Dünya
- Kategori: Dünya
- Gösterim: 81680
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ekonomide beklentilerin altında kalan veriler nedeniyle hükümet ve ekonomi yönetimine sert çıktı. İlk iki ayda daralan ekonomi, artan enflasyon ve bütçe açığıyla birlikte yeni bir kriz riskini gündeme taşıdı...
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ekonomi yönetimiyle gerçekleştirdiği toplantıda ülke ekonomisindeki olumsuz tabloya dikkat çekerek yetkililerden detaylı açıklama talep etti.
Televizyondan yayınlanan toplantıda konuşan Putin, Ocak ve Şubat aylarında gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) toplamda yüzde 1,8 oranında daraldığını açıkladı. Sanayi üretimi, imalat ve inşaat sektörlerinde de negatif veriler görüldüğünü belirtti.
Putin, “Makroekonomik göstergelerin neden beklentilerin altında kaldığına dair bugün detaylı açıklamalar bekliyorum. Bu durum yalnızca analistlerin değil, hükümet ve Merkez Bankası’nın öngörülerinin de altında” ifadelerini kullandı.
EKONOMİ YÖNETİMİ TOPLANTIDA HAZIR BULUNDU...
Toplantıya Başbakan Mihail Mişustin, Kremlin yetkilileri, başbakan yardımcıları, Rusya Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina ve üst düzey finans temsilcileri katıldı.
Putin’in sert tonu, Kremlin içinde ekonomik gidişata ilişkin artan rahatsızlığın açık bir göstergesi olarak değerlendirildi.
SAVAŞ EKONOMİYİ ZORLUYOR...
Rusya ekonomisi, Ukrayna savaşı nedeniyle uzun süredir baskı altında bulunuyor. Yaptırımların enerji gelirlerini sınırlaması, enflasyonun yüksek seyretmesi ve iş gücü piyasasındaki sıkışıklık ekonomiyi olumsuz etkiliyor.
2023 ve 2024 yıllarında yüksek askeri harcamalar sayesinde büyüme sağlanmıştı. Ancak zayıflayan petrol gelirleri ve artan bütçe açıkları nedeniyle Moskova yönetimi savunma harcamalarını sınırlamak zorunda kaldı.
Geçen yıl büyüme yüzde 1 seviyesinde kalırken, bu yıl için daha önce yüzde 1,3 büyüme öngörülüyordu.
BÜTÇE AÇIĞI VE PETROL GELİRLERİ GERİLEDİ...
Rusya’nın bütçe dengesi de bozulmaya devam ediyor. Yılın ilk çeyreğinde bütçe açığı 58,6 milyar dolara ulaşırken, Mart ayında petrol vergi gelirlerinin geçen yılın aynı dönemine göre yarı yarıya düştüğü bildirildi.
Petrol fiyatlarının yükselmesine rağmen, Ukrayna’nın Rusya’nın ihracat altyapısına yönelik insansız hava aracı saldırılarının gelir artışını sınırladığı ifade ediliyor.
İŞ GÜCÜ KRİZİ DERİNLEŞİYOR...
Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, ülkede işsizlik oranının yüzde 2 ile tarihi düşük seviyede olduğunu, ancak bunun aynı zamanda ciddi bir iş gücü sıkıntısına işaret ettiğini belirtti.
Nabiullina, “Modern tarihte ilk kez ekonomimiz ciddi iş gücü eksikliğiyle karşı karşıya. Bu durum hem hükümet hem de iş dünyası için yeni bir gerçeklik” dedi.
İş gücü yetersizliği, ücret baskısını artırırken enflasyonu da yukarı yönlü etkiliyor.
FİNANSAL KRİZ UYARILARI ARTIYOR...
Yüksek enflasyon ve faiz oranları, hem şirketler hem de hane halkı üzerinde baskı oluşturuyor. Kredi geri ödemelerinde yaşanan zorluklar, finansal sistemde kırılganlık riskini artırıyor.
Rus yetkililer yılın başında, yaz aylarına doğru bir finansal kriz yaşanabileceği yönünde uyarılarda bulunmuştu. Artan maliyetler ve düşen tüketim nedeniyle bazı çalışanların maaşlarının geciktiği, bazılarının ise ücretsiz izne çıkarıldığı belirtiliyor.
Bu durum, bireylerin kredi borçlarını ödemekte zorlanmasına ve bankacılık sektöründe risklerin artmasına neden oluyor.
“BANKACILIK KRİZİ MÜMKÜN”...
Rusya’da faaliyet gösteren bazı kurumlar ve yetkililer, bankacılık krizinin ihtimal dahilinde olduğunu ifade ediyor. Devlet destekli düşünce kuruluşları da kredi geri ödemelerinde yaşanabilecek sorunların büyümesi halinde sistemik bir kriz yaşanabileceğine dikkat çekiyor.
