdris Naim Şahin’in adının dosyaya girmesine neden olan gelişme 21 Ağustos’ta yaşandı. Soruşturma kapsamında firari olarak aranan Hilmi Tuna Kuriş ile Erhan Yılmaz, yurt dışına kaçma hazırlığında oldukları iddiasıyla Muğla’nın Marmaris ilçesine bağlı Bozburun’da yakalandı.
Yapılan incelemelerde ikilinin İstanbul’dan Muğla’ya götürülmesinde kullanılan 34 SL 313 plakalı aracın eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin adına tahsisli olduğu belirlendi. Araçta 58 bin euro bulunduğu da ifade edildi.
Soruşturma kapsamında aracın güzergâhı PTS, kamera ve akaryakıt istasyonu kayıtları üzerinden incelendi. Aracı kullandığı belirlenen Mehmet Özmen’in iki ismi Muğla’ya bıraktıktan sonra İstanbul’a döndüğü ve yolculuk sırasında telefonunu kapalı tuttuğu açıklandı.
ŞAHİN: BİLGİM VE İZNİM DIŞINDA KULLANILDI
Aracın kendi adına tahsisli olduğunun ortaya çıkmasının ardından İdris Naim Şahin açıklama yaptı.
Şahin, söz konusu aracı bir şirketten kiraladığını ancak aracın kendisinin bilgisi ve izni dışında başka kişilerin kullanımına verildiğini savundu. Şahin ayrıca araçla ilgili olarak şirket sahibi hakkında suç duyurusunda bulunduğunu açıkladı.
Ancak soruşturma ilerledikçe Şahin adına tahsisli başka araçlar da incelemeye alındı.
İKİ ARAÇ DAHA MERCEK ALTINA ALINDI
Başsavcılığın yürüttüğü çalışmalarda Şahin adına tahsis edilmiş 34 S 7815 ve 34 RM 8677 plakalı iki aracın daha tahsis amacı dışında kullanıldığına ilişkin bulgulara ulaşıldı.
Böylece soruşturmada eski bakana tahsisli toplam üç araçla ilgili inceleme başlatılmış oldu.
Savcılık şimdi araçların hangi kişiler tarafından kullanıldığını, nasıl temin edildiğini ve kullanımın Şahin’in bilgisi dahilinde olup olmadığını araştırıyor.
Şahin’in alınacak ifadesinin, HTS kayıtları, araç hareketleri ve dosyada bulunan diğer şüpheli ifadeleriyle karşılaştırılması bekleniyor.
BAKAN GÜRLEK: HTS İLE SÖYLEDİKLERİ TUTMUYOR
Adalet Bakanı Akın Gürlek de 27 Ağustos’ta tv100’de katıldığı canlı yayında İdris Naim Şahin’e tahsisli araçları gündeme getirmişti.
Gürlek, Şahin’in araçların bilgisi dışında kullanıldığı yönündeki açıklamasına ilişkin dikkat çeken ifadeler kullandı.
Gürlek, “İdris Naim Şahin Bakanımızın bunu yapmaması lazımdı. HTS ile söyledikleri tutmuyor. Söyledikleri ile dosyadaki deliller uyuşmuyor” dedi.
Şahin’in ifadesine başvurulması kararı da bu açıklamanın iki gün ardından geldi.
SORUŞTURMA 13 AĞUSTOS’TA BAŞLADI
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturmasındaki ilk geniş çaplı operasyon 13 Ağustos’ta düzenlendi. Başsavcılık; “suç örgütü kurma ve yönetme”, “suç örgütüne üye olma”, “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama”, “kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık” ve “Vergi Usul Kanunu’na muhalefet” suçlamaları kapsamında 49 isim hakkında gözaltı kararı verdi.
Operasyonlar 17 ilde 123 adreste gerçekleştirildi. Soruşturmanın mali boyutunda MASAK raporları esas alındı.
ALİHAN KURİŞ DAHİL 32 KİŞİ TUTUKLANDI
İlk operasyonun ardından gözaltına alınan 38 isimden Alihan Kuriş dahil 32 kişi tutuklandı, 6 kişi hakkında ise ev hapsi şeklinde adli kontrol kararı verildi.
Soruşturma kapsamında Alihan Kuriş’in firari kardeşi Hilmi Tuna Kuriş’e yönelik aramalarda bir adreste kaynağı belirsiz olduğu belirtilen 200 kilogram külçe altın da ele geçirildi.
MASAK’ın hazırladığı raporlarda ise soruşturma kapsamındaki şirketler üzerinden yüksek tutarlı para hareketleri tespit edildi. AA’nın aktardığı verilere göre yalnızca Güleryüz Kuyumculuk’un 2017-2026 dönemindeki bankacılık işlem hacmi 66,2 milyar lirayı aştı.
İKİNCİ DALGADA HİLMİ TUNA KURİŞ DE TUTUKLANDI
21-22 Ağustos’taki ikinci dalga operasyonun ardından aralarında Hilmi Tuna Kuriş ve Erhan Yılmaz’ın da bulunduğu 10 isim tutuklandı.
Tutuklananlar arasında, Kuriş ve Yılmaz’ı Muğla’ya götüren aracı kullandığı belirtilen Mehmet Özmen de yer aldı.
ÜÇÜNCÜ DALGADA 54 KİŞİ HAKKINDA GÖZALTI KARARI
Soruşturma 25 Ağustos’ta üçüncü dalga operasyonla daha da genişledi. Başsavcılık, “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama”, “kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık” ve “Vergi Usul Kanunu’na muhalefet” suçlamaları kapsamında 54 şüpheli hakkında gözaltı kararı verdi.
İlk aşamada 38 kişi yakalanırken, soruşturma kapsamındaki şirket ve derneklere de kayyum atanmasına yönelik kararlar alındı.
Soruşturmanın mali yapılanma, şirketler arasındaki para hareketleri, firari şüphelilerin kaçış organizasyonları ve örgütle bağlantılı olduğu değerlendirilen kişi ve kuruluşlar yönünden sürdüğü belirtiliyor.
KAYNAK: Ajanslar








