head

2183026 810x458 75f08
Pazar, 12 Temmuz 2026
rek_lam_11_386cd_1aab8.jpg

Siyaset

YRP-- Yeniden Refah Partisi lideri Fatih Erbakan, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün ABD Bağımsızlık Günü nedeniyle Amerikan bayrağının renkleriyle ışıklandırılmasına sert tepki gösterdi...

Erbakan, uygulamayı “ABD yönetimine şirin gözükme” olarak nitelendirerek, “Bu zihniyeti kınıyoruz” dedi.

Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün 4 Temmuz ABD Bağımsızlık Günü dolayısıyla kırmızı, beyaz ve mavi renklerle ışıklandırıldığı görüntüler siyasette tartışma yarattı.

Saadet Partisi (YRP) Genel Başkanı Mahmut Arıkan’ın ardından, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan da sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla uygulamaya tepki gösterdi.

Erbakan, köprünün ABD bayrağı renklerine büründürülmesini eleştirerek, kararı alan zihniyeti kınadıklarını söyledi.

 

Fatih Erbakan, açıklamasında ABD’nin Irak, Gazze ve İran politikalarını hedef aldı.

Erbakan, “Irak’ta 1 milyon sivilin öldürülmesine doğrudan ve dolaylı şekilde neden olan, Gazze’de 100 bin masum insanın İsrail tarafından katledilmesine en büyük desteği veren ve son olarak İran’da hastaneleri ve okulları vurarak katliam yapan, Siyonizmin en büyük hizmetkarı olan ABD Yönetimi’ne şirin gözükmek için dün akşam Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün ışıklandırmasını ABD bayrağının renkleriyle yapan zihniyeti kınıyoruz” ifadelerini kullandı.

Erbakan’ın açıklaması, FSM Köprüsü’ndeki ışıklandırmanın sosyal medyada gündem olmasının ardından geldi.

 

Aynı konuda Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan da sert bir açıklama yapmıştı.

Arıkan, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün Türkiye’nin tarihi, bağımsızlığı ve milli vakarının simgelerinden biri olduğunu belirterek, köprünün Amerikan bayrağı renkleriyle ışıklandırılmasını “hafıza tutulması” olarak nitelendirmişti.

Arıkan ayrıca, 15 Temmuz darbe girişimine gönderme yaparak, “15 Temmuz’da yaşanan hain kalkışmadan sorumlu tuttuklarınızı 4 Temmuz’da onurlandırmak hangi siyasi aklın eseridir?” sözleriyle iktidara yüklenmişti.

 

Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün kırmızı, beyaz ve mavi renklerle aydınlatılması, özellikle ABD’nin 4 Temmuz Bağımsızlık Günü ile aynı tarihe denk gelmesi nedeniyle tartışma konusu oldu.

Kamuoyunda ışıklandırmanın ABD’nin milli günü nedeniyle yapıldığı değerlendirmeleri öne çıkarken, resmi makamlardan uygulamaya ilişkin kapsamlı bir açıklama yapılmaması da muhalefetin tepkisini artırdı.

Erbakan ve Arıkan’ın açıklamalarıyla birlikte FSM Köprüsü’ndeki ışıklandırma, Türkiye-ABD ilişkileri, 15 Temmuz tartışmaları ve dış politika ekseninde yeni bir siyasi polemiğe dönüştü.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAK: Ajanslar

 

 
Son günlerde bazı yayın organlarında sıkça yayınlanan ve Özgür Özel ile beraber yol yürüdüğü CHP'li Milletvekillerinin Anadolu Birliği Partisine katılacağı ve O partinin amblemi ve oluşumu ile seçime gideceğine dair haber ve söylentilerin ardından ; Anadolu Birliği Partisi Genel Başkanı Bedri Yalçın ile Görüşen Alanya Güneşi Medya imtiyaz sahibi ve genel yayın Yönetmeni İbrahim AKDAĞ; doğru bilgi ve açıklamayı Genel Başkan Bedri Yalçın'ın ağzından okurlarına duyurdu.
 
 
Gazeteci AKDAĞ; Sayın Genel başkan ile telefonda görüştüm.
 
Kendisi ile çok samimi bir şekilde sohbet ettik ve bana yürek açıklığı ile şu ifadeleri kullandı.
 
- " İbrahim bey kardeşim , biliyorsun Anadolu Birliği Partisi 81 ilde yapılanmasını tamamlamış ve her gün halkımızın teveccühü ve desteği ile daha da büyüyerek halkın sesi ve gücü olmaya devam ediyor. Sorduğunuz soru hakkında şunu söyleyebilirim. Bizlerde bu tür haberleri okuyor ve konuşulanları duyuyoruz. Fakat ben veya partimizin Genel merkezinde ki arkadaşlarımızdan herhangi biri böyle bir görüşme yapmadı. Fakat CHP deki değerli vekiller partimize katılım sağlamak ve Anadolu Birliği Partisi çatısı altında halkımıza hizmet etmek isterlerse elbet de memnuniyet duyarız."
 
 
 
 
 
HABER: İbrahim AKDAĞ
 
 

İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu, CHP'yi hedef alan tartışmalı yargı süreçleri ve "mutlan butlan" kararı üzerinden iktidara tepki gösterdi...

Siyasetin sandık yerine adli müdahalelerle dizayn edilmek istendiğini savunan Dervişoğlu, "Biz iktidarın 'böl ve yok et' stratejisinin farkındayız. Devlet aklı, hukuku askıya alanların sığınağı olmayacaktır" dedi.

CHP Genel Merkezi’ne yönelik fiziki müdahaleleri ve adli süreçleri sert bir dille eleştiren İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, yaşananları "yargı kararı" diyerek normalleştirmenin mümkün olmadığını söyledi.

Siyasetin adalet zemininden kaydırılmasının toplumsal bir kaos doğuracağı uyarısında bulunan İYİ Parti lideri, Ankara siyasetinde yeni bir tartışma dalgası başlattı.

"SİYASETİ SANDIĞIN BELİRLEDİĞİ BİR ÜLKE İSTİYORUZ"

Dervişoğlu, CHP’ye yönelik hamlelerin arka planında siyaseti yeniden kurgulama arayışının yattığına dikkat çekerek, teamüllere ve demokratik ilkelere aykırı uygulamaların karşısında duracaklarını belirtti. İYİ Parti Genel Başkanı, mesajında şu ifadeleri kullandı:

"Siyasetin nasıl şekilleneceğini kurguladıklarını görüyoruz. CHP'nin cebren kapılarının kırılmasını, başına kayyum atanmasını 'yargı kararıdır' deyip geçmiyoruz. Biz bir kayyum cumhuriyeti istemiyoruz. Türk milletinin sözü üstün olsun istiyoruz. Siyaseti sandığın belirlediği bir ülke istiyoruz. Biz saltanat değil, Cumhuriyet istiyoruz. Hukukun yegane görevi, siyasetin adil bir şekilde ilerlemesini sağlamaktır."