Ayrıca sanayi ve iş dünyası temsilcileri, birçok şirketin “temerrüt öncesi” bir duruma geldiği uyarısında bulunuyor.
Tüm bu gelişmeler, Rusya ekonomisinde belirsizliklerin arttığını gösteriyor. Yüksek faiz, zayıf talep, düşen gelirler ve iş gücü sorunları birleşince ekonomide kırılganlık daha da derinleşiyor.
Putin’in ekonomi yönetimine yönelik sert çıkışı, Kremlin’in mevcut tabloyu ciddiyetle ele aldığını ortaya koyarken, önümüzdeki dönemde alınacak kararların ekonominin seyrini belirleyeceği ifade ediliyor.
KAYNAK: Ajanslar
- Kategori: Dünya
- Gösterim: 156479
ABD ve İran arasında ilan edilen iki haftalık ateşkes anlaşmasına rağmen Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiği felç olmaya devam ediyor.
The Washington Post'un analizine göre; İran, altı haftalık çatışma süresince döşediği deniz mayınlarıyla stratejik dar boğazı adeta geçilmez bir kaleye dönüştürdü. Boğazdan geçiş için "haraç" istendiğini belirten ABD Başkanı Trump'ın İran limanlarına abluka kararı almasıyla kriz daha da derinleşti. Körfez'de 700'den fazla gemi mahsur kalmış durumda...
ABD ile İran arasında varılan ve ticari gemilerin geçişini kolaylaştırmayı öngören iki haftalık ateşkesin üzerinden bir hafta geçmesine rağmen, dünyanın en önemli enerji koridoru olan Hürmüz Boğazı'nda gerilim düşmek yerine daha da tırmanıyor. The Washington Post'ta (WP) yayımlanan kapsamlı analize göre, Washington yönetimi İran'ı ekonomik olarak köşeye sıkıştırmaya çalışsa da, Tahran elindeki en güçlü kozu, yani "coğrafyayı" ustalıkla kullanıyor.
Kpler verilerine göre, savaş öncesi Hürmüz Boğazı'ndan günde ortalama 130 gemi geçerken, ateşkesin ilanından bu yana bu sayı günde sadece 7 gemiye düştü. Kopenhag merkezli denizcilik danışmanlık şirketi Vespucci Maritime'dan Lars Jensen durumu, "Fiili olarak ateşkes boğazdaki durumu zerre kadar değiştirmedi" sözleriyle özetliyor. Rakamlar, boğazdaki fiili kapanmanın resmi bir yasaktan ziyade "yüksek riskten" kaynaklandığını gösteriyor.
İRAN'IN COĞRAFİ AVANTAJLARI...
Savaş öncesinde küresel petrol akışının yüzde 20'sini (günde 20 milyon varil) ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin yüzde 20'sini taşıyan Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'nin tek çıkış noktası konumunda. WP analizine göre İran, bu stratejik dar boğazı altı haftalık çatışma süresince döşediği deniz mayınlarıyla adeta geçilmez bir kaleye dönüştürdü.
Boğazın coğrafi yapısı gereği devasa ticaret gemileri sadece iki mil genişliğindeki dar şeritlerden geçmek zorunda kalıyor. Bu durum, onları İran'ın sarp kıyı şeridine saklanmış küçük saldırı botlarına ve adalara yerleştirilmiş gemisavar füzelerine karşı tamamen açık hedef haline getiriyor. Villanova Üniversitesi'nden Frank Galgano, "Mayınlar gerçek bir tehlike olduğu kadar psikolojik bir silaha da dönüştü" değerlendirmesini yapıyor.
"HARAÇ" KRİZİ VE YAPTIRIM ÇIKMAZI...
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), ana geçiş yollarındaki mayın riski nedeniyle gemilerin rotalarını kendi kıyılarına yakın olan Larak Adası çevresine saptırmalarını şart koşuyor. Bu sapma, İran ordusuna gemileri denetleme ve geçiş için "geçiş ücreti/gişe" adı altında para talep etme fırsatı veriyor.
ABD Başkanı Donald Trump bu talepleri doğrudan "haraç kesmek" olarak nitelendirerek, pazar günü ABD'nin İran limanlarına giren veya çıkan gemileri engelleyeceğini duyurdu. Bu durum uluslararası denizcilik şirketlerini büyük bir açmaza sürükledi. DMO'ya güvenli geçiş için para ödeyen şirketler, ABD ve AB yaptırımlarını delme suçuyla karşı karşıya kalma riski taşıyor.
700 GEMİ KÖRFEZ'DE MAHSUR KALDI...
Hürmüz'ün statüsündeki bu karmaşa ve yükselen riskler, denizcilik sektörünü "bekle-gör" politikasına itti. Windward verilerine göre pazartesi günü itibarıyla Basra Körfezi'nde 700'den fazla gemi mahsur durumda. Denizcilik devi Hapag-Lloyd, güvenlik garantisi verilene ve geçiş ücretleriyle ilgili durum netleşene kadar gemilerini boğazdan geçirmeyeceğini açıkladı.