"DEVLET AKLI" KAVRAMINA YENİ TANIM: "İKTİDAR KENDİ MENFAATİNİ SATIYOR"

Konuşmasının en dikkat çekici bölümlerinden birini "devlet aklı" tartışmalarına ayıran Müsavat Dervişoğlu, bu kavramın iktidar temsilcileri tarafından kendi siyasi hamlelerine dokunulmazlık kazandırmak amacıyla bir "kalkan" gibi kullanıldığını iddia etti.

Dervişoğlu, devlet vizyonu ve kurumsal akla dair felsefi bir çerçeve çizerek iktidarı şu sözlerle eleştirdi:

"İktidarın aldığı her kararın üstüne 'devlet aklı' diye mühür basıyorlar. Devlet aklı, iktidarın her yaptığına dokunulmazlık zırhı geçirmek değildir. Mevcut sistem, yargı bağımsızlığını tartışmalı hale getirip Meclis'i geri iterek devlet aklını bir kişinin siyasi ihtiyacına mahkum ediyor.

Devlet aklı anayasaya sadakatttır. Hukuk devletine bağlılıktır. Devletin kendi sınırlarını bilmek ve millete hesap verme ahlakıdır. Bu yüzden yargı bağımsızlığını tartışmalı hale getiren, Meclis'i geri iten bir sistem devlet aklını bir kişinin siyasi ihtiyacına mahkum eder. Devlet aklı hukuku askıya alanların sığınağı olmayacaktır."

Konuşmasının sonunda meydan okuyan bir ton seçen Dervişoğlu, "Artık ders alma zamanı değil, ders verme zamanıdır. Demokratik değerlere zarar verenlerle sonuna kadar mücadele edeceğiz. Geleceğiz, sıkı durun, hesap soracağız" diyerek erken seçim ve iktidar değişimine yönelik kararlılık mesajı verdi.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                      

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAK: Ajanslar

CHP lideri Özel, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Yürütme Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamada partisinin seçim sürecinde yeni bir aşamaya geçtiğini duyurdu...

Özel, 81 il ve 973 ilçede yoğun saha çalışması başlatıldığını belirterek, “İktidarı değiştirmek, iktidar olmak ve adaleti getirmek için savunmadan hücuma çıkıyoruz” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Yürütme Kurulu toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında, partisinin yeni dönem yol haritasını açıkladı. Özel, CHP’nin 81 il ve 973 ilçede eş zamanlı olarak sahaya çıkacağını belirterek, seçim gününe kadar sürecek yoğun bir çalışma takvimi başlattıklarını duyurdu.

 

Toplantının ana gündeminin, parti içinde yapılan kapsamlı değerlendirmelerin ardından ilan edilen saha programı olduğunu söyleyen Özel, “Yeni bir dönemi açacağımız kritik bir evrede, önemli bir başlangıç günündeyiz” ifadelerini kullandı.

“EN İYİ SAVUNMA HÜCUMDUR”...

Özgür Özel, 19 Mart 2025’ten bu yana CHP’ye ve partisinin cumhurbaşkanı adayına yönelik saldırılarla karşı karşıya kaldıklarını savunarak, bundan sonraki sürecin yalnızca direnme değil, aktif bir siyasal mücadele dönemi olacağını söyledi.

Özel, “Bundan sonra ne olacak, nasıl bir mücadele vereceksiniz, nasıl direneceksiniz?” sorusuna verdikleri yanıtı şu sözlerle açıkladı:

“En iyi savunma hücumdur arkadaşlar. Bugünden itibaren Cumhuriyet Halk Partisi bu kötülüklerin tamamını yapanlara karşı onları değiştirmek, iktidarı değiştirmek, iktidar olmak ve adaleti getirmek için savunmadan hücuma çıkıyor.”

CHP lideri, partisinin sahada yalnızca iktidarı eleştirmekle yetinmeyeceğini, ülkenin kronikleşmiş sorunlarına hangi çözümleri üreteceğini, Türkiye’yi nasıl yöneteceğini, yoksulluk ve işsizlikle nasıl mücadele edeceğini anlatacağını ifade etti.

“ISLAK İMZALI TUTANAKLARI ALMADAN DÖNMEYECEKLER”...

Özel, CHP örgütlerinin seçim gününe kadar tüm kadrolarıyla sahada olacağını söyledi. Merkez Yönetim Kurulu, Parti Meclisi, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi politika kurulları, milletvekilleri, il ve ilçe başkanları, kadın ve gençlik kolları ile sandık görevlilerinin çalışmalara katılacağını belirtti.

CHP lideri, sandık güvenliği konusunda özel bir hazırlık yürüttüklerini vurgulayarak, 4 Mayıs 2026 itibarıyla 106 bin sandık görevlisinin çalışmaya başladığını açıkladı.

Özel, bu görevlilerin yalnızca seçim günü sandık başında bulunmayacağını, şimdiden seçmenlerle birebir temas kuracağını söyledi. Hedeflerinin iki ay içinde 186 bin sandık görevlisine ulaşmak olduğunu belirten Özel, “Sandık görevlilerimiz bugünden itibaren çalışmaya başlıyor” dedi.

“SON GÜN, SEÇİMİ KAZANDIĞIMIZ GÜNDÜR”...

CHP Genel Başkanı, partisinin seçim çalışmaları açısından yeni bir evreye girdiğini belirterek, bu sürecin son gününün seçim zaferiyle tamamlanacağını ifade etti.

“Bu işin son günü seçimi kazandığımız gündür” diyen Özel, o güne kadar durmadan ve yılmadan çalışacaklarını söyledi.

Özel, CHP’nin 2023 kurultayından bu yana örgütünü sürekli hareket halinde tuttuğunu, yerel seçim kampanyası sırasında 105 miting yaptıklarını ve bu süreç sonunda partinin 47 yıl sonra birinci parti olduğunu hatırlattı.

15,5 MİLYON OY, 25,5 MİLYON İMZA VURGUSU...

Özgür Özel, konuşmasında CHP’nin cumhurbaşkanı adayını belirleme sürecine de geniş yer ayırdı. Partisinin 23 Mart’ta ön seçim yapacağını duyurduğunu, bu süreçte 700 binden fazla yeni üyenin partiye katıldığını belirtti.

Cumhurbaşkanı adayının gözaltına alınmasının ardından dayanışma sandıkları kurduklarını söyleyen Özel, 15,5 milyon vatandaşın sandığa giderek tepki gösterdiğini ifade etti.

Özel, daha sonra başlatılan imza kampanyasında ise 25,5 milyon yurttaşın “Adayımı bırak, sandığı getir” metnine imza attığını belirtti. CHP lideri, bu imzaların “İrade Milletindir” mitinglerinde yurttaşlarla buluşturulduğunu söyledi.

“MİTİNGLER ADALET ÖZLEMİNİN GÖSTERGESİ”...

CHP lideri, 19 Mart sürecinin ardından Saraçhane’de başlayan direnişin Maltepe mitingiyle Anadolu’ya taşındığını ve sonrasında her hafta farklı bir ilde, her çarşamba İstanbul’un bir ilçesinde mitingler düzenlediklerini söyledi.

Özel, bugüne kadar 107 “İrade Milletindir” mitingi yaptıklarını, Anadolu’da 55 ile ulaştıklarını belirtti. Son olarak Karabük’te düzenlenen mitinge dikkat çeken Özel, meydanların dolmasının yalnızca bir siyasi parti faaliyeti olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.

Özel, “Oraları dolduran milletin adalete duyduğu özlemdir” dedi.

CHP lideri, yurttaşların sandığa sahip çıkma iradesinin altını çizerek, “Cumhuriyetin en büyük kazanımı sandığı savunmaya gelenlerin, sandığa el uzatıldığında verecek tavizi yoktur” değerlendirmesinde bulundu.

“DEMOKRASİYİ KURTARMADAN EVE DÖNMEME ÇAĞRISI YAPIYORUZ”...

Özgür Özel, Kasım 2023’ten bu yana 242 kez meydanlarda olduklarını belirterek, yurttaşlara demokrasi mücadelesini sürdürme çağrısı yaptı.

“Milletimize demokrasiyi kurtarmadan eve dönmemeleri çağrısını yapıyoruz” diyen Özel, herkesin çağrıldığında meydanlarda, sokaklarda, eylemlerde ve sandıkta sözünü söylemesi gerektiğini belirtti.

Özel, yeni dönemde CHP kadrolarının yurttaşların kapısına gideceğini de söyledi. Türkiye’de gelirde, vergide, mahkemelerde ve sosyal hayatta adalet olmadığını savunan Özel, partisinin bu adaletsizliklere karşı sahada olacağını ifade etti.

ENFLASYON ÇIKIŞI: “BÜTÜN MAAŞLARDA ARA ZAM GEREKİYOR”...

Konuşmasında ekonomik tabloya da değinen Özel, açıklanan enflasyon verileri üzerinden hükümeti eleştirdi. Dört aylık enflasyonun yüzde 14,6’ya ulaştığını hatırlatan Özel, iktidarın yıl başındaki yıllık enflasyon hedefinin yüzde 16 olduğunu belirtti.

Özel, TÜİK rakamlarının tartışmalı olduğunu ifade ederek, buna rağmen yıllık hedefe dört ayda yaklaşıldığını söyledi.

CHP lideri, “Memura verilen, emekliye verilen, emekçiye verilen zamlar bu yüzde 16 yıllık enflasyon hedefine göre yapılmıştır. Bu hedefe neredeyse dört ayın sonunda ulaşılmıştır” dedi.

Bu nedenle maaşlarda ve devletin yurttaşa yaptığı ödemelerde hızlı bir düzeltmeye ihtiyaç olduğunu belirten Özel, “Mutlaka bütün maaşlarda bir ara zam” çağrısı yaptı.

Aylık yüzde 4,18’lik enflasyon oranına da dikkat çeken Özel, “Dünyada 100 ülkede bizde bir ayda yaşanan enflasyon bir yılda yaşanmıyor” ifadelerini kullandı.

“BİZİM MÜJDEMİZ SADECE SEÇİM KAZANMA MÜJDESİ DEĞİL”...

Özgür Özel, CHP’nin bundan sonraki mücadelesinin yalnızca iktidar değişikliği hedefinden ibaret olmadığını söyledi.

“Bizim müjdemiz, seçim kazanma müjdesi değildir. O sandığa vardığımızda seçimi kazanacağımızdan zaten eminiz” diyen Özel, asıl hedeflerinin güçlü kurumların, güçlü kuralların ve adil bir sistemin kurulduğu yeni bir Türkiye olduğunu belirtti.

Özel, CHP’nin vaat ettiği Türkiye’yi şöyle anlattı:

“Bizim müjdemiz, yönetimde yozlaşmanın bittiği, güçlü kurumların, güçlü kuralların yani sarsılmaz bir sistemin hayat bulduğu Türkiye müjdesidir. Bizim müjdemiz, faize, israfa, lükse, şatafata giden kaynakların son bulduğu, verginin adil toplandığı ve hakça bölüşüldüğü bir Türkiye müjdesidir.”

CHP lideri, düşmanlığın, kutuplaşmanın ve ötekileştirmenin sona erdiği; yurttaşların eşit, özgür ve huzurlu yaşadığı bir ülke hedeflediklerini söyledi.

“HİÇBİR OPERASYON VE KUMPAS BİZİ YOLUMUZDAN ÇEVİREMEYECEK”...

Özel, konuşmasının sonunda CHP’nin seçim sürecine ilişkin kararlılığını vurguladı.

“Hiçbir operasyon, hiçbir kumpas bizi yolumuzdan çeviremeyecek. Yolumuza kurulan hiçbir pusu, yürüyüşümüzü durduramayacak” diyen Özel, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nin parti programını hükümet programına, hükümet programını da seçim vaatlerine dönüştürecek bir çalışma yürüteceğini belirtti.

CHP lideri, “Güçlü Yurttaş, Güvenli Gelecek, Kazanan Türkiye” hedefiyle yola çıktıklarını belirterek, politika kurulu başkanlarının ve çalışma arkadaşlarının Ankara’nın ilçelerinden başlayarak tüm Türkiye’ye yayılacağını söyledi.

Özel, “Milletimize, seçime kadar direnç, metanet ve kararlılık diliyorum. Eninde sonunda bir kabusu bitireceğimiz, bir dönemi kapatacağımız, yeni bir dönemi açacağımız başlangıcın kritik bir evresinde, önemli bir başlangıç günündeyiz” sözleriyle açıklamasını tamamladı.