Uzmanlar, İran'ın boğazı bir koz olarak kullanmaya devam etmek istediğini ancak kısıtlamaları çok fazla zorlamanın ateşkesi tamamen çökertme riski taşıdığını belirterek, Tahran'ın çok ince bir çizgide yürüdüğü konusunda uyarıyor.
KAYNAK: Ajanslar
- Kategori: Dünya
- Gösterim: 139953
- Kategori: Dünya
- Gösterim: 175094
İran İslam Cumhuriyeti Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada 2 şart sundu. Kalibaf, şartlar gerçekleşmeden görüşmelere geçilmesinin mümkün olmadığını söyledi...
ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a saldırılarıyla başlayan ve savaşta 8 Nisan'da sağlanan geçici ateşkesin ardından, İran'ın ateşkeş koşullarının henüz yerine getirilmediğini bildiren İran İslam Cumhuriyeti Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf söz konusu koşulların sağlanmadığı takdirde görüşmelere geçilmeyeceğini bildirdi.
ŞARTLAR BELLİ OLDU...
Kalibaf yaptığı açıklamada şunları kaydetti:
- "Taraflar arasında karşılıklı olarak üzerinde mutabakata varılan iki husus henüz uygulanmamıştır: Lübnan’da ateşkesin sağlanması ve İran’ın dondurulmuş (bloke edilmiş) varlıklarının, müzakerelere başlanmadan önce serbest bırakılması. Bu iki meselenin, müzakereler başlamadan önce yerine getirilmesi gerekmektedir."
Alanya Güneşi Haber Merkezi
KAYNAK: Ajanslar
- Kategori: Dünya
- Gösterim: 364750
İran medyasının aktardığına göre, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının ardından Hürmüz Boğazı'ndan petrol tankerlerinin geçişi durduruldu...
İranlı yetkili, ABD ile varılan ateşkes anlaşmasının Lübnan dahil tüm cepheleri kapsadığını belirterek, İsrail'in Lübnan'da ihlallerinin devam etmesi halinde Tahran'ın Washington ile yapılan ateşkesten çekileceğini bildirdi.
İsrail'in 10 maddelik anlaşmayı hiçe sayarak Lübnan'ı ağır bir şekilde bombalamasının ardından Orta Doğu'da ipler koptu. İran, İsrail'in saldırılarını sürdürmesi halinde ABD ile yapılan 14 günlük ateşkesten resmen çekileceğini duyurdu. Bu sert uyarının hemen ardından İran medyası, küresel petrol ticaretinin şahdamarı olan Hürmüz Boğazı'ndaki petrol tankeri trafiğinin durdurulduğunu açıkladı.
TANKER TRAFİĞİ DURDU...
İsrail’in Lübnan’a düzenlediği saldırıların ardından Hürmüz Boğazı’ndaki petrol tankeri trafiğinin durduğu öne sürüldü. Bölgedeki gerilimin artması, küresel enerji arzı açısından kritik öneme sahip boğazdaki hareketliliği doğrudan etkiledi.
İRAN’DAN ATEŞKES UYARISI: “ÇEKİLİRİZ”...
Öte yandan İranlı yetkililer, ABD ile varılan ve İsrail’i de kapsayan ateşkes anlaşmasına ilişkin sert mesajlar verdi.
Yetkili, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının ateşkesi ihlal ettiğini savunarak şu ifadeleri kullandı:
“Siyonist rejim (İsrail) buna rağmen sabahtan bu yana ateşkesi açıkça ihlal ederek Lübnan'a karşı acımasız saldırılar düzenledi. İsrail, Lübnan'a yönelik saldırılarına devam ederek ateşkesi ihlal etmeyi sürdürürse İran, anlaşmadan çekilecektir.”
TRUMP'IN TEK ŞARTI ÇÖPE GİTTİ...
Bu tarihi gelişme, ABD Başkanı Donald Trump'ın iki haftalık ateşkesi kabul ederken öne sürdüğü yegâne şart olan "Hürmüz Boğazı'nın TAM, DERHAL ve GÜVENLİ BİR ŞEKİLDE AÇILMASI" ilkesinin, İsrail'in saldırıları yüzünden daha ilk günden çöpe gittiği anlamına geliyor.
10 maddelik barış planının en önemli maddesi olan "Lübnan'a saldırıların durması" şartını İsrail'in ihlal etmesi, İran'ın da elindeki en büyük koz olan Hürmüz Boğazı'nı yeniden kapatmasına neden oldu. Bölge, kısa süreli barış umudunun ardından tekrar topyekûn bir bölgesel savaşın ve küresel enerji krizinin eşiğine sürüklendi.
KAYNAK: Ajanslar