Özel'in açıklamalarının tamamı şu şekilde:

“Bugünden itibaren 81 ilimizde ve 973 ilçemizde yoğun bir programla sahaya çıkıyoruz. Mücadelede vitesi yükseltiyoruz ve yeni bir aşamaya geçiyoruz. Hiç şüphe yok ki Cumhuriyet Halk Partisi’ne 19 Mart 2025 tarihinden itibaren yapılan tüm saldırılar, bir sonraki Cumhurbaşkanı’na yapılan darbe girişimi, bir sonraki iktidarı iktidardan etmek için bugün iktidar eliyle ve yargı yetkisi kullandırılarak yapılan her türlü saldırı bizi kamuoyu önünde sürekli ‘Bundan sonraki aşama ne olacak ve siz buna nasıl direneceksiniz?’ sorusuyla karşı karşıya getirdi. Haklı olarak bizleri takip eden siz basın mensupları da bu soruyu sordunuz. Geçtiğimiz haftalarda peşi sıra yaptığımız Olağanüstü İl Başkanları Toplantısı, Parti Meclisi Toplantısı, MYK Toplantısı ve Aday Ofisi toplantılarımız ile belediye başkanlarımızla yapılan altı toplantıdan oluşan tam günlük bir çalışmanın sonunda da siz sormaya devam ediyorsunuz; ‘Bundan sonra ne olacak, nasıl bir mücadele vereceksiniz, nasıl direneceksiniz?’ Buna kurumsal ama halk arasında çokça kullanılan ve futbolda da bütün dünyada çok beğenilen bir yanıtımız var. En iyi savunma hücumdur arkadaşlar. Bugünden itibaren Cumhuriyet Halk Partisi bu kötülüklerin tamamını yapanlara karşı onları değiştirmek, iktidarı değiştirmek, iktidar olmak ve adaleti getirmek için savunmadan hücuma çıkıyor, sahaya gidiyor ve orada ülkenin yerleşmiş, kronikleşmiş, insanları canından bezdirmiş sorunlarına hangi çözümleri üreteceğini, bu ülkeyi nasıl yöneteceğini, yoksulluğu ve işsizliği nasıl yok edeceğini, asık suratları nasıl güldüreceğini, umutsuzluğun yerini umuda nasıl çevireceğini anlatıyor. Bunun için tüm kadrolarıyla birlikte sahaya çıkıyor. Seçim gününe kadar… Bugün Türkiye’de Cumhuriyet Halk Partisi örgütü, milletvekilleri, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’ndeki Politika Kurulu başkanları, Parti Meclisi üyeleri, Yüksek Disiplin Kurulu üyeleri, il başkanları, ilçe başkanları, sandık görevlileri sokağa çıkıyorlar, sahaya çıkıyorlar ve ıslak imzalı tutanakları almadan geriye dönmeyecekler.”

“SON GÜN, SEÇİMİ KAZANDIĞIMIZ GÜN”...

“Seçim çalışmaları bundan sonra yeni bir evreye girmiştir. Bu işin son günü seçimi kazandığımız gündür. O güne kadar durmadan ve yılmadan çalışacaklar. Biraz önce ifade ettiğim gibi merkezi düzeyde, dört koldan sahadayız. Merkez Yönetim Kurulumuz, Parti Meclisi üyelerimiz, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Yürütme Kurulu üyelerimiz ve milletvekillerimiz; ayrıca illerde ve ilçelerde il başkanlarımız ve ilçe başkanlarımız; kadın ve gençlik kollarımız hep birlikte sahada olacaklar. Sandık görevlilerimize özel bir vurgumuz var. Özel vurgu şudur; bugün itibariyle 106 bin sandık görevlimiz, seçim günü sandıklarında görev yapacak 106 bin arkadaşımız o gün sandıklarında oy kullanacak kimi köyündeki 40 kişi, kimi büyükşehir ilçesindeki 300 - 320 kişiyle birebir görüşmeye, yüz yüze görüşmeye, göz hizasından iletişim kurmaya, onların elini sıkmaya, kendini tanıtmaya, onları tanımaya ve bundan sonra her fırsatta onlarla birlikte olmaya başlıyor. Geçmişte seçime iki ay kala ‘Sandıklar sağlam mı?’ sorusuna 2,5 yıl önceden verdiğimiz cevap ‘Sandık görevlileri tamamdır, irademiz sağlamdır’ ve oy kullanmaya geldiklerinde o güne kadar en az beş - altı kez görüşmüş oldukları, tanışmış oldukları, belki artık birbirlerinin ismini öğrenmiş oldukları sandık görevlilerimiz bugünden itibaren çalışmaya başlıyor. Rakam, 4 Mayıs 2026 itibariyle 106 bindir. Ellerindeki ‘Benim Sandığım’ uygulama programlarıyla, saha ziyaretlerine bu sabah çıkmaya hazır olduklarını bizlere yaptıkları bildirimlerle. Bu rakam en nihayetinde 186 bin hedef sayısına ulaşacaktır. Bunun için önümüzdeki iki ayı hedefliyoruz. İki ayın sonunda tüm sandık görevlileri kapıları çalmaya, kendilerini tanıtmaya, tanışmaya ve bundan sonra sürekli bir iletişim halinde olmaya devam edecekler. ‘Bugünden itibaren çarşıda, pazarda, caddede, sokakta, çalmadık kapı ve sıkılmadık el bırakmadan çalışmaya başlıyoruz’ diyemem, örgütümüzün halen çalışmakta olan neferlerine haksızlık olur. Ama tam kadro bu çalışmalara katılıyoruz.”

“ZATEN SEFERBERLİK HALİNİ ÖNCELEMİŞTİK”...

“Değerli basın mensupları biz 2023 kurultayından bu yana zaten böyle bir seferberlik hali için örgütümüzü, üyelerimizi sokaktan hiç çekmeden, onları sürekli bir hareketlilik halinde, bir mobilizasyon halinde ve günü geldiğinde zaten alışık oldukları, çağrıldıklarında koştukları, üzerine düşeni yapacakları bir aktivasyon halinde bir tam hazırlık halinde hem zihnen hem de fiziken tutmayı öncelemiştik. Bu konuda şahidimiz, tanığımız sizlersiniz. İlk başta, ilk aşamada yerel seçim kampanyasında tam 105 miting yaptık. Bu 105 mitingin sonucunda yüzde 38 oy oranıyla 47 yıl sonra partimizi birinci parti yaptık. Bu başarıdan sonra ‘Başarıyı kutlayalım, oturalım, tadını çıkaralım’ demedik. Hemen ardından 21 büyük halk buluşması, dokuz tematik mitingle; Rize’deki çay mitinginden tutun da atanmayan öğretmenlerin Taksim mitingine, Kocaeli’ndeki emek mitingine, Gaziantep’teki fıstık mitingine, Manisa’daki tarım mitingine kadar dokuz tematik mitingle toplam 30 saha çalışmasını, halk buluşmasını birlikte gerçekleştirdik. Üçüncü evre; milletimizin hem yerel seçimlerde hem de ardından yapılan tüm kamuoyu araştırmalarında iktidar değişimini isteğini göstermesi ve bizim de Cumhurbaşkanı adayını yine sahada, yine milletin arasında ön seçimle belirleme kararımızla oldu. Biz bu noktada 23 Mart günü bir ön seçim yapacağımızı, bu ön seçimde Cumhurbaşkanı adayımızı belirleyeceğimizi ilan etmiştik. Bu ilanla birlikte geçen yıl şubat ayı boyunca, kısa şubatta, aramıza katılanların da oy verebileceğini, yani o ana kadar üye olmayanların kısa şubat boyunca geldiklerinde oy kullanabileceklerini ifade etmiştik. Bu çağrımıza 700 binin üzerinde yeni üye katılımıyla milletimiz bu heyecanı ortak oldu ve üye sayımız bir anda 1 milyon 200 binden 2 milyona yaklaşan bir sayıya ulaştı. Tam 2 milyon üyemizle ön seçim yapmayı hedeflediğimiz gün Cumhurbaşkanı adayımızı gözaltına aldılar. Biz de milletimizi bu haksızlığa karşı kuracağımız ön seçim sandıklarında bizimle dayanışmaya davet ettik. 2 milyon üyemizin oy kullanacağı sandığın yanına birer dayanışma sandığı kurduk ve hepiniz 23 Mart tarihinde milletin darbeye karşı cevabını gördünüz ve 15,5 milyon vatandaşımız sandıklara gelerek, ilçe başkanlıklarının ya da oy kullanma merkezlerinin önünde kilometrelere varan kuyruklar oluşturarak, kimi iki elindeki iki bastonuyla kimi karnındaki üç aylık bebesi ile o sandıklara koşturdu. Kimi çiçek yapıp, kalp yapıp sandığın içine attı. Kimi Cumhurbaşkanı adayı noktasında belki de tarihinde ilk kez Cumhuriyet Halk Partisi ile aynı sandıkta buluştu. Ancak darbecilerin zorbalığına demokratik cevabı 15,5 milyon vatandaşımız bir pazar günü verdi, geldi, seçti ve tarihe geçtiler. Ardından biz tutuklamanın yapılmasıyla yani 15,5 milyon kişinin aday gösterdi Cumhurbaşkanı adayının tutuklanıp hapse konmasıyla birlikte tarihin en büyük imza kampanyasını başlattık. Ve hep birlikte Türkiye’de 25,5 milyon vatandaşımızın ‘Adayımı bırak, sandığı getir. Adayımı yanımda, sandığı önümde istiyorum’ diyen bir metne imza atıklarını gördük. O metni zaman zaman 25,5 milyon kişinin imzaladığı, bir TIR büyüklüğündeki 25,5 milyon imzayı halen daha İrade Milletindir mitinglerimize taşıyoruz ve milletimizle buluşturuyoruz.”

“MİLLETİN ADALETE ÖZLEMİNİN GÖSTERGESİ”...

“Bu beş aktif saha çalışmasının ardından 19 Mart darbesine Saraçhane’de direndiğimiz yedi gün, köprüyü geçip Anadolu’ya ayak bastığımız Maltepe mitinginden sonra durmayacağımızı ilan etmiş ve her hafta sonu bir ilde ve her çarşamba akşamı İstanbul’un bir ilçesinde sesimizi yükselteceğimizi söylemiştik. İstanbul’un tüm ilçelerinde, 39 ilçede mitinglerimizi yaptık. Üç büyük bölge mitingi yaptık. Birinci yıl mitingimizi yaptık ve şu ana kadar da dün 107’ncisini yaptığımız, Anadolu’da da 55 ile ulaşarak mitinglerimizi yaptığımız İrade Milletindir mitingleri ile sokakta, sahada, meydanda ve eylemdeyiz. Dün Karabük’teydik. Karabük’te meydana sığılmamış olması bütün basın - yayın organlarında ve sosyal medyada gündemdeydi. 107 mitingin 107’sinde daha önce hiç gidemediğimiz meydanları, kimsenin dolduramadığı bir kalabalıkla doldurmamız; orada yapılanın bir siyasi faaliyet, bir siyasi partinin daveti, bir siyasetçinin hitabeti değil; oraları dolduran milletin adalete duyduğu özlemin olduğunun altını çizmek isteriz. O yüzden bir siyasi partiyi değil Cumhuriyetin en büyük kazanımı sandığı savunmaya gelen, istendiğinde vergi veren, istediğinde askere giden, istendiğinde askere gönderdiği evladının bayrağı sarılı tabutu gelince ‘Vatan sağ olsun’ diyenlerin sandığa el uzatıldığında verecek tavizi olmadığını görünmesini isteriz. Bugüne kadar yapılan ve dün de Karabük’te yapılanın milli iradeye sahip çıkmak, tek adam yerine sözü milletin söyleyeceğine inanç ve bunun yolunun sandık olduğunun bilincindeki milletin iradesi olduğunu bir kez daha hatırlatmak isteriz.”

“MİLLETİMİZE DEMOKRASİYİ KURTARMADAN EVE DÖNMEME ÇAĞRISI YAPIYORUZ”...

“Kasım 2023’ten beri 242 kez meydanlarda olan milletimize demokrasiyi kurtarmadan eve dönmemeleri çağrısını yapıyoruz. Bunun için herkes çağrıldığında meydanlarda, sokaklarda, eylemlerde ve sözünü söylemesi gereken neresiyse orada buluşmalı, son sözü de sandıkta söylemeli, milleti kurtarmalıdır. Onlar evlerine döndüklerinde bizleri de kapılarında bulacaklar. Bugünden itibaren hep beraber yeni bir aşamaya geçiyoruz. Milletimiz yıllardır her alanda adaletsizlik yaşıyor. Gelirde adalet yok, vergide adalet yok, mahkemelerde adalet yok, sosyal hayatta adalet yok. Bitmeyen bir ekonomi krizin ortasındayız, iktidar değişmediği takdirde krizin biteceğine yönelik en ufak bir inanç, en ufak bir gösterge de yoktur. Bugün açıklanan rakamlarla dört aylık enflasyon yüzde 14,6’ya ulaşmıştır. Bu iktidarın bu yıl başlarken yıllık enflasyon hedefi yüzde 16’ydı. Bir yılda ulaşılacak noktaya enflasyon rakamları ki TÜİK’in rakamlarının ne kadar tartışmalı olduğunu sadece hatırlatmak isterim. TÜİK rakamlarına göre bir yıllık hedefe, dört ayda ulaşılmıştır. Yani memura verilen, emekliye verilen, emekçiye verilen zamlar bu yüzde 16 yıllık enflasyon hedefine göre yapılmıştır. Bu hedefe neredeyse dört ayın sonunda ulaşılmıştır. Bu yüzden mutlaka bütün maaşlarda bir ara zam, bütün ödemelerde, devletin bütün ödemelerinde vatandaşa yapacağı bu enflasyonla ilgili hızlı bir düzeltmeye ihtiyaç vardır. Aylık yüzde 4,18’lik oran, maalesef bu aylık oran 100 ülkenin yıllık enflasyondan fazladır. Yanlış duymadınız. Dünyada 100 ülkede bizde bir ayda yaşanan enflasyon bir yılda yaşanmıyor. Bizim vatandaşlarımız böyle bir kötü yönetime mecbur bırakılmış durumda. Her gün iğneden ipliğe zam haberlerine uyanıyoruz. Her gün hukuksuz bir operasyona uyanıyoruz. Her gün derinleşen bir eşitsizlikle yüzleşiyoruz, güvende tutulmayan yurttaşlarımızın acı haberlerine uyanıyoruz her gün. İşte tüm bu adaletsizliklere karşı sokaktayız. Türkiye’yi bu hale getirenler bu millete umut olamadılar, asla da olamayacaklar. Türkiye’nin umudu; tüm demokratların özgür, bağımsız, adil ve refah içinde bir ülke kurma mücadelesini birlikte vermesindedir. Bunun için mücadeleyi ülkemizin her bir mahallesinde, her bir caddesinde, her bir sokağında, her bir evin kapısında, her köyün mezranın kahvesinde, yani vatandaşımız neredeyse orada sürdürmeye kararlıyız.”

“BİZİMKİ SADECE SEÇİM KAZANMA MÜJDESİ DEĞİL”...

“Bundan sonraki süreçte artık bizim verdiğimiz mücadele bir kararlılık değil, bir müjde içermektedir. Bizim müjdemiz, seçim kazanma müjdesi değildir. O sandığa vardığımızda seçimi kazanacağımızdan zaten eminiz. Bizim müjdemiz, yönetimde yozlaşmanın bittiği, güçlü kurumların, güçlü kuralların yani sarsılmaz bir sistemin hayat bulduğu Türkiye müjdesidir. Bizim müjdemiz, faize, israfa, lükse, şatafata giden kaynakların son bulduğu, verginin adil toplandığı ve hakça bölüşüldüğü bir Türkiye müjdesidir. Bizim müjdemiz, düşmanlığın, kutuplaşmanın, ötekileştirmenin bittiği, milletimizin huzur, barış ve kardeşlik içinde yaşadığı bir Türkiye müjdesidir. Bizim müjdemiz, devleti güçlü, milleti huzurlu, vatandaşları eşit ve özgür kılma müjdesidir. Söz veriyoruz, hiçbir operasyon, hiçbir kumpas bizi yolumuzdan çeviremeyecek. Yolumuza kurulan hiçbir pusu, yürüyüşümüzü durduramayacak.”

“MİLLETİMİZE SEÇİME KADAR DİRENÇ, METANET VE KARARLILIK DİLİYORUM”

“Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi, bir yıllık çalışmanın sonunda ortaya çıkan ve değişen programlarımızla, ‘Güçlü Yurttaş, Güvenli Gelecek, Kazanan Türkiye’ hedefiyle yola çıkanların bugünden itibaren Parti Programını, hükümet programına, hükümet programını seçim vaatlerine çeviren ve bunu gerçek muhatabına, milletimize ileten yürüyüşün başlangıcındayız. 81 ilde il başkanlarımız, güne il yönetimleriyle, ilçe başkanlarımız, ilçe yönetimleriyle birlikte yaptıkları toplantılarla başladılar. Milletvekillerimiz tüm illerdeler, Parti Meclisi üyelerimiz, MYK üyelerimiz tüm illerdeler. Ben de Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisimizin pazartesi toplantısını, günün erken saatlerine alarak, bugün yani 4 Mayıs 2026 Pazartesi günü saat 12.00 itibariyle Cumhuriyet Halk Partisi Aday Ofisi’ndeki, Politika Kurulu Başkanlarımızı, gelecekteki iktidarımızın bakanlarını ve onların çalışma arkadaşlarını, bugün Ankara’nın tüm ilçelerine, daha sonra da tüm Türkiye’ye uğurluyoruz. Elbette çalışmalarına devam edecekler. Program çalışmalarına, hükümet programı çalışmalarına burada devam edecekler ancak bir ayakları buradayken, bir ayakları, tüm bedenleri, gönülleri Anadolu’da, 81 ilde, 973 ilçede olacak. Ben, arkadaşlarımıza çalışmalarında başarılar diliyorum. Milletimize, seçime kadar direnç, metanet ve kararlılık diliyorum. Eninde, sonunda bir kabusu bitireceğimiz, bir dönemi kapatacağımız, yeni bir dönemi açacağımız başlangıcın kritik bir evresinde, önemli bir başlangıç günündeyiz. Milletimiz için hayırlı olsun, hepimiz için hayırlı olsun. Yolumuz açık olsun, yolunuz açık olsun.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAK: Ajanslar

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptığı açıklamada Kurban Bayramı tatilinin 9 güne çıkarıldığını duyurdu...

Erdoğan, ihracatta Cumhuriyet tarihi rekoru kırıldığını belirtirken, enflasyonla mücadelede kararlılık mesajı verdi; Avrupa Birliği’ne ise “Türkiye’nin tam üye olarak yer almadığı bir AB küresel aktör olamaz” sözleriyle seslendi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yapılan Bakanlar Toplantısı’nın ardından millete seslendi.

Erdoğan’ın açıklamalarında Kurban Bayramı tatilinin 9 güne çıkarılması, nisan ihracatında 25,4 milyar dolarla rekor kırılması, turizm gelirlerindeki artış, işsizlik oranının yüzde 8,1’e gerilemesi, enflasyonla mücadele mesajları ve Avrupa Birliği’ne yönelik sert değerlendirmeler öne çıktı. Erdoğan ayrıca Aile ve Gençlik Fonu kapsamındaki evlilik kredisinde ikinci çocuk sahibi olan çiftlerin kalan taksitlerinin tamamen hibe edileceğini açıkladı.

 

Erdoğan, konuşmasının başında Güneydoğu’da etkili olan sağanak ve fırtınaya değindi. Gaziantep, Şanlıurfa ve Adıyaman başta olmak üzere farklı illerde yaşanan olumsuz hava koşullarından etkilenen vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileten Erdoğan, meydana gelen kazalarda hayatını kaybedenlere rahmet, yaralılara acil şifa diledi.

Tarım ve İçişleri Bakanlıklarının sahadaki birimlerle süreci yakından takip ettiğini söyleyen Erdoğan, hasar tespit çalışmalarının titizlikle yürütüldüğünü ifade etti.

“TÜRKİYE İSTİKRAR ADASI KONUMUNU GÜÇLENDİRİYOR”...

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyada ve bölgede çatışmaların, siyasi ve ekonomik çalkantıların arttığı bir dönemden geçildiğini belirterek, Türkiye’nin bu süreçte hedeflerinden sapmadan yoluna devam ettiğini söyledi.

Bölgedeki her krizin Türkiye’nin son 23 yılda kat ettiği mesafeyi daha görünür hale getirdiğini savunan Erdoğan, Türkiye’nin “bölgesinin en güçlü ve en istikrarlı ülkesi” olarak öne çıktığını dile getirdi.

Erdoğan, Türkiye’nin artık kendi ayakları üzerinde duran, bunun ötesinde dostlarına ve kardeşlerine zor zamanlarında destek veren bir ülke konumuna geldiğini söyledi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin sağladığı avantajlarla savaşın yıkıcı etkilerinin birçok alanda en düşük seviyede tutulabildiğini ifade etti.

NİSAN İHRACATINDA REKOR: 25,4 MİLYAR DOLAR...

Ekonomiye ilişkin verileri de paylaşan Erdoğan, geçen hafta açıklanan rakamların Türkiye ekonomisinin küresel krizleri yönetme kapasitesini yeniden gösterdiğini belirtti.

Nisan ayında ihracatın yıllık bazda yüzde 22,3 artarak 25,4 milyar dolara ulaştığını açıklayan Erdoğan, ocak-nisan dönemi ihracatının ise 88 milyar 630 milyon dolar olduğunu söyledi.

12 aylık ihracat tutarının ilk kez 275,8 milyar dolara çıkarak Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdığını ifade eden Erdoğan, ihracatın 166 ülke ve bölgede arttığını, 26 sektörün tamamında yükseliş kaydedildiğini bildirdi.

Sektörlere göre ihracatta otomotiv 3,9 milyar dolarla ilk sırada yer aldı. Kimyevi maddeler 3,1 milyar dolarla ikinci, elektrik-elektronik 1,8 milyar dolarla üçüncü, hazır giyim ise 1 milyar 451 milyon dolarla dördüncü sırada yer aldı.

SAVUNMA VE HAVACILIK İHRACATI 962 MİLYON DOLARA ULAŞTI...

Erdoğan, savunma ve havacılık ihracatındaki artışa ayrıca dikkat çekti. Bu alanda ihracatın 962 milyon dolara ulaştığını belirten Erdoğan, yılın ilk dört ayında savunma ve havacılıkta yüzde 28 oranında artış sağlandığını söyledi.

Cumhurbaşkanı, 1018 firmanın ilk kez yurt dışına ürün satma başarısı gösterdiğini de açıkladı. Ticarette korumacılığın arttığı, talebin daraldığı ve jeopolitik risklerin yükseldiği bir dönemde bu rakamların önemli olduğunu söyleyen Erdoğan, Türkiye’nin ihracat potansiyelinin bunun çok üzerinde olduğunu vurguladı.

Erdoğan, yeni pazarlara açılarak, ihracatı teşvik ederek ve ihracatçılara destek vererek daha yüksek rakamlara ulaşacaklarını belirtti.

TURİZMDE GÜÇLÜ BAŞLANGIÇ...

Cumhurbaşkanı Erdoğan, turizm verilerine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. 2025 yılının 64 milyon ziyaretçi ve 65,2 milyar dolar turizm geliriyle kapandığını hatırlatan Erdoğan, 2026’ya güçlü bir başlangıç yapıldığını söyledi.

Erdoğan’ın verdiği bilgilere göre, yılın ilk çeyreğinde turizm geliri geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 4,2 artarak 9 milyar 896 milyon dolara çıktı. Aynı dönemde turist sayısı da yüzde 4,2 artışla 9 milyon 219 bine ulaştı.

İlk çeyrekte yabancı ziyaretçilerin kişi başı gecelik ortalama harcamasının 116 dolardan 119 dolara yükseldiğini belirten Erdoğan, uluslararası organizasyonların da Türk turizmine katkı sunacağını ifade etti.

İŞSİZLİK YÜZDE 8,1’E GERİLEDİ...

Erdoğan, istihdam tarafındaki verilerin de olumlu olduğunu söyledi. İşsizlik oranının bir önceki aya göre 0,3 puan azalarak yüzde 8,1’e gerilediğini belirten Erdoğan, istihdam edilenlerin sayısının 226 bin kişi artarak 32 milyon 425 bine çıktığını açıkladı.

İstihdam oranının 0,3 puan artışla yüzde 48,5’e yükseldiğini kaydeden Erdoğan, iş gücü sayısının mart ayında 129 bin kişi artarak 35 milyon 298 bine ulaştığını, iş gücüne katılma oranının ise yüzde 52,8’e çıktığını söyledi.

Erdoğan, işsizlik oranının tek haneli seyrini 35’inci ayında da koruduğunu belirtti. Bununla birlikte atıl iş gücü oranındaki yükselişin dikkatle takip edildiğini ifade etti.

ENFLASYON MESAJI: “RÜZGARA KARŞI YÜRÜYORUZ AMA İRADEMİZDE GERİLEME YOK”...

Konuşmasında nisan ayı enflasyon verilerine de değinen Erdoğan, TÜFE’nin nisan ayında yüzde 4,18 arttığını hatırlattı.

Savaşın etkilerinin en fazla hissedildiği alanlardan birinin enflasyon olduğunu belirten Erdoğan, akaryakıt fiyatlarının dünyada olduğu gibi Türkiye’de de fiyatlar üzerinde ağır baskı oluşturduğunu söyledi.

Erdoğan, enflasyonla mücadelede küresel atmosfer nedeniyle zor bir süreçten geçildiğini belirterek, “Rüzgara karşı yürüyor olsak da irademizde en küçük bir gerileme yoktur” mesajı verdi. Karamsarlığa kapılmadan ve “felaket tellallarına kulak asmadan” yollarına devam edeceklerini söyledi.

AB’YE SERT ÇIKIŞ: “TÜRKİYE’SİZ AB KÜRESEL AKTÖR OLAMAZ”...

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının önemli bir bölümünü Türkiye’nin Avrupa Birliği sürecine ayırdı. Son dönemde Türkiye’nin Avrupa’daki konumuna ilişkin bazı tartışmalar yaşandığını söyleyen Erdoğan, Türkiye-AB ilişkilerinin tarihsel seyrini anlattı.

Türkiye’nin Avrupa Ekonomik Topluluğu’na başvurusunun 31 Temmuz 1959’da yapıldığını, 1963’te Ankara Anlaşması’nın imzalandığını hatırlatan Erdoğan, Türkiye’nin uzun yıllar boyunca siyasi gerekçelerle müzakere masasının dışında bırakıldığını savundu.

Yunanistan’ın 1975’te yaptığı başvurunun ardından 1981’de AB’ye kabul edildiğini hatırlatan Erdoğan, Türkiye’nin ise siyasi saiklerle sürecin dışına itildiğini söyledi. 12 Eylül darbesiyle ilişkilerin askıya alındığını, daha sonra Turgut Özal döneminde tam üyelik başvurusuyla sürecin yeniden ivme kazandığını belirtti.

Erdoğan, Türkiye’nin 1996’da Gümrük Birliği ile geçiş dönemini tamamladığını, 1999 Helsinki Zirvesi’nde adaylığının onaylandığını, 2005’te ise müzakere sürecinin başladığını hatırlattı.

“SORUMLULUKLARIMIZI YERİNE GETİRDİK”...

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti iktidarı döneminde AB sürecine yeni bir soluk kazandırıldığını belirtti. İki yıllık süreçte 8 uyum paketinin Meclis’ten geçtiğini, 53 kanunun 218 maddesinde değişiklik yapıldığını, anayasa paketlerinin kabul edildiğini söyledi.

Buna rağmen 2004’te Avrupa Birliği’nin Türkiye olmadan 10 ülkeyi üyeliğe kabul ettiğini, bunlar arasında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin de yer aldığını hatırlatan Erdoğan, Türkiye’nin tüm bu kararları “sineye çekerek” yoluna devam ettiğini ifade etti.

2006-2010 döneminde 13 faslın müzakereye açıldığını, 2010-2013 arasında ise yalnızca bir faslın açılabildiğini belirten Erdoğan, 2012’de başlatılan pozitif gündemin de sadece iki yıl sürdüğünü kaydetti.

“AVRUPA’NIN TÜRKİYE’YE İHTİYACI DAHA FAZLA”...

Erdoğan, 2015’ten itibaren Suriye iç savaşının yol açtığı düzensiz göç dalgasıyla Türkiye-AB ilişkilerinin yeniden yoğunlaştığını ancak 15 Temmuz darbe girişimi karşısında AB’nin Türkiye’ye geç, yetersiz ve isteksiz destek verdiğini söyledi.

Türkiye’nin çifte standartlara rağmen tam üyelik yolundaki çalışmalarını sürdürdüğünü vurgulayan Erdoğan, Avrupa’daki bazı çevrelerin Türkiye’ye yönelik önyargılarını aşamadığını belirtti.

Erdoğan, “Türkiye’nin tam üye olarak yer almadığı bir Avrupa Birliği’nin küresel bir aktör ve çekim merkezi olmayacağı artık anlaşılmalıdır” dedi.

Türkiye’nin ihtiyaç duyulduğunda kapısı çalınacak, diğer zamanlarda ötelenebilecek bir ülke olmadığını belirten Erdoğan, AB’nin Türkiye’nin yapıcı tavrının kıymetini bilmesi gerektiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı, Avrupa’nın Türkiye’ye duyduğu ihtiyacın, Türkiye’nin Avrupa’ya duyduğu ihtiyaçtan daha fazla olduğunu savundu ve bu ihtiyacın gelecekte daha da artacağını söyledi.

“MESELE ANKARA’NIN DEĞİL, BRÜKSEL’İN NEREDE DURDUĞUDUR”...

Erdoğan, Türkiye’nin küresel sistemin çok kutupluluğa evrildiği yeni dönemde en güçlü aday ülkelerden biri olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı, “Dün olduğu gibi bugün de mesele Ankara’nın nerede durduğu değildir, mesele Brüksel’in geleceğin dünyasında nerede olmak istediğidir” ifadelerini kullandı.

Avrupa’nın bir yol ayrımında olduğunu dile getiren Erdoğan, AB’nin ya Türkiye’nin büyüyen gücünü bir fırsat olarak göreceğini ya da dışlayıcı söylemlerin Avrupa’nın geleceğini karartmasına izin vereceğini söyledi.

İKİNCİ ÇOCUKTA KALAN BORÇ SİLİNECEK...

Kabine sonrası açıklamanın en dikkat çeken başlıklarından biri de Aile ve Gençlik Fonu kapsamındaki evlilik kredisine ilişkin yeni düzenleme oldu.

Erdoğan, yuva kurmak isteyen gençlere 200 bin ila 250 bin lira arasında destek sağlandığını hatırlattı. Daha önce geri ödeme süresi içinde ilk çocuğunu dünyaya getiren çiftler için 12 aylık taksitin hibe edilmesi ve kalan taksitlerin 12 ay ertelenmesi kararı alındığını belirtti.

Erdoğan, bu desteğin şimdi bir adım daha ileri taşındığını açıkladı.

Yeni düzenlemeye göre, geri ödeme dönemi içinde ikinci çocuğu olan çiftlerin kalan taksitlerinin tamamı hibe edilecek. Erdoğan, kararın genç çiftlere hayırlı olmasını diledi.

TOPLANTI SONRASI ÜÇ ANA MESAJ...

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bakanlar Toplantısı sonrası açıklamasında üç başlık öne çıktı.

Ekonomide ihracat, turizm ve istihdam verileri üzerinden “güçlü performans” mesajı verildi. Enflasyonla mücadelede ise küresel koşulların zorluğuna rağmen kararlılık vurgusu yapıldı.

Dış politikada Avrupa Birliği’ne yönelik eleştiriler dikkat çekti. Erdoğan, Türkiye’nin tam üyeliği olmadan AB’nin küresel ölçekte etkili bir aktör olamayacağını söyledi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAK: Ajanslar